5. Ceza Dairesi 2016/11407 E. , 2018/5305 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tefecilik, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
1-Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan "suçtan zarar görme" kavramının, gerek Ceza Genel Kurulu, gerekse Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Ceza Genel Kurulunun 11/04/2000 gün ve 65–69, 22/10/2002 gün ve 234–366, 04/07/2006 gün ve 127–180, 03/05/2011 gün ve 155–80, 21/02/2012 gün ve 279–55, 15/04/2014 gün ve 599-190, 28/03/2017 gün ve 214-206 sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulunun 25/03/2003 gün ve 41–54 sayılı kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında; sanık hakkında sahtecilik suçundan açılan kamu davasında; katılan sıfatını alabilecek surette doğrudan zarar görmesi söz konusu olmayan, bu nedenle hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığı anlaşılan katılan Hazine vekilinin temyiz itirazlarının 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı CMUK"nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE ve incelemenin katılan Hazine vekilinin sadece tefecilik suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına, karar verilerek gereği düşünüldü:
2-Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/04/2016 gün 2014/118 -2016/208 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, tefecilik suçu ile korunan hukuki yarar ve bu bağlamda suçun topluma karşı suçlar bölümünde düzenlenmesi karşısında bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerektiği, bu bağlamda TCK"nın 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunun, kazanç elde etmek amacıyla borç para verilmesiyle oluşacağı, bunu meslek haline getirmenin suçun unsurları içerisinde yer almadığı, değişik zamanlarda ve/veya farklı kişilere karşı tefecilik eylemini zincirleme olarak işleyen sanık hakkında TCK"nın 43. maddesinin uygulanması gerektiği, zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günün suç tarihi olduğu, bu itibarla hukuki kesinti oluşturan iddianame tarihinden evvel sanık hakkında dava konusu olsun ya da olmasın tüm eylemlerin teselsülün içerisinde değerlendirilmesi, iddianame tarihinden sonraki eylemlerin ise gerçek içtima hükümleri ve varsa kendi içinde teselsül hükümleri değerlendirilmek suretiyle karara bağlanması gerekeceği nazara alındığında; UYAP sisteminden yapılan sorgulamada sanık hakkında .... 1. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 06/12/2012 gün ve 2010/280 Esas, 2012/741 Karar sayılı ilamıyla sanığın tefecilik suçundan mahkumiyetine karar verildiği, dosyanın temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2014/6141 Esasına kaydedildiği, suç tarihinin Temmuz 2008 ve öncesi, iddianame tarihinin 11/08/2010 olduğu; sanık hakkında .... 1. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 10/09/2013 gün ve 2013/191 Esas, 2013/590 Karar sayılı ilamıyla sanığın tefecilik suçundan mahkumiyetine karar verildiği, dosyanın temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2015/9240 Esasına kaydedildiği, suç tarihinin 05/07/2008 ve öncesi, iddianame tarihinin 05/03/2013 olduğu; sanık hakkında .... 1. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 18/06/2013 gün ve 2012/458 Esas, 2013/475 Karar sayılı ilamıyla sanığın tefecilik suçundan mahkumiyetine karar verildiği, dosyanın temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2015/8683 Esasına kaydedildiği, suç tarihinin Nisan 2010, iddianame tarihinin 24/05/2012 olduğu; sanık hakkında .... 1. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 11/06/2013 gün ve 2013/261 Esas, 2013/462 Karar sayılı ilamıyla sanığın zincirleme tefecilik suçundan mahkumiyetine karar verildiği, dosyanın temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2015/9228 Esasına kaydedildiği, son suç tarihinin Nisan 2006 ve öncesi, iddianame tarihinin 20/08/2009 olduğu; sanık hakkında .... 1. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 08/01/2013 gün ve 2011/516 Esas, 2013/10 Karar sayılı ilamıyla sanığın tefecilik suçundan mahkumiyetine karar verildiği, dosyanın temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2014/8282 Esasına kaydedildiği, suç tarihinin Temmuz 2005, iddianame tarihinin 18/11/2011 olduğu; iş bu kamu davasında ise suç tarihinin 10/10/2008, iddianame tarihinin 08/08/2011 olması karşısında; mümkünse davaların birleştirilmesi, kesinleşmesi veya birleştirme olanağının ortadan kalkması durumunda ise asılları veya onaylı örneklerinin bu dosya arasına konulmasından sonra, sanığın aşamalardaki savunmalarında mağdura borç parayı kendisinin verdiğini ve karşılığında açık senet aldığını ifade etmesi, olaya konu senet ve icra takibinde de alacaklı olarak sanığın isminin yer alması hususları üzerinde de durularak, suçunun sübutu halinde sanığın hukuki kesinti bulunmayan eylemlerinin bir bütün halinde zincirleme tek tefecilik suçunu oluşturması nedeniyle TCK"nın 3/1 ve 61/1. maddeleri de gözetilerek hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken "mağdurun borç parayı sanığın babası ... isimli kişiden aldığı yönlü beyanları göz önününe alındığında mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığı" şeklindeki yetersiz gerekçe ve eksik inceleme ile yazılı şekilde beraat hükmü kurulması,
Kanuna aykırı katılan Hazine vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK"nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11/07/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.