13. Hukuk Dairesi 2016/17351 E. , 2018/667 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... ile davalı vekili avukat...."in gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı müteaahhit ....."a karşı maliki olduğu taşınmaza ilişkin olarak yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi ve tapu iptali ve tescil davasının takibi için davalı avukat ile anlaştığını, ayrıca taşınmazdaki işgalcilerle anlaşarak satılmasında aracılık edeceğini ve sorunları gidereceğini bildirince kendisine tam satış yetkisini veren vekalet verdiğini, bu aşamada masraflara karşılık 17.000,00 TL. ödeme yaptığını ve ruh halinden istifade ile hesap dökümüne ilişkin belge imzalattığını bu nedenle kendisini azlettiğini ancak ikna ederek yeniden vekalet verdiğini , binaların kimlere kaça satıldığına ilişkin hesap vermediği gibi, vekalet görevini kötüye kullanarak kendisini zarara uğrattığını ileri sürerek, satıldığı halde ödenmeyen dairelerin satış bedeli ile rayiç değerinden düşük satılan dairelerin fark bedeli ve fuzuli şagillerden geriye dönük ecrimisil bedeli vs. zararları toplamı 667.943,00 TL. maddi ve 100.000,00 TL. manevi tazminatın faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davacıdan 11.11.2003 tarihinde aldığı vekaletle, müteahhidin inşaatı bırakıp gitmesi ile avukatlıktan öte hizmet verilerek inşaat atıklarını temizletip, boyalarını yaptırdığını ve davacı talimatı ile işgalcilerle irtibata geçilerek satın alma ya da satma yoluna gidildiğini, davacının yapılan işler ve ödemelerle ilgili olarak kendisini ibra ettiğini, bu aşamada davacının 10.10.2005 tarihinde kendisini azlettiğini ancak hatasını anlayarak yeniden vekalet verdiğini, satılan dairelerden ödemeleri yaptığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 160.976,00 TL.nin yasal faizi ile davalıdan tahsiline, manevi tazminatın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı avukata verdiği geniş yetkili vekaletle, dava dışı müteahhitle yaptığı kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile ilgili olarak ortaya çıkan uyuşmazlıkların giderilmesinin yanı sıra yarım bırakılan inşaatla ilgili olarak işgalcilerle olan sorunların giderilmesi ve dairelerin satışı vs. işinin davalı tarafça gereği gibi yerine getirilmediğinden bahisle, uğradığı zararların giderilmesi için eldeki davayı açmıştır. Davalı ise, vekalet görevini gereği gibi yerine getirdiğini ve hesap verdiğini ayrıca bu konuda davacının kendisini 4.10.2004 tarihli belge ile ibra ettiğini, herhangi bir zaranının bulunmadığını savunmuştur.
Mahkemece, alınan 30.3.2015 havale tarihli 3. bilirkişi raporuna itibar edildiği açıklanarak, 181.500 TL. düşük bedelli daire satışı nedeni ile 18.476,00 TL. vekalet aktinden doğan zararının bulunduğu ancak davalı tarafça ödenen 30.000,00 TL.nin mahsubu ile hesapta da hata yapılarak 160.976,00 TL. zararın davalıdan tahsili gerektiğine hükmedilmiştir. Ancak anılan raporda; davalının vekalet akdini suistimalden ve vekalet ilişkisi gereği yapmış olduğu işlerden elde ettiği ve halen uhdesinde bulundurduğu zararlardan davacıya ödenmeyen iki adet daire satış bedeli 250.000,00 TL ile iki adet dükkanın tahsil edilen ve davacıya ödenmeyen 18.476,00 TL. ile davacının diğer kalem isteği olan davalının vekalet akdini suistimal ve kötüye kullanmaktan ve gereği gibi ifa etmemekten kaynaklanan zararlar olarak da, düşük bedelli daireler satarak 181.500,00 TL. fark bedelinin davacının isteyebileceği zararlar olarak açıklandığı anlaşılmaktadır. Ayrıca bu bilirkişi raporunda davalı tarafça ileri sürülen 4.10.2004 tarihli ibranamenin dikkate alınıp alınmayacağının mahkemenin takdirine bırakıldığı da bildirilmiştir.
1-Mahkemece, anılan bilirkişi raporununun dosya kapsamına uygun gerekçelerle hazırlandığı ve bu nedenle bu rapora itibarla hüküm kurulduğu açıklandığı halde, davacının zarar kalemlerinden olduğu bildirilen 250.000,0 TL.lik iki adet daire satış bedeline ilişkin neden hüküm kurulmadığı açıklanmadığı gibi, 4.10.2004 tarihli ibraname konusunda da kararın gerekçesinde olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme de yapılmamıştır. Bu hali ile, mahkeme kararı gerekçesiz ve yeterli inceleme ve araştırmaya dayanmadığından usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 1630,00 TL duruşma avukatlık parasının karşılıklı alınarak birbirlerine ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/01/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.