Sanık H.A."in görevi yaptırmamak için direnme suçundan 5237 sayılı TCK’nun 265/1. maddesi uyarınca 6 ay hapis, hakaret suçundan ise 125/3-a, 125/4 ve 43. maddeleri uyarınca 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin, İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 29.05.2008 gün ve 81-286 sayılı hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 13.07.2009 gün ve 4293-13954 sayı ile;
“Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK’nın 34, 230/1. maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarının davanın tarafları ile herkesi inandıracak ve Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde olması, Yargıtay"ın gerekçelerde denetimi sağlaması ve disiplin işlemini yerine getirmesi için, kararın dayandığı tüm veriler ile bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, bu bağlamda kanıtların tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen kanıtların belirtilmesi, yargılama sonucunda oluşan vicdani kanıya göre, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen eylemleri ve bunların hukuki nitelendirilmesine ilişkin değerlendirmelerin açıkça gerekçeye yansıtılması gerektirdiği gözetilmeden, gerekçeden yoksun şekilde karar verilmesi” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkeme ise 28.12.2009 gün ve 888-1142 sayı ile;
“Olay tarihinde sanığın içkili olarak etrafı rahatsız etmesi üzerine semt sakinlerinin jandarmaya haber verdiği sanğıın olay yerine gelen ve kendisini karakola davet eden müşteki jandarmalara ‘sizin Allahınızı sinkaf ederim, S.....rin gidin, siz beni alamazsınız, ben kaçarım kimse beni tutamaz’ diye bağırmaya başladığı, kendisini tutmak isteyen jandarmalardan kaçmaya başladığı ve jandarmaların kendisini almasını engellemek için de eline bir cam parçası alarak vücudunu kesmeye başladığı, tehdit ve hakaretlerine de devam ettiği, müşteki jandarmaların samimi beyanları ile sanığın arkadaşı tanık O. T."in tevil yollu beyanlarından anlaşılmakla mahkememiz kararındaki gerekçenin yeterli olduğu" şeklindeki gerekçelerle direnerek, önceki hüküm gibi karar vermiştir.
Bu hükmün de sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.10.2012 gün ve 207979 sayılı görevi yaptırmamak için direnme suçundan “bozma", hakaret suçundan ise "onama" istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Yargıtay Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; yerel mahkeme kararının gerekçesiz olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de; direnme kararının eylemli uyma sonucu verilen yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı hususu Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca ön sorun olarak ele alınması gerekmektedir.
Ceza Genel Kurulunun süreklilik kazanmış uygulamalarına göre, şeklen ısrar kararı verilmiş olsa dahi;
a) Bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak,
b) Bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak,
c) Bozma sonrasında yapılan araştırmaya, incelemeye, toplanan yeni kanıtlara dayanmak,
d) İlk kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş bulunan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmak,
Suretiyle verilen hüküm, özde direnme kararı olmayıp, bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir hükümdür. Bu nitelikteki bir hükmün temyiz edilmesi halinde ise incelemenin Yargıtayın ilgili dairesi tarafından yapılması gerekir.
Yerel mahkemece ilk hükümde hiçbir gerekçeye yer verilmezken, direnme kararında, “Olay tarihinde sanığın içkili olarak etrafı rahatsız etmesi üzerine semt sakinlerinin jandarmaya haber verdiği, sanığın olay yerine gelen ve kendisini karakola davet eden müşteki jandarmalara ‘sizin Allahınızı sinkaf ederim. S.....rin gidin siz beni alamazsınız ben kaçarım kimse beni tutamaz’ diye bağırmaya başladığı ve kendisini tutmak isteyen jandarmalardan kaçmaya başladığı ve jandarmaların kendisini almasını engellemek için de eline bir cam parçası alarak vücudunu kesmeye başladığı, tehdit ve hakaretlerine de devam ettiği, müşteki jandarmaların samimi beyanları
ile sanığın arkadaşı tanık O.T."in tevil yollu beyanlarından anlaşıldığı” şeklindeki gerekçelere yer verilmek suretiyle hem bozma kararı doğrultusunda işlem yapıldığı, hemde ilk kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş bulunan gerekçelerle hüküm kurulduğu anlaşılmakta olup, yerel mahkemenin son uygulaması direnme kararı olmayıp, yeni hüküm niteliğindedir. Özel Daire denetiminden geçmemiş bulunan bu yeni hükmün doğrudan ve ilk kez Ceza Genel Kurulunca incelenmesi mümkün görülmediğinden, hükmün Özel Dairece incelenmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, yerel mahkemenin son uygulaması direnme kararı olmayıp, yeni hüküm niteliğinde olduğundan, dosyanın incelenmek üzere Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 28.12.2009 gün ve 888-1142 sayılı karar yeni hüküm niteliğinde olduğundan, dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.02.2013 günü yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.