
Esas No: 2018/592
Karar No: 2018/661
Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü 2018/592 Esas 2018/661 Karar Sayılı İlamı
T.C. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018 / 592 KARAR NO : 2018 / 661 KARAR TR : 22.10.2018 |
ÖZET : Davacı kooperatifin kredi borçlusu hakkında yürüttüğü icra takibi sırasında tahsil edilen cezaevi yapı ve tahsil harçlarının, yasal faizi ile birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk. |
KARA R
Davacı : 7.. Sayılı Nizip Tarım Kredi Kooperatifi
Vekili : Av. M. D.
Davalı : Adalet Bakanlığı
Vekili : Av. O. I.
OLAY : Davacı vekili dilekçesinde özetle; Davacı kooperatif tarafından kullandırılan kredilerin ödenmemesi sebebiyle kredi borçluları aleyhine Gaziantep 13. İcra Müdürlüğünün E.2016/125246 sayılı dosyasında başlatılan takip sırasında yapılan tahsilat üzerinden hesaplanarak ödenen tahsil ve cezaevi yapı harcı bedellerinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.
Davalı Adalet Bakanlığı vekili süresi içinde verdiği savunma dilekçesinde; İcra İflas Kanununun 16. maddesi uyarınca icra dairesince yapılmış ve tahsil edilmiş harç işleminden dolayı İcra Mahkemesinde dava açılması gerektiği, dolayısıyla uyuşmazlığın çözüm ve görümünde Adli Yargının görevli olduğu görüşüyle davanın görev yönünden reddi gerektiğini savunmuştur.
GAZİANTEP 1. VERGİ MAHKEMESİ : 19.03.2018 gün ve E:2017/425 sayılı dosyasında; “…Devletin, icra hukukundaki faaliyetine karşılık aldığı para olarak tanımlanan "İcra ve İflas Harçları" 492 sayılı Harçlar Kanununun birinci kısmında, yargı harçları bölümünde, 2-37"nci maddelerde düzenlenmiş, (1) sayılı Tarifenin yargı harçları kısmının (B/l) bölümünde söz konusu harçlar, icra takibi sırasında ve takibin niteliğine göre başvurma harcı, peşin harç, icra tahsil harcı ve yerine getirme harcı olarak sınıflandırılmıştır. Aynı Yasanın 26"ncı maddesinde yargı harçlarının, harca konu işlemleri yapan mahkeme veya daire tarafından alınacağı, 28"inci maddesinde icra takiplerinde icra tahsil harcının, alacağın ödenmesi sırasında; ödeme yapılmayan hallerde harç alacağının doğduğu tarihinden itibaren 15 gün içinde ödeneceği, harç alacağının, icranın yerine getirilmesiyle doğacağı belirtilmiştir.
Devletin, ceza evleriyle mahkeme binalarının inşası karşılığı olarak aldığı harç, 2548 sayılı Kanun uyarınca alınmakta olup, adı geçen Kanunun 1. maddesinde, icra dairelerince, miktar ve kıymeti muayyen olan ilamlı ve ilamsız alacaklardan tahsil olunan paranın %2"si ve kıymeti muayyen olmayan ilamların icrasından ise tahsil harcının yarısı nispetinde alınacağı, 3. maddesinde ise, alınacak harçların makbuz karşılığı tahsil olunacağı, ancak Tahsili Emval Kanununa tevkifan yapılacak tahsilatın Mâliyece emanet hesabına kaydolunarak tahsilini takip eden ayın 15. gününe kadar Ziraat Bankasına tevdi olunacağı hükme bağlanmış bulunmaktadır.
Diğer yandan, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 15. maddesinin birinci fıkrasında; icra ve iflas harçlarının kanunla tayin edileceği, kanunda hilafı yazılı değilse, bütün harç ve masrafların borçluya ait olup neticede ayrıca hüküm ve takibe hacet kalmaksızın tahsil olunacağı; 16. maddesinde de kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere, icra ve iflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında, kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı tetkik merciine şikayet olunabileceği hükümleri yer almıştır.
Kesinleşen bir alacağın tahsilinin, Devlet eliyle sağlanması için oluşturulan kurumlar olarak nitelendirilen "İcra Müdürlükleri"nin usul ve yasaya aykırı işlemlerinden zarar gören; sadece alacaklı ve borçlu değil hukuki yararı olan herkese tanınmış olan “şikayet” müessesesi, kural olarak kanunda öngörülen süre içerisinde icra hukuk mahkemesine yapılan, icra takip hukukuna özgü bir yoldur. Şikayetteki amaç, hatalı olan icra işlemlerinin düzeltilmesi olduğundan, icra mahkemesi, dosya üzerinden yapacağı inceleme sonucunda, icra müdürlüğünün işlemini yasaya uygun bularak şikayeti reddedebileceği gibi icra müdürlüğü işlemini iptal etme, kaldırma veya talep edilen işlemin icra müdürlüğünce yerine getirilmesine şeklinde karar verebilmekte olup düzenlemenin; ilgili memurların, İcra ve İflas Kanununun uygulanması çerçevesinde gerçekleştirdikleri işlemlerin, icra dosyası üzerinden, icra tetkik merciince denetlenmesinin sağlanmasına yönelik olduğu açıktır.
Bir kısım kamu hizmetlerinden yararlananlar tarafından, bu hizmetin maliyetine, kanunla belirlenen miktar veya oranlarda katılmak üzere ödenen kamu geliri niteliğindeki harçlar. Anayasanın 73"üncü maddesi uyarınca mali yükümlülük kapsamına girdiğinden, bunların tahsiline ilişkin davalarla birlikte gereksiz olarak ödendiği ya da kanuna ve usule aykırı olarak tahsil edildiği iddiasıyla idareye karşı açılacak davaların da niteliği gereği idari yargı yerlerinde görülüp çözümlenmeleri gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı Tarım Kredi Kooperatifi tarafından kullandırılan kredilerin geri ödenmemesi nedeniyle, kredi borçlusu Ahmet Çekirge ve diğer müteselsil kefil/müşterek borçlular aleyhine başlatılan icra takibi sonucunda borçlu Ahmet Çekirge adına kayıtlı ipotekli taşınmazın satışına ilişkin ihalede, taşınmazın davacı Kurum tarafından alacağına mahsuben satın alındığı ve tapuda alacaklı adına tescili talebinde icra müdürlüğü tarafından tahsil harcı ve cezaevi yapı harcı istendiği, davacı kurumun anılan harçlardan muaf olduğunu ileri sürerek kendisinden harç alınmamasını talep ettiği, talebinin ilgili icra müdürlüğünce reddedilmesi üzerine de icra memurunun muamelesine karşı Gaziantep 1. İcra Hukuk Mahkemesi"ne şikâyet yolu ile başvuruda bulunduğu, şikayetin reddi üzerine istinaf talebi ile Bölge Adliye Mahkemesi"ne başvurulduğu, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, davacı kurumun ihtirazı kayıt ileri sürerek ödemiş olduğu (Gaziantep 13. İcra Dairesi aracılığıyla sorumlu sıfatıyla tahsil edilen) cezaevi yapı harcının ve tahsil harcının yasal faizi ile iadesi istemiyle Vergi Dairesi Müdürlüğü"ne karşı Mahkememiz nezdinde bakılmakta olan işbu davayı açtığı, Mahkememizce cezaevi yapı harcına ilişkin olarak Adalet Bakanlığı"nın hasım mevkiine alındığı ve dava dilekçesinin tebliğ edildiği, Adalet Bakanlığı"nın süresinde verdiği savunma dilekçesi ile bakılmakta olan davarım adli yargı yerinin görevinde olduğunu belirterek görev itirazında bulunduğu anlaşılmıştır.
Olayda, davacı kurum tarafından öncelikle icra memurunun muamelesine karşı şikayet sürecinin işletildiği ve memurun muamelesinde hukuka aykırılık bulunmadığı yönündeki İcra Hukuk Mahkemesi kararının kesinleşmesi üzerine de dava konusu harçların ihtirazı kayıtla ödendiği görülmekle birlikte, harca konu işlemlerin usul ve esas yönlerinden hukuka aykırı olduğuna dair bir iddia ileri sürülmediği gibi; davacı tarafından, kullandırdığı kredilerin teminatı olan taşınmazın ihale yolu ile satışı sırasında bu taşınmazı alacağına mahsuben satın alması nedeniyle kendisinden harç alınmaması gerektiği iddia edilerek, harcın tahsiline ilişkin idari işlemin iptali ve icra müdürlüğünce sorumlu sıfatıyla tahsil edilen harem iadesine karar verilmesi istemiyle vergi dairesi müdürlüğüne karşı dava açıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, icra dairesinin yürüttüğü takip sonucuna göre sorumlu sıfatıyla gerçekleştirdiği vergilendirme işlemi niteliğindeki harç tahsilatlarının, İcra ve İflas Kanunu"nun uygulanması işlemi olarak değerlendirilmesine olanak bulunmamaktadır.
Bu itibarla, harç alınmasına dayanak gösterilen satış işleminin usul ve yasaya aykırılığı iddiasından kaynaklanmayan, dolasıyla da icra dosyasının bu kapsamda incelenmesini gerektirmeyen; kamu hizmeti karşılığında, kamu gücü kullanılmak suretiyle tek yanlı olarak tahsil edilen harçların iadesi istemine ilişkin olan uyuşmazlığın görüm ve çözümünün, 2577 sayılı Yasanın 2 ve 2576 sayılı Kanunun 6"ncı maddeleri uyarınca idari yargı içerisinde yer alan vergi mahkemesinin görevine girdiği, dolayısıyla Mahkememizin görev alanında bulunduğu sonucuna varılmıştır” şeklindeki gerekçe ile davalı idarenin görev itirazının reddine karar vermiştir.
Davalı vekili tarafından,süresi içinde verilen dilekçe ile olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması istemiyle başvuruda bulunulması üzerine dilekçe, dava dosyası ile birlikte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmiştir.
YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI; “(…) İcra harçları, 492 Sayılı Harçlar Kanununun birinci kısmında, yargı harçları bölümünde, 2 ilâ 37. maddelerde düzenlenmiş; 19/06/1932 tarihli ve 2128 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanan 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun 15/1. maddesinde; “İcra ve iflas harçlarını kanun tayin eder. Kanunda hilafı yazılı değilse, bütün harç ve masraflar borçluya ait olup neticede ayrıca hüküm ve takibe hacet kalmaksızın tahsil olunur.” denilmiştir.
492 sayılı Kanuna bağlı (1) sayılı tarifenin yargı harçları kısmının (B/l) bölümünde düzenlenmiş bulunan “İcra harçları”; icra takibi sırasında ve takibin niteliğine göre başvurma harcı, peşin harç, icra tahsil harcı ve yerine getirme harcı olarak düzenlenmiştir. Aynı Yasanın, "Nispi Harçlarda Ödeme Zamanı" başlığını taşıyan 28. Maddesinde; "(1) sayılı tarifede yazılı nispi harçlar aşağıdaki zamanlarda ödenir. (...) b) İcra Tahsil Harcı, İcra takiplerinde Tahsil Harcı alacağın ödenmesi sırasında, ödeme yapılmayan hallerde harç alacağının doğması tarihinden itibaren 15 gün içinde ödenir./ Harç alacağı icranın yerine getirilmesiyle doğar. Konunun değeri üzerinden alınacak iflas Harçlarında da bu bent hükümleri uygulanır.” denilmiş; 29. maddesinde ise, peşin harçların, takip sonunda alınacak asıl harca mahsup olunacağı belirtilmiştir.
492 sayılı Kanunun “Öze/ Kanunlardaki Hükümler” başlığını taşıyan 123. maddesinde, "Özel kanunlarla harçtan muaf tutulan kişilerle, istisna edilen işlemlerden harç alınmaz./ ... / Anonim, eshamlı komandit ve limited şirketlerin kuruluş, sermaye artırımı, birleşme, devir, bölünme ve nev"i değişiklikleri nedeniyle yapılacak işlemler ile Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri (Bu kooperatifler ile Kredi Garanti Fonu İşletme ve Araştırma Anonim Şirketi tarafından bankalardan kullandırılacak krediler için verilecek kefaletler dahil) bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilere, bunların teminatlarına ve geri ödenmelerine ilişkin işlemler (yargı harçları hariç) bu Kanunda yazılı harçlardan müstesnadır./ ... / Bu maddede veya diğer kanunlarda yer alan harçtan muafiyete ilişkin hükümler, bu Kanunun (1) sayılı Tarifesinin “(A) Mahkeme Harçları” bölümünün (V) numaralı fıkrasındaki “keşif harcı” ve (1) sayılı Tarifesinin "B) İcra ve iflas harçları ” bölümünün (lll) numaralı fıkrasındaki “haciz, teslim ve satış harcı ” bakımından uygulanmaz..." hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan, 2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkûmlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunun 1. maddesinde; "İcra dairelerince miktar ve kıymeti muayyen olan ilamlı ve ilamsız alacaklardan tahsil olunan paranın % 2 si ve kıymeti muayyen olmıyan ilamların icrasından tahsil harcının yarısı nisbetinde harç alınır. Maktu harçlar ilamın icraya konulduğu zaman peşin olarak alınır. / Bu harçlar borçluya yükletilemez ve mahkûmunbih meblağ birmilyon liradan aşağı olursa bundan harç alınmaz." hükmüne yer verilmiştir.
Diğer taraftan, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun “Şikâyet ve Şartlar" başlıklı 16. maddesinde; “Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere icra ve iflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikâyet olunabilir. Şikâyet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır./ Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman şikâyet olunabilir.”; “Şikâyet üzerine yapılacak muameleler başlıklı 17/.1 maddesinde ‘‘‘"Şikâyet tetkik merciince, kabul edilirse şikayet olunan muamele ya bozulur, yahut düzeltilir""’", ‘‘‘"Tetkik mercii başlıklı 4/1. maddesinin ilk cümlesinde ise: “İcra ve iflâs dairelerinin muamelelerine karşı yapılan şikâyetlerle itirazların incelenmesi icra tetkik mercii hâkimi yahut kanun gereğince bu görev kendisine verilmiş olan hâkim tarafından yapılır” denilmiştir.
Davaya konu olayda, kooperatif tarafından kullandırılan kredilerin ödenmemesi sebebiyle kredi borçluları aleyhine Gaziantep 13. İcra Müdürlüğünün E.2016/125246 sayılı dosyasında başlatılan takipte, ödenen 2.170,88 TL tahsil harcı ve cezaevi yapı harcının tarafına iadesine karar verilmesi istemiyle dava açtığı anlaşılmaktadır. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, İcra Müdürlüğü tarafından yürütülen takip sonucu harç alınması işleminin kanuna aykırılığı iddiasının, şikâyet yolu ile İcra Mahkemesinde çözümleneceği; Mahkemenin, incelemeyi söz konusu icra dosyası üzerinden yaparak, anılan işlemin Kanuna uygun olup olmadığı hususunda karar vereceği, adli yargılamanın bir parçasını oluşturan bu uyuşmazlığın, İcra Müdürlüğünün tesis ettiği bir işlemden kaynaklandığı gözetildiğinde, bu işlemin yasaya uygun olup olmadığının adli yargı yerince çözümlenmesinin gerektiği kanaatine varılmıştır. Davacının, aynı konuyla ilgili olarak ilgili icra hukuk mahkemesinde şikâyet yolunu kullanmış olması bu kanaati değiştirmemektedir.
Uyuşmazlık Mahkemesinin 20/02/2017 tarihli ve E.2016/523, K.2017/13 sayılı kararında da aynı hususların vurgulandığı görülmektedir.
Açıklanan nedenlerle, açılan davanın adli yargı yerinde görüm ve çözümü gerekmektedir” şeklindeki gerekçe ile 2247 sayılı Kanunun 10 ve 13. maddeleri gereğince, olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasına, dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığına gönderilmesine karar vererek 28/08/2018 gün ve 2018/35952 sayılı görüş yazısı ile Mahkememize başvurmuş, başvuru 04/09/2018 tarihinde kayıt altına alınmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, Başkan Hicabi DURSUN, Üyeler: Şükrü BOZER, Mehmet AKSU, Birol SONER, Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇ ve Nurdane TOPUZ"un katılımlarıyla yapılan 22.10.2018 günlü toplantısında:
l-İLK İNCELEME :
Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; davalı Adalet Bakanlığı vekilinin anılan Yasanın 10/2 maddesinde öngörülen yönteme uygun olarak yaptığı görev itirazının reddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nca 10. maddede öngörülen biçimde olumlu görev uyuşmazlığı çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ : Raportör-Hakim Engin SELİMOĞLU"nun, davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada adli yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, davacı kooperatifin kredi borçlusu hakkında yürüttüğü icra takibi sırasında ödenen tahsil ve cezaevi yapı harçlarının, muafiyet gerekçesiyle yasal faizi ile birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Harç; Kanunda yazılı belirli mercilerin, kanuna dayanarak yaptıkları belirli işlemler için, ilgililerin yine kanunda yazılı tarifelere göre yerine getirmek zorunda bulundukları mali bir yükümlülüktür.
17.7.1964 tarih ve 11756 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2.7.1964 tarih, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun gerekçesinde harçların; mahiyetleri bakımından teorik olarak kamu alacağı kategorisini teşkil ettikleri belirtildikten sonra harcı doğuran olayın, yapılan bir kamu hizmeti olduğuna işaret edilmiş;ancak, bir hizmetin harç konusu olabilmesi için; kişinin bir kamu müessesinden faydalanması, kişiye kamu eliyle özel bir yarar sağlanması, kamu idaresinin kişinin bir işiyle uğraşması yani ferde bir hizmet vermesinin gerektiği;bu esaslara göre harcın, kişilerin özel menfaatlerine ilişkin olarak kamu müesseseleri ve hizmetlerinden faydalanmaları karşılığında yaptıkları ödemeler olduğu ifade edilmiştir.
Dava konusu icra harçları öğretide;Devletin, icra hukukundaki faaliyetine karşılık aldığı para olarak tanımlanmış; İcra ve İflas Harçları 492 Sayılı Harçlar Kanununun birinci kısmında, yargı harçları bölümünde, 2-37.maddelerde düzenlenmiş; 19.6.1932 tarih ve 2128 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 15. maddesinin birinci fıkrasında; “İcra ve iflas harçlarını kanun tayin eder. Kanunda hilafı yazılı değilse, bütün harç ve masraflar borçluya ait olup neticede ayrıca hüküm ve takibe hacet kalmaksızın tahsil olunur.” denilmiştir.
492 sayılı yasaya bağlı (1) sayılı tarifenin yargı harçları kısmının (B/1) bölümünde düzenlenmiş bulunan “İcra harçları”; icra takibi sırasında ve takibin niteliğine göre başvurma harcı, peşin harç, icra tahsil harcı ve yerine getirme harcı olarak düzenlenmiştir.Aynı Yasanın, "Nispi Harçlarda Ödeme Zamanı" başlığını taşıyan 28. Maddesinde; "(1) sayılı tarifede yazılı nispi harçlar aşağıdaki zamanlarda ödenir. (…) b) İcra Tahsil Harcı, İcra takiplerinde Tahsil Harcı alacağın ödenmesi sırasında, ödeme yapılmayan hallerde harç alacağının doğması tarihinden itibaren 15 gün içinde ödenir./ Harç alacağı icranın yerine getirilmesiyle doğar. Konunun değeri üzerinden alınacak İflas Harçlarında da bu bent hükümleri uygulanır.” denilmiş; 29.maddesinde ise, peşin harçların, takip sonunda alınacak asıl harca mahsup olunacağı belirtilmiştir.
Bir kamu hizmetinden dolayı harç alınabilmesi, bu hizmetin kanunla belirlenmesine ve bu hususla ilgili harç alınmasına ilişkin düzenlemelerin de, kanunda yer almasına bağlıdır. Nitekim T.C. Anayasası’nın 73.maddesinde; "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır." hükmünü içermektedir.
2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkûmlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunun 1. maddesinde; "İcra dairelerince miktar ve kıymeti muayyen olan ilamlı ve ilamsız alacaklardan tahsil olunan paranın % 2 si ve kıymeti muayyen olmayan ilamların icrasından tahsil harcının yarısı nisbetinde harç alınır...
Bu harçlar borçluya yükletilemez..." hükmüne yer verilmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun:
“Tetkik mercii” başlıklı 4. maddesinde:“İcra ve iflâs dairelerinin muamelelerine karşı yapılan şikâyetlerle itirazların incelenmesi icra tetkik mercii hâkimi yahut kanun gereğince bu görev kendisine verilmiş olan hâkim tarafından yapılır. İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığınca icra tetkik merciinin birden fazla dairesi kurulabilir. Bu durumda icra tetkik mercii daireleri numaralandırılır. İcra tetkik merciinin birden fazla dairesi bulunan yerlerde iş dağılımı ve buna ilişkin esaslar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir. Her icra tetkik mercii hâkimi, kendisine Adlî Yargı Adalet Komisyonu Başkanlığınca dönüşümlü olarak bağlanan icra ve iflâs dairelerinin muamelelerine yönelik şikâyetleri ve itirazları inceler, bu dairelerin gözetim ve denetimlerini yapar, idarî işlerine bakar. İcra yetkisini haiz sulh mahkemelerinin muamelelerine karşı vuku bulacak şikâyet ve itirazların tetkik mercii o mahkemenin hâkimidir"
“Şikâyet ve Şartlar” başlıklı 16. maddesinde; “Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere İcra ve İflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikâyet olunabilir. Şikâyet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır. Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman şikâyet olunabilir.” hükmü yer almaktadır.
“Şikâyet üzerine yapılacak muameleler”başlıklı 17. maddesinde de; “Şikâyet tetkik merciince, kabul edilirse şikâyet olunan muamele ya bozulur yahut düzeltilir. Memurun sebepsiz yapmadığı veya geciktirdiği işlerin icrası emrolunur.”
Hükümlerine yer verilmiştir.
2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanunun "Vergi Mahkemelerinin Görevleri" başlıklı 6. maddesinde, Vergi Mahkemelerinin genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davalarla, bu konularla ilgili olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasına ilişkin davaları ve diğer kanunlarla verilen işleri çözümleyeceği hükmüne yer verilmiştir.
Hal böyle iken, İcra Müdürlüğü tarafından yürütülen takibe ilişkin olarak yapılan tahsilat sonucunda icra müdürlüğünce tahsil ve cezaevi yapı harcı kesilmesine dair işleminin, kanuna aykırılığı iddiasının şikâyet yolu ile İcra Mahkemesinde çözümleneceği,mahkemenin incelemeyi,söz konusu icra dosyası üzerinde yaparak, anılan işlemin kanuna uygun olup olmadığı hususunda karar vereceği kuşkusuzdur. Adli yargılamanın bir parçasını oluşturan bu uyuşmazlığın, İcra Müdürlüğünün tesis ettiği bir işlemden kaynaklandığı gözetildiğinde, bu işlemin yasaya uygun olup olmadığının adli yargı yerince çözümlenmesinin gerektiği sonucuna varılmıştır. Aynı konuya ilişkin olarak davacı vekilinin adli yargı yerine yaptığı müracaat üzerine, Gaziantep 1.İcra Hukuk Mahkemesince verilmiş kesinleşmiş bir red kararının bulunması idari yargı yerini görevli hale getirmemektedir.
Mahkememizin emsal nitelikteki E:2016/523, K:2017/13 sayılı ilamı da bu yöndedir.
S O N U Ç : Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın başvurusunun kabulü ile Gaziantep 1. Vergi Mahkemesince verilen 19.03.2018 gün ve E:2017/425 sayılı GÖREVLİLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 22.10.2018 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Hicabi Şükrü Mehmet Birol
DURSUN BOZER AKSU SONER
Üye Üye Üye
Süleyman Hilmi Aydemir Nurdane
AYDIN TUNÇ TOPUZ
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.