13. Hukuk Dairesi 2016/9041 E. , 2018/703 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile 21.02.2008 tarihinde imzalanan sözleşme ile ‘.... Konutları’’ projesi kapsamında 275.000,00 TL bedelle daire satın aldığını, dairenin 05.03.2008 tarihinde devir edildiğini ve satış bedelinin tamamının ödendiğini, sözleşmenin eki teknik şartnamede ve satış esnasında verilen kataloglarda, dairenin bulunduğu sitenin toplam 8.500 m2 üzerine kurulu %85’inin yeşil alan olacağı, yine sitede rekreasyon alanları, genel alanların çevre düzenlenmesi, dinlenme alanları, çocuk oyun parkı ve süs havuzu düzenlenmesi, daire sahiplerinin kullanımına ait havuz ve sosyal tesis alanları yapılacağı, ortak tesisler içinde tenis kortu, voleybol sahası, koşu ve yürüyüş parkuru, çocuk parkları ve çardaklar yapılacağının taahhüt edildiğini, bu taahhütlere güvenerek yüksek bir meblağla satın aldığını, ancak ... Belediye Encümeninin 05.07.2012 ve 29.12.2012 tarihli kararları ile site ,çerisindeki 2.500 m2" lik alanın 12.06.2008 tarihinden beri haksız olarak işgal edildiği gerekçesiyle 109.500,00 TL ecrimisil bedeli tahakkuk ettirildiğini, bu kararlardan sonra sitenin 8.500 m2 bir alan yerine 6.500 m2 alan üzerinde inşa edildiğinin öğrenildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL değer kaybının 05.03.2008 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslahla talep sonucunu 47.437,50 TL’na yükseltmiştir.
Davalı, zamanaşımı süresinin dolduğunu ileri sürmüş, süresinde ayıp ihbarınında yapılmadığına yönelik beyanda bulunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı, davalıdan satın aldığı dairenin bulunduğu sitedeki bir kısım ortak alanların sözleşme eki şartnamede ve kataloglarda mülkiyetinin site sakinlerine ait olacağının taahhüt edildiğini ancak sonradan Belediye’ye ait olduğunun öğrenildiğini ileri sürerek taşınmazda oluşan değer kaybının tazmini istemiyle eldeki davayı açmıştır. Davalı, zamanaşımı itirazında bulunmuş, ayrıca süresinde ayıp ihbarı yapılmadığından davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, gerekçesinde, taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında taşınmazın davacıya fiili olarak 05.03.2008 tarihinde teslim edildiği, bilirkişi raporu ile tespit edilen hususların açık ayıp niteliğinde olduğu ve taşınmazın teslim alındığı tarihten itibaren 30 günlük süre içerisinde usulüne uygun ayıp ihbarında bulunulduğunun ispatlanamadığı belirtilerek esastan red gerekçesi oluşturulduğu gibi, taşınmazın teslim tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin geçtiği ve davalıların ayıbı ağır kusur ve hile ile gizledikleri ispatlanamadığından zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilerek usulden red gerekçesi oluşturulmuştur. Hemen belirtmek gerekir ki, bir davada hem usulü hem de esastan reddi gerektiren sebepler var ise davanın öncelikle usulden reddi gerekir. Bir başka deyişle görülmekte olan davada hem usulden ve hem de esastan ret gerekçesi oluşturularak karar verilmesi olanaksızdır. Mahkemece, değinilen bu yön gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/01/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.