Abaküs Yazılım
3. Hukuk Dairesi
Esas No: 2020/8341
Karar No: 2020/5292
Karar Tarihi: 01.10.2020

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2020/8341 Esas 2020/5292 Karar Sayılı İlamı

3. Hukuk Dairesi         2020/8341 E.  ,  2020/5292 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ


    Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
    Y A R G I T A Y K A R A R I
    Davacı, avukat olan davalı ile ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/259 Esas sayılı dava dosyası nedeniyle mevcut vekâlet ilişkileri devam etmekte iken, derdest olan bu davanın davacısı olan şirkete karşı bir alacak kaleminin tahsili için icra takibi yapılması konusunda davalı ile anlaştıklarını, yapılacak olan bu icra takibi için davalıya takip harç ve masrafları ile avukatlık ücreti olmak üzere 29.500 TL ödeme yaptığını, ancak davalının takip sürecinin ertelenmesinin daha uygun olacağı yönünde bilgi vermesi üzerine icra takip sürecini beklemeye aldıklarını, icra edilmeyen takip için ödenen avukatlık ücreti ve masrafların iadesini davalıdan talep etmesine ve aradan uzun zaman geçmiş olmasına rağmen davalının iadeye yanaşmadığını, aralarındaki güven ilişkisinin zedelenmesi nedeniyle 24/4/2013 tarihinde davalıyı vekillikten azlettiğini ve davalı tarafından iade edilmeyen ödemelerin tahsili için ... 1. İcra Müdürlüğü"nün 2013/4087 Esas Sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattığını, davalının haksız ve kötüniyetli itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, davalının icra takibine itirazının iptaline, takibin devamına ve davalının takip konusu alacağın % 20"si oranından az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
    Davalı, davanın reddini dilemiştir.
    Mahkemenin, Tüketici Mahkemesinin olduğundan bahisle verdiği 1/10/2015 tarih E.2013/352, K.2015/181 sayılı görevsizlik kararı, (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi"nin 11/5/2017 tarih, E.2016/3147, K.2017/5900 sayılı kararı ile, "vekalet ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkların dava tarihi olan 1/8/2013 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamı dışında kaldığı, davaya bakma görevinin genel mahkemeye ait olduğu, mahkemece işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle bozulmuştur.
    Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda "davalı avukat hakkında ... 1. Ağır Ceza Mahkemesince görevi kötüye kullanma suçundan yapılan yargılama kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, davacının davalıdan bir alacağı olmadığı ve davalı avukatın hapis hakkını kullandığına dair maddi vakıanın ceza mahkemesince tespit edildiği, bu konudaki ceza mahkemesi kararının bağlayıcı nitelikte olduğu" gerekçeleri ile davanın reddine karar vermiş, karar davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
    1- Dava, vekâlet ilişkisi kapsamında davalı avukata ödenen avukatlık ücreti ve masrafların iadesi için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
    Davacının, davalı avukatı azil gerekçesi, bir icra takibi başlatılması için davalı avukata, masraf ve ücret olarak ödenen toplam 29.500 TL"nin, icra takibinin icra edilmemiş olmasına rağmen iade edilmemesidir. Davalı, davacıdan 21.500 TL ödeme aldığını kabul etmiş ancak bu miktar üzerinde Avukatlık Kanunu"nun 166. maddesi gereğince hapis hakkını kullandığını savunmuştur.
    Avukatın vekil olarak borçları Türk Borçlar Kanunu’nun 505. ve devamı maddelerinde gösterilmiş olup, vekil, adı geçen Kanun’nun 506. maddesine göre müvekkiline karşı vekaleti sadakat ve özenle ifa etmekte yükümlüdür. Vekil, sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak zorunluluğundadır. “Özen borcu” ile ilgili Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesinde mevcut olan, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde hareket etmekle yükümlüdürler.” şeklindeki hüküm ise, avukatlık mesleğinin bir kamu hizmeti olması nedeniyle, Türk Borçlar Kanunu’nun 506. (Mülga Borçlar Kanununun 390.) maddesinde düzenlenen vekilin özen borcuna göre çok daha kapsamlı ve özel bir düzenlemedir.
    Buna göre avukat, üzerine aldığı işi özenle ve müvekkili yararına yürütüp sonuçlandırmakla görevli olduğu gibi, müvekkilinin kendisi hakkındaki güveninin sarsılmasına neden olacak tutum ve davranışlardan da titizlikle kaçınmak zorundadır. Aksi halde avukatına güveni kalmayan müvekkilin avukatını azletmesi halinde azlin haklı olduğunun kabulü gerekir. Avukat, görevini yerine getirirken gerekli özen ve dikkati göstermemiş, sadakatle vekaleti ifa etmemiş ise, müvekkilinin vekilini azli haklıdır.
    Avukatlık Kanununun, 174. maddesinde, “Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.” hükmü mevcut olup, bu hükme göre azil işleminin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkil avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü değildir. Dairemizin kökleşmiş içtihatlarına göre haklı azil halinde ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp, kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebilir. Zira vekalet ilişkisi bir bütün olup azil, taraflar arasındaki tüm dava ve takiplere sirayet edeceğinden, azlin haklı olduğunun kabul edilmesi halinde, davacının azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşmeyen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edebilmesi mümkün değildir.
    Avukatlık Kanununun 166. maddesinde tanımlanan hapis hakkı, sadece vekalet ücreti alacakları ve yapılan giderler oranında kullanılabilir. Avukatın, müvekkili nam ve hesabına tahsil etmiş olduğu alacak ve değerlerden, ücret ve masraf alacağından fazla bir miktarını “hapis hakkı” adı altında elinde tutması, bu hakkın yasaya konuluş amacına aykırı olduğu gibi, avukatlık meslek kurallarına da aykırıdır. Aynı şekilde hapis hakkını kullanan avukatın, müvekkilin nam ve hesabına tahsil ettiği alacakları geciktirmeksizin iş sahibine bildirmesi, hangi işten dolayı ve ne miktarda ücret ve masraf alacağı olduğunu açıklaması ve konu ile ilgili karşı tarafı bilgilendirdikten ve gerektiği durumlarda yapılacak hesaplaşmadan sonra, alacağı oranında hapis hakkını kullanması gereklidir. Esasen bu durum, avukatın müvekkiline hesap verme yükümlülüğünün de tabii bir sonucudur. Nitekim, Avukatlık Kanununun 34. maddesinde, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.” hükmü bulunmaktadır.
    Davalı avukat, davalı ... ve dava dışı ..."nun şikayeti üzerine hakkında açılan kamu davasında güveni kötüye kullanma suçundan ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/168 Esas sayılı dosyasında yargılanmıştır. Ceza yargılaması kapsamında alınan 17/11/2016 tarihli bilirkişi raporunda sanık ..."in Katılanlar ... ve ..."ndan toplam 21.709,52 TL avukatlık ücreti alacağı bulunduğu, sanık ..."in 21.500 TL olarak kendisinde bulunan katılanlara ait paradan iade ettiği anlaşılan 2.102 TL tenzil edildikten sonra sanık ..."te 19.398 TL müvekkil parası bulunduğu, kullandığı hapis hakkı ile alacağının orantılı olduğu ve mevzuata aykırı bir yön bulunmadığı, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesindeki 2010/259 Esas sayılı dosyasında karşı tarafa ret oranında yüklenilen vekalet ücretinin de Avukatlık Kanunu 164/son maddesi gereği avukata ait olduğu kabul edildiğinde sanığın halen 2.322,52 TL, bu kabul edilmez ise 750,52 TL alacaklı olduğu bildirilmiştir. Anılan bilirkişi raporuna itibar eden Ceza Mahkemesi 29/12/2016 tarihli kararı ile sanığın beraatine karar vermiş, karar istinaf denetiminden geçerek 8/3/2017 tarihinde kesinleşmiştir.
    Her ne kadar temyiz incelememize konu iş bu davada mahkemece, maddi olayın saptanmasına ilişkin Ceza Mahkemesi kararının Hukuk Mahkemesini bağlayacağı, davalının hapis hakkını kullandığına dair maddi vakıanın ceza mahkemesince tespit edildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, ceza mahkemesi önünde fiilin ceza hukuku bakımından suç teşkil edip cezalandırılabilmesi için gerekli şart ve unsurların oluşup oluşmadığının tespiti için alınan bilirkişi raporu ve sonuç itibarıyla sanığın delil yetersizliğinden beraatine dair ceza mahkemesince verilen karar hukuk mahkemesini bağlamayacaktır.
    Bu durumda mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirme yapılarak, davalı avukatın hapis hakkını kullanması için usûli aşamaları yerine getirip getirmediğinin, davalının azlinin haklı olup olmadığının tespiti ile gerekirse bilirkişi raporu aldırılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usûl ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
    2- Bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
    SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 6100 sayılı HMK"nın Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nın 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
    01/10/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi