Abaküs Yazılım
20. Ceza Dairesi
Esas No: 2018/3981
Karar No: 2019/1716
Karar Tarihi: 0.03.2019

Yargıtay 20. Ceza Dairesi 2018/3981 Esas 2019/1716 Karar Sayılı İlamı

20. Ceza Dairesi         2018/3981 E.  ,  2019/1716 K.

    "İçtihat Metni"

    Yüksek Adalet Bakanlığı"nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık ... hakkındaki İzmir 31. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 13/06/2017 tarihli, 2016/706 esas ve 2017/400 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 24/04/2018 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
    Dosya incelendi.
    GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
    A-Konuyla İlgili Bilgiler:
    İncelenen dosyadan;
    1- Sanık hakkında 23/08/2007 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı"nın 24/01/2008 tarihli ve 2007/110242 soruşturma, 2007/2545 esas sayılı iddianamesi ile sanığın TCK’nın 191/1 ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı,
    2-İzmir (Kapatılan) 10. Sulh Ceza Mahkemesi"nin 03/07/2008 tarihli, 2008/927 esas ve 2008/1115 sayılı kararı ile sanığın TCK’nın 191/2. maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 09/09/2009 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği,
    3-İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğü"nün 04/02/2011 tarihli çağrı yazısının 30/03/2011 tarihinde sanığa tebliğ edildiği, 10 günlük yasal sürede müdürlüğe başvuruda bulunmaması nedeniyle kaydın kapatılarak 09/05/2011 tarihinde Cumhuriyet Savcılığına gönderildiği,
    4-İzmir (Kapatılan) 10. Sulh Ceza Mahkemesi"nin 21/05/2012 tarihli, 2011/873 esas ve 2012/797 karar sayılı kararı ile; sanığın TCK’nın 191/1, 62, 50/1-a maddeleri uyarınca 6.000TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın sanık tarafından temyiz edildiği,
    5-Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 15/06/2016 tarihli, 2015/11522 esas ve 2016/6591 karar sayılı ilamı ile 6545 sayılı Kanun ile getirilen değişiklikler kapsamında inceleme yapılması gerektiğinden hükmün bozulmasına karar verildiği,
    6-Mahkemece bozma ilamı doğrultusunda araştırma yapıldığı ve kanun yararına bozma istemine konu; İzmir 31. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 13/06/2017 tarihli, 2016/706 esas ve 2017/400 karar sayılı kararı ile sanığın TCK’nın 191/1, 62 ve 50/1-a maddeleri uyarınca 6.000TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın temyiz edilmeden 21/06/2017 tarihinde kesinleştiği,
    7-İnfaz Cumhuriyet savcısı tarafından ısrar şartının oluşmadığı gerekçesiyle infazın durdurulmasının talep edildiği, mahkemenin 25/01/2018 tarihli ek kararı ile infazın durdurulmasına karar verildiği,
    Anlaşılmıştır.
    B-Kanun Yararına Bozma İstemi :
    Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında;
    “Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama neticesinde sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 191/2. maddesi uyarınca denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair İzmir (Kapatılan) 10. Sulh Ceza Mahkemesi"nin 03/07/2008 tarihli ve 2008/927 esas, 2008/1115 sayılı kararını müteakip, sanığın denetimli serbestlik tedbirine uymadığından bahisle dosyanın kapatılarak iade edildiği İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı"nın talebi üzerine, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 191/1, 62/1 ve 50/1-a. maddeleri gereğince 6.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İzmir (Kapatılan) 10. Sulh Ceza Mahkemesi"nin 21/05/2012 tarihli ve 2011/873 esas, 2012/797 sayılı kararının Yargıtay 9. Ceza Dairesi"nin 15/06/2016 tarihli ve 2015/11522 esas, 2016/6591 karar sayılı ilâmı ile bozulmasını müteakip, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 191/1, 62/1 ve 50/1-a. maddeleri gereğince 6.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İzmir 31. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 13/06/2017 tarihli ve 2016/706 esas, 2017/400 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. 1-5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu’nun 5. maddesinde, “(1) Hakkında herhangi bir tedbire hükmedilen kişi, karara uygun olarak müdürlüğün hazırladığı programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymak ve katlanmak zorundadır. (2) (Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K.42.md) Denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından yapılan çağrılara veya hazırlanan denetim planına uyarıya rağmen uyulmaması, denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülük ihlali sayılır.” şeklinde, 40. maddesinde; “(1) Denetimli serbestlik kararlarının kaydedilmesinden itibaren şüpheli, sanık veya hükümlülere üç iş günü içerisinde yapılacak yazılı veya elektronik tebligatta, tebliğden itibaren on gün içerisinde müdürlüğe başvurulması gerektiği belirtilir. ... (3) Düzenlenen tebligatta, yükümlünün haklı, geçerli ve gerektiğinde belgelendirilebilen bir mazereti olmadan müdürlüğe gelmemesi veya hakkında belirlenen yükümlülüklerin gereğini yerine getirmemesi halinde, denetimli serbestlik kararının niteliğine göre kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilebileceği, seçenek yaptırım veya tedbirin hapse çevrilebileceği ya da koşullu salıverilme kararının geri alınabileceği gibi gelmemenin hukuki sonuçları yükümlüye bildirilir. (4) Usulüne uygun olarak yapılan tebligata rağmen yükümlü on gün içerisinde müdürlüğe müracaat etmezse komisyonun onayından sonra kayıt kapatılarak infaz dosyası Cumhuriyet başsavcılığına geri gönderilir.” şeklinde düzenlemelere yer verildiği,
    Yine, anılan Yönetmeliğin dördüncü kısım beşinci bölümünde yer alan "Tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri ve bu tedbirin yerine getirilmesi" başlıklı 72. maddesinde ise kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişiler hakkındaki denetimli serbestlik kararlarının infazı sırasında yürütülecek işlemler hakkında düzenlemelere yer verildiği,
    Somut olayda, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanması amacıyla İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne 10 gün içerisinde müracaat etmesi gerektiğini bildiren ihtarlı tebligatın sanığa 30/03/2011 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmesini müteakip, sanığın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne başvurmaması üzerine, yükümlüye ait dosya Cumhuriyet Başsavcılığına iade edilmiş ise de, sanığın fiilinin ısrar olarak değerlendirilebilmesi için an az 2 kez ihtar yapılmış olması ve sanığın usulüne uygun 2 haklı ihtara rağmen davete icabet etmemesi veya başka herhangi bir şekilde haberdar olmasına rağmen ısrarla denetime uymaması gerektiği, dosya kapsamına göre, sanığın yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar ettiğinin anlaşılamadığı gözetilmeksizin, sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde,
    2-28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 191. maddesi yeniden düzenlenmiş olup, anılan maddenin 8. fıkrasında “Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.”
    şeklindeki düzenleme nazara alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 231/6. maddesinde belirtilen şartlar aranmaksızın sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi yasal bir zorunluluk olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Denilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca İzmir 31. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 13/06/2017 tarihli ve 2016/706 esas, 2017/400 sayılı kararının bozulması istenilmiştir.
    C-Konunun Değerlendirilmesi:
    1-Kanun yararına bozma istemine konu kararın verildiği 13/06/2017 tarihinde yürürlükte bulunan 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 68. maddesi ile getirilen düzenlemeler karşısında; hükümlünün kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi , "ısrar" ettiğinin kabul edilebilmesi için de önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta "ısrar etmiş sayılacağı" uyarısı ile yeniden tebligat yapılması, bu tebligata karşın başvuruda bulunmaması gerekmektedir.
    Sanığa, 10 gün içinde İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne başvurması gerektiği uyarısını içeren çağrı kağıdının tebliğ edildiği, sanığın müdürlüğe başvuruda bulunmadığı, ancak, sanığın kendisine yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta "ısrar" ettiğinin kabul edilebilmesi için önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta "ısrar etmiş sayılacağı" uyarısı ile yeniden tebligat yapılması, bu tebligata karşın başvuruda bulunmaması halinde sanığın yükümlülük ihlalinden söz edileceği, somut olayda hükümlünün Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce çıkarılan çağrı yazısına karşın 10 gün içinde Müdürlüğe başvurmamasının tek başına ısrar olarak değerlendirilemeyeceği, ısrar şartının gerçekleşmemesi nedeni ile mahkemece 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8-2. cümle maddesi uyarınca durma kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, kanuna aykırı olup ihbarnamenin (1) nolu kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
    2- Her ne kadar kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında; 28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 191. maddesi yeniden düzenlenmiş olup, anılan maddenin 8. fıkrasında “Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” şeklindeki düzenleme nazara alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 231/6. maddesinde belirtilen şartlar aranmaksızın sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin yasal bir zorunluluk olduğu gerekçesiyle de kanun yararına bozma istenmiş ise de;
    TCK’nın 191/8. maddesinin, uyuşturucu madde ticareti yapma veya uyuşturucu madde kullanılmasını kolaylaştırma suçlarından dolayı yapılan kovuşturma sonucunda eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma olarak kabul edilmesi halinde uygulanabileceği, somut olayda; sanık hakkında 23/08/2007 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 24/01/2008 tarihli ve2007/110242 soruşturma, 2007/2545 esas sayılı iddianamesi ile sanığın TCK’nın 191/1 ve 53.maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı dikkate alındığında , TCK’nın 191/8.maddesinin uygulanma olanağının bulunmadığı anlaşıldığından dosya içeriğine ve oluşa uygun olmayan (2) nolu kanun yararına bozma istemi yerinde görülmemiştir.
    D-Karar :
    Yukarıda açıklanan nedenlerle;
    1- İncelenen dosya içeriğine ve oluşa uygun olmayan (2) nolu kanun yararına bozma isteminin REDDİNE,
    2-İzmir 31. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 13/06/2017 tarihli ve 2016/706 esas, 2017/400 sayılı kararının 5271 sayılı CMK"nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun"un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı"na sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"na gönderilmesine,
    20 /03/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi