
Esas No: 2016/13100
Karar No: 2020/3038
Karar Tarihi: 16.09.2020
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi 2016/13100 Esas 2020/3038 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay"ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında, ... İlçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 140 ada 46 parsel sayılı 31.964,11 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı nedeniyle 36/108"er paylarla ... evlatları ... ve ..., 9/108"er paylarla ... mirasçıları ..., ..., ... ve ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... ve arkadaşları, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, çekişmeli taşınmazın miras bırakanları ... oğlu ... ve ... ile ... oğlu ... mirasçıları adına tescili istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, bir kısım davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kadastro tespitine itiraz davalarında husumetin tespit maliklerine, tespit maliklerinin ölü olması halinde ise mirasçılarına yöneltilmesi ve tüm mirasçıların davada yer alması zorunludur. Taraf teşkilinin sağlanması dava şartı olup, bu koşul yerine getirilmeden işin esasına girilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır. Kamu düzenine ilişkin bu hususun, yargılamanın her safhasında Mahkemece re"sen dikkate alınması gerekir. Somut olayda, tespit maliklerinden ... ve ...’nun kim oldukları duraksamasız biçimde tespit edilmediği gibi, anılan tespit maliklerinin sağ olup olmadıkları veya ölmüşlerse mirasçılarının kimler olduğu da belirlenmemiş ve mevcut ise mirasçıları davaya dahil edilmemiştir. Öte yandan Mahkemece kim oldukları belirlenemeyen tespit maliklerine "3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun" hükümleri uyarınca, mahallin en büyük mal memurunun kayyım atanması hususunda vesayet makamından talepte bulunulması ve vesayet makamınca atanacak kayyım davaya dahil edilerek yargılamaya devam edilmesi gerektiği dahi gözetilmeden, yöntemine uygun şekilde taraf teşkili sağlanmaksızın esas hakkında karar verilmiş olduğu gibi, Mahkemece işin esası yönünden yapılan araştırma ve incelemenin de hüküm kurmak için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; davacılar, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasına dayanarak çekişmeli taşınmazların kadastro tespitine itiraz ettikleri halde, taşınmazın tespitine dayanak yapılan ve davalı tarafın tutunduğu Mayıs 318 tarih 2 sıra ve Kasım 1948 tarih 1 sıra numaralı tapu kayıtlarının tesislerinden itibaren tüm tedavülleri getirtilmemiş, söz konusu tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmaz dışında başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği ve haritalarının bulunup bulunmadığı araştırılmamış, haritaları mevcut ise haritaları getirtilmek suretiyle, haritalarının bulunmaması ya da uygulanma kabiliyetlerinin olmaması halinde, kayıtta tarif edilen sınır yerleri esas alınarak uygulama yapılmamış ve çekişmeli taşınmazın dayanılan tapu kayıtlarının kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmeden karar verilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ile hüküm kurulması usul ve yasaya uygun düşmemektedir.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, tespit malikleri ... ve ...’nun kimlik bilgilerinin belirlenmesine çalışılmalı, bu kapsamda kimlik bilgilerinin bulunabileceği resmi ve özel kurumlardan kimlik ve adres bilgilerinin tespitine ilişkin araştırma yapılmalı, kolluk kuvvetlerinden tespit maliklerinin ve mirasçılarının belirlenmesine yönelik olarak mahallinde ayrıntılı çalışma yapılması istenilmeli, ölü iseler tespit maliklerinin mirasçıları davaya dahil edilmeli, tüm araştırmalara rağmen tespit maliklerinin kimlik bilgilerinin belirlenememesi halinde ise 3561 sayılı Yasa hükümleri uyarınca kayyım tayin edilmesi hususunda vesayet makamından talepte bulunulmalı, bu suretle taraf teşkilinin sağlanması halinde dava konusu taşınmazın tespitine esas Mayıs 318 tarih 2 sıra numaralı ve Kasım 1948 tarih 1 sıra numaralı tapu kayıtları, tesisinden itibaren tüm dayanakları varsa haritalarıyla birlikte getirtilerek dosyasına konulmalı, tapu kaydının revizyon durumu Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulmalı, dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile uzman teknik bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif icra edilmeli ve yapılacak bu keşifte, 3402 sayılı Kadastro Kanunu"nun 20/A maddesi hükmü uyarınca çekişmeli taşınmazın tespitine dayanak tapu kaydının oluşumuna esas varsa haritalar, kadastro paftasının ölçeği eşitlenip çakıştırılmak suretiyle yerel bilirkişi yardımı ve uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, tapu kaydının dayanağı harita yoksa ya da uygulanma kabiliyeti bulunmuyorsa, kayıtta tarif edilen sınır yerleri esas alınarak uygulama yapılmalı, tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı; uzman fen bilirkişisinden, dayanılan tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerlerini düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaretlemesi istenilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu taşınmazların tespit tutanaklarının içerikleri ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, bu yolla dava konusu taşınmazın dayanılan tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız şekilde saptanmalı; tapu kaydının kısmen ya da tamamen uymadığının anlaşılması halinde, tapunun kapsamı dışında kalan bölümlerin öncesinin ne olduğu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin bulunup bulunmadığı, mevcut ise zilyetliğin hangi tarihte başladığı ve hangi tasarruflarla sürdürüldüğü, kimden kime ve nasıl intikal ettiği hususlarında yerel bilirkişi ve tanıklardan somut olaylara dayalı ayrı ayrı bilgiler alınmalı, beyanlar arasında çelişki bulunması halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı; çelişkinin giderilmemesi halinde hangi beyana neden üstünlük tanındığının gerekçesi karar yerinde açıklanmalı, tapu kayıtlarının hukuki değerini yitirip yitirmediğini belirlenmeli; fen bilirkişisine, keşfi takibe ve bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verir ayrıntılı rapor ve kroki düzenlettirilmeli ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, bu yönler göz ardı edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edenlere davacılara iadesine, 16.09.2020 gününde oybirliği ile karar verildi.