13. Hukuk Dairesi 2015/34941 E. , 2018/40 K.
"İçtihat Metni"
...Tedavi Sağlık Hizmetleri Ve İşletmeciliği A.Ş. vekili avukat ... ile ... vekili avukat ... aralarındaki dava hakkında ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 09/07/2015 gün ve 2013/443-2015/262 sayılı hükmün davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşuldu.
KARAR
Davacı, sahibi ve işletmecisi olduğu ...Hastanesi"nde uygulanmak üzere davalı kurum ile Sosyal Güvenlik Kurumu Özel Sağlık Hizmetleri Sunucularından Sağlık Hizmeti Satın Alma Sözleşmesi"nin imzalandığını, Sağlık Uygulama Tebliği uyarınca fiyatlandırılan hizmet faturaları ile eki bilgi ve belgelerin davalı kuruma tesliminden itibaren 60 gün içerisinde inceleneceği, bu süre içerisinde incelenmesi tamamlanmayan fatura bedelleri için de fatura tutarının tamamının ödeme döneminin sonunda avans olarak ödeneceği ve incelemeye devam edileceği, işlemler sona erdikten sonra yapılan avans ödemesinin eksik olması halinde ilave ödeme yapılacağı, fazla ödeme var ise sağlık hizmeti sunucusunun diğer hizmetlerinden mahsup edileceğinin bildirildiğini, davalı kurumla varılan anlaşmaya göre verilen hizmetler için fatura düzenlenerek kuruma teslim edildiğini, mutabakat ve sair işlemlerin yapıldığını, süresinde inceleme tamamlanmadığı için avans ödemesinin yapıldığını, davalı kurumun hem sözleşmede bildirilen süre içerisinde üzerine düşen inceleme yapma sorumluluğunu yerine getirilmediğini hem de sözleşme ile kararlaştırılan avans ödenmesinden diğer alacaklarından sadece mahsup yoluna gitmek yerine ödeme gününden itibaren faiz adı altında hukuka aykırı kesintiler yaptığını, davalı kurumun avans olarak ödemiş olduğu meblağı alacaklarından mahsup ederken faiz işletiminin yasal dayanağının bulunmadığını, genel hükümlere göre alacaklının borçludan faiz talep edebilmesinin temel koşulu olan borçlunun ihtar edilerek temerrüde düşürülmesi zorunluluğu bulunduğunu belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 234.719,78-TL tutarındaki faiz adı altında yapılan kesintinin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 102. maddesi "Adli tatil, her yıl yirmi temmuzda başlar, otuz bir ağustosta sona erer. Yeni adli yıl bir eylülde başlar." hükmünü taşımakta; 104. maddede ise "Adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır." hükmü bulunmaktadır.
Bu hükümlere göre; adli tatilde bakılamayacak olan davalarla ilgili olarak Hukuk Muhakemeleri Kanunu tarafından belirlenen sürelerin son günü adli tatile rastladığı takdirde, bu süreler, adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır. Önemle vurgulanmalıdır ki; Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 104. maddesinde öngörülen bir haftalık uzama, sadece sürenin adli tatil içerisinde bitmesi, eş söyleyişle, sürenin son gününün adli tatil içerisinde kalması halinde mümkündür. Buna karşılık, sürenin son günü adli tatilin bitiminden sonraki bir tarihe rastladığı takdirde, herhangi bir uzama söz konusu olamaz. Adli tatilin bitiminden sonraya rastlayan son günün resmi tatil olması da bu yönden sonuca etkili değildir. Somut olayda; Mahkemenin gerekçeli kararı 20.08.2015 Perşembe günü davalı vekiline tebliğ edilmiş, 15 günlük temyiz süresi süresi 04.09.2015 Cuma günü sona ermiş, temyiz talebine ilişkin dilekçe ise 07.09.2015 Pazartesi günü verilmiştir.
Yukarıda belirtildiği üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 102. maddesi uyarınca adli tatil, her yılın ağustos ayının otuz birinci günü sona erer. Dolayısıyla, yeni adli yıl, o yılın bir eylül günü başlar. Somut olaydaki gibi, 15 günlük temyiz süresinin bittiği 04.09.2015 gününün resmi tatil günü de olmaması nedeniyle 104. madde uyarınca bir haftalık uzama söz konusu olamaz. Olayda, temyiz dilekçesi 07.09.2015 Pazartesi günü verilmiş olmakla, yasal süre içerisinde verilmemiştir ve bu nedenle davalının temyiz dilekçesinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davalının temyiz dilekçesinin REDDİNE, 15/01/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.