
Esas No: 2016/6190
Karar No: 2018/1087
Karar Tarihi: 01.02.2018
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2016/6190 Esas 2018/1087 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ..."nın 17.7.2012 tarihinde aldığı vekalet ile diğer davalı şirketten olan işçilik alacağının tahsili için dava açıp takip ettiğini, davalı ..."nın diğer davalı şirketin uzlaşma teklifini kabul ederek sulh olduğunu ve kendisini haksız olarak 7.9.2013 tarihinde azlettiğini, vekalet ücretine ilişkin olarak 3.000,00 TL. dışında da bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek, uzlaştığı 24.000,00 TL. üzerinden sözleşme ile kararlaştırılan % 15 oranı üzerinden hesaplanan vekalet ücreti bakiyesi ile karşı yan vekalet ücreti toplamı 4.128,00 TL.nin davalılardan müteselsilen ödetilmesini istemiştir.
Davalı ... , davacı avukatın 20.000,00 TL. üzerinden dava açtığını ve karşı tarafla anlaşma ile 24.000,00 TL.nı haricen tahsil ettiğini ve davadan bu nedenle feragat ettiğini, sözleşmede kararlaştırılan ücret ile masrafları ödediğini savunmuş, davalı şirket de ortada bir sulhun bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacının, davalı ..."dan aldığı 17.7.2012 tarihinde aldığı vekalet ile diğer davalı şirket aleyhine işçilik alacaklarının tahsiline ilişkin İş mahkemesi"nde 20.7.2012 tarihinde dava açıp takip ettiği, davalı ... ile davalı şirket arasında imzalanan 6.9.2012 tarihli " sulh ve ibra " başlıklı belge ile 24.000,00 TL. bedelli çek karşılığında dosya davacısı ..."nın davadan feragat edeceğinin kararlaştırıldığı, davalı ..."nın da İş mahkemesindeki davadan 7.9.2012 tarihinde feragat ederek davanın feragat nedeni ile reddine karar verildiği ve davacı avukatın da 7.9.2012 tarihinde azledildiği tüm dosya kapsamı ile anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davalı ..."nın sulh olmak istediğini davacının kendisine beklemesi gerektiği yönünde telkinde bulunduğunu dile getirdiğini beyan ettiğinden, davacı avukatın davalı müvekkilinin güvenini yitirdiğinden azlin haklı olduğu kabul edilerek ve sözleşme gereğince % 15 olarak karalaştırılan 3.000,00 TL. vekalet ücretinin de ödendiğinden davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, müvekkili olan davalı ..."nın karşı tarafla yaptığı sulh sözleşmesi ile davadan feragat ederek davayı sonuçlandırdığı ve kendisinin de haksız olarak azledildiği gerekçesi ile vekalet ücretinin avukatlık kanununun 165. maddesi gereğince davalılardan müteselsilen ödetilmesine ilişkin eldeki davayı açmıştır.
Davanın dayanağını teşkil eden Avukatlık Kanununun 165.maddesinde, “sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşma ile sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde her iki taraf, avukatlık ücretinin ödenmesi hususunda avukata karşı müteselsilen sorumludurlar.” hükmü mevcut olup, davanın sulh ile sonuçlanması halinde, avukat müvekkilinden aralarındaki ücret sözleşmesinde kararlaştırılan miktarın tamamını isteyebileceği gibi davada sulh olunan miktara göre karşı tarafa yükletilen vekalet ücretini de isteyebilir. (Bkz. HGK.’nun 16.2.1994 T. 1993/13-810 E., 1994/60 K. sayılı kararı) Aynı sorumluluk, müvekkille sulh anlaşması yapan karşı taraf için de geçerlidir. Burada, kanundan doğan teselsül hallerinden biri söz konusu olup, Borçlar Kanununun 142. maddesinde düzenlenen "alacaklı, müteselsil borçluların cümlesinden veya birinden borcunun tamamen veya kısmen edasını istemekte muhayyendir" hükmüne göre, müteselsil sorumluluğun gereği olarak, sulh sözleşmesinin taraflarının her biri borcun tamamından sorumludur. Buna göre alacaklı alacağının tamamını, her iki taraftan da talep edebileceği gibi, dilerse sadece birinden de talep edebilir.
Dava konusu olayda da davacı, vekil olarak takip ettiği İş mahkemesi dosyasının 6.9.2012 tarihli “Sulh ve İbra Sözleşmesi” başlıklı sulh protokolü üzerine feragatle sonuçlanmış olması nedeniyle vekalet ücretlerinin tamamını, her iki davalıdan da talep etmiştir. O halde mahkemece dosyaya ibraz edilen sulh protokolü üzerinde durularak yukarıda açıklanan ilkelere göre davacı avukatın talep edebileceği ücretin bulunup bulunmadığının tesbiti gerekirken sulh protokolü hakkında hiç bir değerlendirme yapılmadan protokolden sonra yapılan azlin haklı olduğundan bahisle eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan 1. Bent gereğince, temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, 2. bent gereğince davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 01/02/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.