11. Hukuk Dairesi 2018/384 E. , 2019/2523 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 04/07/2017 tarih ve 2016/803-2017/906 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı ... ile aralarında düzenlenen 15.10.1998 tarihli Kredili Mevduat Hesabı Sözleşmesine istinaden davalıya 2.500,00 TL bedelli kredi verildiğini, diğer davalının kredi sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzalayarak borcu teminat altına aldığını, kredi borcunun süresinde ödenmemesi sebebiyle davalılara ihtarname gönderildiğini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmediğini ileri sürerek dava tarihi itibarıyla 3.780,39 TL ana para olmak üzere toplam 68.071,92 TL alacağın fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla dava tarihinden itibaren işleyecek % 153 faizi ile tahsil edilerek müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, kredinin müvekkili tarafından kullanılmadığını, sözleşmedeki imzanın müvekkili eli ürünü olmadığını, davacı bankanın verdiği ibraname gereğince müvekkilinden alacağının olmadığını, banka yetkililerinin imzası bulunan kasa ödeme dekontları ve ibranamenin sahteliği kanıtlanmadığı sürece müvekkilinden alacak talep edilemeyeceğini,... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/320 E. sayılı dosyasındaki kararın, zararın banka çalışanlarından tahsiline yönelik olması sebebiyle müvekkilinden alacak talep edilemeyeceğini, davacı çalışanlarının yaptığı usulsüzlüğün müvekkillerine yıkılmaya çalışıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, asıl borçlunun hiçbir zaman bankadan kredi kullanmadığını, yapılan usulsüz işlemler ile ilgili... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/320 Esas 2009/201 Karar sayılı dosyadan karar verildiğini kararın Yargıtay tarafından onandığını, kredilerin banka personeli tarafından usulsüz olarak bankaya gidilmeden, kredide adı geçen şahıslara kullandırılmadığının karar ile belirlendiğini, kredi sözleşmelerindeki asıl borçlunun imzaların ve dekontlardaki imzaların da birbirini tutmadığını, asıl borçlu açısından borç doğmadığından müvekkili açısından da borcun doğmadığını, benzer davalarda davanın reddine karar verildiğini, davacının kötü niyetli olduğunu, durumdan haberdar olduğu halde davayı ikame ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, kesinleşen ceza mahkemesi kararı da dikkate alındığında davacı banka çalışanları ile dava dışı F.Profil Otomotiv Yan Sanayi ve Ticaret A.Ş.nin usulsüz işlemlerle kredi yeterliliği olmamasına rağmen şirket çalışanları üzerinden kredi tahsis işlemleri yaptıkları, banka çalışanlarının söz konusu eylemlerinden dolayı nitelikli zimmet ve görevi kötüye kullanma suçlarından... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/320 esas 2009/901 karar sayılı dosyası cezalandırılmalarına karar verildiği, benzer nitelikteki birçok davada kredi işlemlerinde davalıların sorumlu tutulamayacağına dair yerel mahkeme kararlarının Yargıtayca onandığı, bir an için davalıların kredi kullandığı kabul edilse dahi yine birçok kararda hükme esas alınan davacı bankanın Sirkeci Şubesi tarafından düzenlenmiş ve davaya konu krediyi de içine alan 15/06/1999 tarihli belge dikkate alındığında çekilen kredinin kapatıldığına ilişkin kendi çalışanlarınca düzenlenmiş belge mevcut olmasına rağmen usulsüz işlemlerle kapatma işleminin yapıldığının davalılara karşı ileri sürülemeyeceği, bu yönden imza incelemesinin de esasa etkili olmayacağı, davacının kendi çalışanlarının usulsüz işlemlerine dayalı davalıların sorumluluğuna gidemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava kredi alacağının tahsiline ilişkin olup, mahkemece davacının kendi çalışanlarının usulsüz işlemlerine dayalı davalıların sorumluluğuna gidemeyeceği, davalıların kredi kullandığı kabul edilse dahi davacı bankanın Sirkeci Şubesi tarafından düzenlenmiş ve davaya konu krediyi de içine alan 15/06/1999 tarihli çekilen kredinin kapatıldığına ilişkin belge sebebiyle usulsüz işlemlerle kapatma işleminin yapıldığının davalılara karşı ileri sürülemeyeceği, davalıların imza incelemesinin de esasa etkili olmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacı bankaya ait 2001/01 sayılı Soruşturma Raporu"nda dava dışı ...’e kullandırılan grup krediler ve F Profil San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ilgili kullandırılan krediler arasında davalı ...’a ait 2.500,00 TL ve 2.484,20 TL bedelli kredinin bulunduğu (raporun 52 ve 112. sayfaları), kredilerin verilmesi sırasında meydana getirilen usulsüzlük ve ihmaller ile ilgili olarak banka çalışanı ...’nın kredi lehtarını görmeden ve kimlik tespiti yapmadan ödeme yapma konusunda sorumlu olduğu belirlenmiştir.... 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen kararın gerekçesinde ve ceza dosyasında alınan bilirkişi raporunda somut olarak davalıların kullandığı krediye ilişkin ayrıntı bulunmamaktadır. Dosya içindeki teftiş raporunda her ne kadar davalı ...’a kullandırılan kredinin kredi lehtarı görülmeden kimlik tespiti yapılamadan verilen krediler arasında olduğu belirtilmekte ise de, bu husus tek başına kredinin bu davalı tarafından kullanılmadığına delil teşkil etmemekte olup, mahkeme kasasında davalıların ıslak imzalarının bulunduğu kredi sözleşmesi aslının bulunduğu anlaşılmakla davalı ..."ın sözleşmenin imzalandığı tarihe yakın tarihleri içeren imza örneklerinin temin edilip davacı bankadan var ise kullandırılan kredilerle ilgili dekont asıllarıda istenilerek kredi sözleşmesi ve varsa dekontlardaki imzaların davalı ...’a ait olup olmadığının incelenmesi ve bilahare tüm deliller birlikte değerlendirilerek, dava konusu kredilerin, gerçekten davalılarca kullanılıp kullanılmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Bu durumda eksik inceleme sonucu yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 02/04/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.