
Esas No: 2018/709
Karar No: 2019/2487
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2018/709 Esas 2019/2487 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ... 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03/05/2017 tarih ve 2016/69 E. - 2017/184 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesince verilen 09/11/2017 tarih ve 2017/996-2017/991 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin, "ERİŞ" esas unsurlu, 31. sınıf mal ve hizmetlerde tescilli, tanınmış markaların sahibi olduğunu, müvekkilinin “ERİŞ” ibareli markasının 1994 yılında tescil ettirdiğini, davalı şirket tarafından yapılan 2014/86202 sayılı, 31. sınıf mal ve hizmetleri kapsayan, "ERS" ibareli marka başvurusuna, müvekkilince yapılan itirazın nihai olarak ... kararıyla reddedildiğini, başvuru markasının müvekkili markaları ile iltibas yarattığını, davalı şirketin kötü niyetli olduğunu, "ERİŞ" ibaresinin müvekkilinin uzun yıllardan bu yana tescilli ticaret unvanının da ayırt edici unsuru olduğunu, "ERİŞ" markasının tanınmış olduğunun ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2009/52 E., 2010/92 K. sayılı ve ... 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2009/50 E., 2010/209 K. sayılı kararlarıyla da tespit edildiğini ileri sürerek TPMK ..."nın 2015-M-11299 sayılı kararının iptalini, dava konusu markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı kurum vekili; markaların benzer olmadığını, karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili; müvekkilinin yetkilisi ve ortağının isminin ilk üç harfinden oluşan ibarenin 2002 yılından bu yana ticari faaliyetlerde kullanıldığını, markaların benzer olmadığını, markaların hedef tüketici kitlesinin farklı olduğunu, karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, aynı ibareli farklı sınıflarda tescilli markaların bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının "ERS" ibareli başvurusuyla davacının "ERİŞ" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerliğin bulunmadığı, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin aradaki farklılığı algılayabileceği, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun bulunmadığı, 556 sayılı KHK"nın 8/1-b maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, taraf markaları benzemediğinden 556 sayılı KHK"nın 8/4 maddesindeki koşulların oluşmadığı gibi dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
... Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davacı vekilinin istinaf başvurusunun, ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden kanuna uygun olduğu gerekçesiyle esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK"nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK"nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK"nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 13,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 01/04/2019 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.