10. Hukuk Dairesi 2015/21304 E. , 2015/23096 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacı, davalı işverenler yanındaki çalışmaları kapsamında itibari hizmet süresinin tespiti ile itibari hizmet süresinden yararlanma koşullarından olan 3.600 gün koşulunun emeklilikte davalı kurumca nazara alınması gerektiğinin tespitini istemiştir.
Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, ... Merkez .... .... Paz. San. ve Tic. A.Ş haricindeki davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu"nun 4-a bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkin olduğu ancak, geçiş hükümlerini içeren aynı Yasa"nın Geçici 7. maddesi hükmünde "bu Kanun"un yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanun"un geçici 20. maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibari hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler.” hükmü ve genel olarak yasaların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasa"nın Ek 5. maddesidir.
506 sayılı Yasanın 2. maddesinde bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlar sigortalı sayılmışlardır. Hizmet akdi, öğretide de kabul edildiği gibi iş görme, bağımlılık ve ücret unsurlarından oluşmaktadır. Burada söz konusu olan iş, ekonomik bakımdan iş olarak değerlendirilebilen her türlü çalışmayı ifade etmektedir. 506 sayılı Kanunun 4. maddesi ile “sigortalıları çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler” işveren olarak tanımlanmıştır. ”Çalıştıran” olgusu, tespiti istenen sürelere ilişkin hizmet akdinin tarafı konumunda olan ve hizmet akdini düzenleyen “işvereni” ifade etmektedir.
Öte yandan, dava konusu ... hak ile taraflar arasındaki ilişkinin varlığı medeni usul hukukumuzda "sıfat" olarak tanımlanmaktadır ve bir davada taraf olarak gösterilen kişilerin o dava ile ilgili kimseler olması zorunludur. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olmasına karşın, taraf sıfatı dava konusu ... hakka ilişkindir. ... bir hakkı dava etme yetkisi kural olarak o hakkın sahibine ait olduğundan, anılan hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da hakkın sahibine aittir ve buna aktif husumet denilmektedir. Bir ... hak kendisinden istenebilecek olan kişi ise o hakka uymakla yükümlü olan kimsedir ve bu da pasif husumet olarak adlandırılmaktadır. ... hakkın sahibi olan kimse ile o hakka uymakla yükümlü bulunan kişinin kimler olduğunun saptanması, bir başka anlatımla davada davacı ve davalı sıfatlarının kimlere ait olduğu hususu, dava konusu hakkın özüne ilişkin maddi hukuk sorunudur. Dava açan veya aleyhine dava açılan kişiler o davada davacı veya davalı olarak taraf sıfatına sahip değillerse, mahkemece dava konusu hakkın esası hakkında inceleme yapılmadan dava sıfat yokluğundan reddedilir ve bu karar davanın dinlenemeyeceğine ilişkin değil esasına yönelik bir karar niteliğindedir. Davacı veya davalıdan birinin taraf sıfatına sahip olmaması durumunda verilecek olan red kararı o davadaki taraflar arasında maddi anlamda kesin hüküm oluştursa da, dava konusu hak ve taraf sıfatına sahip olan kişiler bakımından kesin hükümden söz edilemeyecektir. Dava konusu hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olan taraf sıfatı ve sıfat yokluğu, davada taraf olarak görünen kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itiraz niteliğindedir ve yargılamanın her aşamasında, isteme gerek kalmaksızın mahkemece kendiliğinden gözetilmesi zorunludur.
Eldeki davada; davacı, 03.12.1990 – 19.03.2001 tarihleri arasında ... Basın .... A.Ş. ve ... Basın .... A.Ş. nezdinde, 01.07.2003 – 24.04.2008 tarihleri arasında ... Merkez .... .... Pz. San. ve Tic. A.Ş ve Merkez .... ... San. ve Tic. A.Ş. nezindeki çalışmalarında itibari hizmet süresinden faydalanması gerektiğinin tespitini istemiş, mahkemece, davacının 03.12.1990-24.04.2008 dönemi itibariyle yaptığı işin itibari hizmetten sayılarak toplam 5442 gün olan hizmetine karşılık 1361 gün itibari hizmet gün sayısının olduğuna, 3600 gün koşulunu yerine getirmesi kaydıyla itibari hizmet gün sayısının emeklilik işlemlerinde kurumca değerlendirilmesi gerektiğinin tespitine, yönelik davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamından; davacının 03.12.1990 tarihinden 2000/1. Dönemine kadar ... Basın .... A.Ş.’nin 0659315.034 işyeri sicil numaralı işyerinden, 2000/2. Döneminden 19.03.2002 tarihine kadar ... Basın .... A.Ş.’nin 1049448.034 işyeri sicil numaralı işyerinden 01.07.2003 ila 24.04.2008 tarihleri
arasında Merkez .... ... San ve Tic. A.Ş.’nin 1061235.034 numaralı işyerinden sigortalılık bildirimleri bulunduğu, ... Ticaret Sicil Memurluğundan gelen yazılardan, Merkez .... ... San. ve Tic. A.Ş.’nin eski unvanının ... Merkez .... ...anizasyon ... San. ve Tic. A.Ş. olduğu, ... Yayıncılık ve .... A.Ş.’nin eski unvanlarının ... Basın .... A.Ş. ve ... Basın Yayıncılık ve .... A.Ş. olduğu, ... Yayıncılık ve .... A.Ş.’nin .... tarafından tüm aktif ve pasifiyle devralınması üzerine 08.04.2004 tarihi itibariyle terkin edildiği görülmektedir.
Davalı ... Yayıncılık ve .... A.Ş. şirketini tüm aktif ve pasifleri ile devralan .... vekilinin husumet itirazları ve davacı vekilinin gerek dava dilekçesinde gerek ise temyize cevap dilekçesinde davalılar arasında sürekli işyeri devirlerinin olduğuna ilişkin beyanları gözetildiğinde, mahkemece, .... (... Yayıncılık ve .... A.Ş.) yönünden taraf sıfatı bulunup bulunmadığı, araştırılıp irdelenmeden karar verilmiştir.
Mahkemece, sigortalının 03.12.1990 ila 2000/1 dönemleri arasındaki çalışmalarının geçtiği işyerlerine ilişkin Kurumdan işyeri dosyaları celbedilip, işyerinin devri olup olmadığı, işverenin kim olduğu hususu, hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip, .... (... Yayıncılık ve .... A.Ş.) yönünden taraf sıfatı irdelenerek, karar verilmelidir.
Kabule göre ise; 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297. maddesinde:
“(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.
b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.
c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.
ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.
d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.
e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.
(2)Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesi getirilmiştir.
506 sayılı Yasa"nın Ek 5. maddesinin 3. fıkrasının “… Fiilen çalışılmış güne eklenecek itibari hizmet günü sayısının bulunmasında (Çalışılan gün sayısı x 0,25) formülü uygulanır.” hükmü düzenlenmiştir.
Mahkemece, gerekçeli kararın başlık kısmında, davalı olarak aktif ve pasif tüm malvarlığı ....’ye devredilen ... Yayıncılık .... A.Ş.’nin gösterilmesi, yine gerekçeli kararın başlık kısmında, davalı olarak Merkez .... ... San ve Tic. A.Ş. gösterilmesine rağmen yine başlık kısmında davalı olarak ayrıca anılan şirketin eski unvanı olan ... Merkez .... .... Pz. San. ve Tic. A.Ş.’nin gösterilmesi infazda tereddüt ve çelişki oluşturacak şekilde olduğu gibi, davacının davalı işverenlerin çalıştığı işyerlerindeki çalışma dönemlerine göre 506 sayılı Yasa"nın Ek 5. maddesinin 3. fıkrası dikkate alınarak, infazda çelişki ve tereddüte mahal vermeyecek şekilde, her bir davalı yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği gözetilmemiştir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, ... Merkez .... .... Paz. San. ve Tic. A.Ş dışındaki davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde Kurum ve ... Merkez .... .... Paz. San. ve Tic. A.Ş haricindeki davalılar"a iadesine, 24.12.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.