23. Hukuk Dairesi 2017/203 E. , 2020/1065 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davanın kabulüne yönelik verilen hükmün asıl ve birleşen davada davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde asıl ve birleşen davada davalı vekili Avukat ... ile asıl ve birleşen davada davacı vekili Avukat ..."ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Asıl-birleşen davada davacı vekili, müvekkili aleyhine yapılan icra takibinin TK"nın 35. maddesine göre kesinleştiğini, müvekkkili kooperatif başkanının hacizden haricen haberdar olduğunu, davaya konu edilen takipte borcun dayanağı olan hiçbir bilgi verilmediğini, davalının ne şekilde ve ne kadar aidat ödeyerek üye olduğunun bilinmediğini müvekkili kooperatifin temerrüde düşürülmediği için faiz talep edilemeyeceğini ayrıca üye aidatına ilişkin ticari faiz de istenilemeyeceğini ileri sürerek, asıl davada Konya 7. İcra Müdürlüğünün 11.000 TL borçlu olmadığının tespiti ile bu bedel üzerinden takibin iptaline, dava devam etmekte iken yapılacak ödemelerin istirdatına, birleşen davada ise dava konusu takip dosyasında müvekkilinin şimdilik 1943 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslahla birlikte talep miktarı arttırılarak, istirdat talebinde bulunulmuştur.
Asıl-birleşen davada davalı vekili, müvekkilinin 21.07.2004 tarihinde dava dışı ..."in hisessini satın almak suretiyle davacı kooperatife üye kaydının yapıldığını, müvekkilinin tüm ödemelerini yerine getirdiğini, dairelerin teslim edilmediğini, müvekkiline davalı kooperatiften üyelikten çıkarıldığına dair 29.06.2007 tarihli ihtarname gönderildiğini, aradan 2 yılı aşkın süre geçmesine rağmen müvekkiline ödeme yapılmayınca davacı aleyhine takip başlattıklarını savunarak, asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Mahkemece kesin süre içerisinde gider avansının yatırılmaması sebebiyle asıl davanın usulden reddine dair verilen karar, asıl davada davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozularak, mahkemece uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafça üyelikten çıkarılması sebebiyle davalının kendisinin ve üyeliği devraldığı ... tarafından yatırılan aidatların ödenmemesi sebebiyle davacı aleyhine icra takibine girişildiği, davalının 29.06.2007 tarihli noter ihtarnamesi ile ihraç edildiği, davalının üyeliğine ilişkin masraf hissesi düşürüldükten sonra davacı kooperatiften 20.929,15 TL aidat iade hakkı mevcut ise de, davalının bu alacağının 28.07.2009 tarihinde muaccel hale geldiği ve bu sebeple takip tarihi itibariyle davalının davacıdan muaccel bir alacağının bulunmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kabulüne, takipten sonra davacı kooperatif tarafından icra dosyasına yatırılan 59.590 TL"nin davalıdan tahsiline, davalının kötüniyetli takip yapmış olduğu ispatlanamadığından kötüniyet tazminatının reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl-birleşen davada davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl-birleşen davada davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Gerek 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu"nun 17. maddesi, gerekse Kooperatif Anasözleşmesi"nin 15. Maddesi göz önünde bulundurulduğunda, hakkında ihraç kararı kesinleşen davalı üyenin alacak hakları ayrıldığı yılı takip eden bilançonun tasdik tarihinden itibaren 1 ay içerisinde muaccel olacaktır. Bu kapsamda asıl-birleşen davada davalının ihraç kararı 29.06.2007 tarihinde kesinleşmiş olup 2007 yılı genel kurul toplantısı 29.06.2008 tarihinde yapıldığından, asıl-birleşen davada davalı üyenin çıkma payı alacak hakkı 29.07.2008 tarihinde muaccel hale gelmiştir. 2007 yılı genel kurul toplantısının yapıldığı 29.06.2008 tarihli toplantıda bilançonun görüşülmemiş olması üye aleyhine değerlendirilerek alacağın muaccel olmadığından söz edilemez. Bu itibarla; alacak, takip tarihinden önce muaccel hale geldiğinden, asıl-birleşen davada davalı üyenin çıkma payı alacağı tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde yanılgılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl-birleşen davada davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl-birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile asıl ve birleşen dava yönünden hükmün asıl-birleşen davada davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan asıl ve birleşen davada davalı yararına takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davada davacıdan alınarak, asıl ve birleşen davada davalıya verilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 18.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.