
Esas No: 2016/25657
Karar No: 2016/21186
Karar Tarihi: 13.12.2016
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2016/25657 Esas 2016/21186 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : İşe iade
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay"ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili davacının davalı şirketin Diyarbakır"da bulunan iş yerinde çağrı merkezi görevlisi olarak çalışmakta iken geçerli sebep gösterilmeden akdinin 31.01.2015 tarihinde fiili olarak feshedildiğini, davacının kendisine henüz tebliğ edilmeyen Beyoğlu 18. Noterliği 02.02.2015 tarih ve 3156 yevmiyeli ihtar ile davalı şirket abonesine hakaret gerekçesinin ileri sürüldüğünü, feshin son çare olması gerektiğini, feshe konu görüşmenin 60 dakika sürdüğünü, bu sürenin abonenin sorunlu olmasından dolayı uzun olduğunu, çağrı süresince davacının üzerine düşen görevi yerine getirdiğini, takım liderine abonenin sorunlu olduğunu ve ikna edemediğini bildirdiğini, takım liderinin görüşmeyi devam ettirmesini istediğini, kulaklığı çıkartarak aboneye değil, yanındaki arkadaşına ilgili sözleri sarf ettiğini öne sürerek feshin geçersizliğinin tespiti ile davacının işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı davacının son görevinin takım üyeliği olduğunu, görevin temel amacının 7/24 saat hizmet veren müşteri hizmetlerine gelen çağrıları standartlara uygun cevaplama, doğru bilgi aktarımı, kaliteli müşteri memnuniyeti sağlamak olduğunu, davacının 26.01.2015 tarihinde abone ile yaptığı görüşmede görüşmenin 18. dakikasında “Allah seni kahretsin,” 20. dakikasında “Allah Belanı Versin” diyerek aboneye hakaret ettiğini, abonenin şirketi arayarak şikayetçi olduğunu, kayıtlar incelenerek tespit yapıldığını, ifadelerin yöneticiler tarafından tutanak ile tespit edildiğini, davacıdan 30.01.2015 tarihinde savunma istendiğini, savunmasında ifadeleri kullandığını kabul ettiğini, görüşmenin uzamasının geçerli mazeret olmadığını, davacının aboneye hakaret içeren ifadeler kullandığını, geçmişte yapılan uyarılar da dikkate alındığında davacının genel ahlak kurallarına ve işyeri etik kurallarına uyması gerektiğini, davacının eyleminin kabul edilemez olduğunu, bu davranışın işveren iş akdini İK 25/II uyarınca fesih hakkı verdiğini, davacının sözleşmesinin bu sebeplerle 30.01.2015 tarihinde feshedildiğini, iş sözleşmesinin feshedildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Mahkemece davacı ile abone arasındaki görüşmenin içeriği ve buna ilişkin CD kaydı dikkate alınarak davacının aboneye karşı kullandığı ifadeler ve davacının bu ifadeleri kullandığını kabulü yönündeki savunmaları dikkate alınarak yapılan işin çağrı merkezinde abone görüşmelerinin olması ve bu işin ifası sırasında kullanılan ifadeler dikkate alınarak feshin geçerli olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir.
İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesih sebebi, işçinin kusurlu bir davranışını şart koşar.
İş Kanunu’nun 25’inci maddesinin II’nci bendinin (d) fıkrasına göre, işçinin işverene veya ailesine karşı şeref ve namusuna dokunacak sözler söylemesi veya davranışlarda bulunması ya da işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda bulunması veya işçinin işverene veya aile üyelerinden birine sataşması haklı fesih nedeni olarak sayılmıştır. Böyle durumlarda işçi, Anayasanın 25 ve 26’ncı maddesi ile güvence altına alınmış düşünceyi açıklama özgürlüğüne dayanamaz. Buna karşılık işçinin bu ağırlıkta olmayan işveren aleyhine sarfettiği sözler çalışma düzenini bozacak nitelikte ise geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Sadece işverene karşı değil, işveren temsilcisine karşı yöneltilen ve haklı feshi gerektirecek ağırlıkta olmayan aleyhe sözler geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Bunun gibi, işçinin, işveren veya aile üyelerinden olmamakla birlikte, işverenin yakını olan veya işverenin yakın ilişkide bulunduğu veya başka bir işte ortağı olan kişilere hakaret ve sövgüde bulunması, bu kişilere asılsız bildirim ve isnatlar yapması özellikle işverenin şahsının önemli olduğu küçük işletmeler bakımından bu durum iş sözleşmesinin feshi için geçerli neden oluşturacaktır. İşçinin, işverenin başka bir işçisine sataşması 25/II, d hükmü uyarınca haklı fesih nedeni sayılmıştır. Sataşma niteliğinde olmadığı sürece, diğer işçilerle devamlı ve gereksiz tartışmaya girişmek, iş arkadaşları ile ciddi geçimsizlik göstermek geçerli fesih nedenidir.
İş Kanunu’nun 25’inci maddesi kapsamında değerlendirilecek ağır sözleri, işçi, işverenin veya vekilinin tahrikleri sonucu söylemesi, geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Yapıcı ve objektif ölçüler içerisinde belirli bir uzmanlık alanı ile ilgili eleştiri ya da işletmedeki bozukluk ya da uygunsuzluklara ilişkin eleştiri söz konusu olduğunda geçerli fesihten bahsedilemez.
Dosya içeriğine göre; davacının, davalı işyerinde müşteri hizmetleri temsilcisi olarak yaklaşık 3,5 yıl kadar hizmeti bulunduğu, iş sözleşmesinin 4857 sayılı Yasanın 25/2 maddesi uyarınca haklı nedenle feshedildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda feshe konu olayla ilgili olarak dosyaya sunulan görüşme kaydı dinlendiğinde, görüşmenin 65 dakikalık bir sürece yayıldığı, bu süreç içerisinde davacının nazik ve sakin tutumuna karşın müşterinin agresif ve baskın bir tutum takındığı, davacının şikayette bulunmak isteyen müşterinin taleplerine yanıt verememesi nedeniyle müşterinin sinirlendiği ve davacıya bağırdığı, davacının da bu tavır karşısında ve hakaret kastı olmadan sarf ettiği sözler üzerine iş akdinin feshedildiği, ayrıca dinlenen ses kaydında davacının ve müşterinin sesleri gayet anlaşılır ve net bir şekilde duyulduğu halde davacının söylediği belirtilen "Allah seni kahretsin,” ve “Allah belanı versin"" sözlerinin neredeyse duyulamayacak şekilde söylendiği, davacının da zaten bu sözleri müşteriye yönelik olarak söylemediği ve kulaklığını çıkararak söylediği iddialarının bu nedenle kabul edilebilir olduğu tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde söz konusu eylemle fesih iradesi arasında açık bir orantısızlık bulunduğu ve feshin bu suretle geçersiz olduğu anlaşıldığından davacının işe iadesine karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1.Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,
3-Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 4 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
4-Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE,
5-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli 29,20 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 27,70 TL harcın mahsubuyla bakiye 1,50 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazine"ye gelir kaydına,
6-Davacının yapmış olduğu 376 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’e göre 1.800,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Artan gider ve delil avansının ilgilisine iadesine,
9-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davacıya iadesine, 13/12/2016 gününde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.