4. Hukuk Dairesi 2019/1090 E. , 2019/5659 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki manevi tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin 26/11/2018 gün ve 2016/12400-2018/7350 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK’un 440-442. maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Davacının davalılardan ...’a yönelik karar düzeltme talepleri bakımından;
Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırı sebebiyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; davacının temyizi üzerine karar Dairemizin 26/11/2018 gün, 2016/12400 esas ve 2018/7350 karar sayılı ilamı ile oy çokluğu ile onanmış; davacı vekili kararın düzeltilmesi isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili, davalı Bülten Basın Yayın Reklamcılık Tic. Ltd. Şti.’nin yayın sahibi olduğu Evrensel Gazetesi’nin 04/04/2014 tarihli nüshası ile www.evrensel.net internet sitesinde davalı ... tarafından kaleme alınan yazıda, müvekkili hakkında küçük düşürücü ve aşağılayıcı ifadeler kullanılması sebebiyle kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğinden bahisle manevi tazminat talep etmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; davacının temyizi üzerine Dairemizin 26/11/2018 gün, 2016/12400 esas ve 2018/7350 karar sayılı ilamı ile oy çokluğu ile onanmıştır. Davacının karar düzeltme isteği üzerine dosya yeniden incelenmiştir.
5187 sayılı Basın Yasası"nın 13. maddesi gereğince basılmış eserler yoluyla işlenen fiillerden doğan maddî ve manevî zararlardan dolayı süreli yayınlarda, eser sahibi ile yayın sahibi ve varsa temsilcisi müştereken ve müteselsilen sorumlu olup davalı ...’un yayın sahibi davalı şirketin ortaklarından olduğu sabit ise de, üst düzey yöneticinin dava dışı kişinin olması sebebiyle hukuki sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu nedenle adı geçen davalı hakkında davanın husumetten reddi gerekirken esastan reddi doğru değildir. Bu durum kararın bozulmasını gerektirir ise de, karar onanmış bulunduğundan, davacının karar düzeltme istemi HUMK’nun 440-442. maddeleri uyarınca kabul edilmeli, onama kararı kaldırılmalı ve karar gösterilen nedenlerle bozulmalıdır.
2-Davacının, davalılardan Bülten Basın Yayın Reklamcılık Tic. Ltd. Şti. ve Özcan Yaman’a yönelik karar düzeltme taleplerine gelince;
Basın özgürlüğü, Anayasa"nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu"nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.
Ne var ki; basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasa"nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu"nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilmelidir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu yayında, davacının fotoğrafı altında kamuoyunun gündemindeki olaylar ve 2014 yılı mahalli idareler seçim sonuçları değerlendirilirken “yolsuzluk ve hırsızlık temsili olmuş bir kişilik bu kirli işlere bulaşanlardan üretilen mizahın aktörü olarak Bilal Erdoğan" şeklinde kullanılan, suç isnadı ve kesin yargı içeren ifadelerle basın özgürlüğü ve eleştiri sınırlarının aşıldığı, öz ile biçim arasındaki dengenin bozulduğu, dolayısıyla davacının kişilik haklarına saldırı gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Şu durumda, yayınlar hukuka aykırı kabul edilerek davacı yararına uygun bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken davanın tümden reddine karar verilmesi doğru değildir. Bu durum kararın bozulmasını gerektirir ise de, karar onanmış bulunduğundan, davacının karar düzeltme istemi HUMK’nun 440-442. maddeleri uyarınca kabul edilmeli, onama kararı kaldırılmalı ve karar gösterilen nedenlerle bu davalılar yönünden bozulmalıdır.
SONUÇ: Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440-442. maddeleri gereğince yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde gösterilen nedenlerle davacının karar düzeltme isteğinin KABULÜNE, Dairemizin 26/11/2018 gün, 2016/12400 esas ve 2018/7350 karar sayılı onama ilamının KALDIRILMASINA ve kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA ve davacıdan önceki onama kararımızla alınan harç ile peşin alınan tashihi karar harcının istek halinde geri verilmesine 28/11/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.