22. Hukuk Dairesi 2016/8339 E. , 2019/6827 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı ... dahili davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, iş akdine haklı bir neden olmadan son verildiğini öne sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının davalı yandan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalılar vekilleri, davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda ve yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle temyiz edenin sıfatına ve temyiz nedenlerine göre, davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine,
2-Taraflar arasında davacının fazla çalışma yapıp yapmadığı ve ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıp çalışmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir.
İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda ise işçinin ihtirazi kayıt ileri sürmesi beklenemeyeceğinden, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının her türlü delil ile ispatı mümkündür.
Aynı ispat kuralları, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı için de geçerlidir.
Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece davacı tanığı ..."ın anlatımından hareketle davacının haftada onbeş saat fazla çalışma yaptığı, dini bayramların bir günü haricinde ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı kabul edilmiştir. Davacı tanığı husumetli olmakla birlikte işverene karşı açtığı davada, Mahkemece; haftada onsekiz saat fazla çalışma yaptığı ve dini bayramların bir günü haricinde ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı kabul edilmiş olup sözü edilen kararın, Dairemizin 22.02.2016 tarih 2014/34106 Esas ve 2016/4807 Karar Sayılı ilamı ile onandığı anlaşıldığından bu tanığın beyanlarına itibar edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ne var ki, tanıkların anlatımına ancak davacı ile birlikte çalıştığı dönem ile sınırlı olarak itibar edilebilir. Davacı tanığı ..., davacı ile birlikte 2.9.2009-1.8.2012 tarihleri arasında çalışmıştır. 1.8.2012-09.03.2013 tarihleri arasında bu tanığın davacı ile birlikte çalışması bulunmamaktadır. Davalı tanığı ... ise, davacının iş akdi sona ermeden önce yaklaşık 1.5-2 ay davacı ile birlikte çalıştıklarını beyan etmiştir. Şu halde, davacı tanığının davacı ile birlikte çalıştığı dönem bakımından şimdiki gibi karar verilmeli, davalı tanığının davacı ile birlikte çalıştığı dönem netleştirilerek bu dönem bakımından davalı tanığının beyanına göre hesaplama yapılmalı, geriye kalan dönem bakımından ise davacının fazla çalışma ve ulusal bayram ve genel tatil günleri alacağı bulunduğunu yöntemince ispatlayamadığı kabul edilmelidir.
Öte yandan, davacının izinli olduğu günler ile çalışılmayan Pazar gününe denk gelen çalışmaların hesaplamadan dışlandığını belirtir şekilde denetime elverişli rapor alınarak sonucuna gidilmelidir.
Mahkemece bu hususlar gözetilmeden karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3- Taraflar arasında, işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait alacağı bulunup bulunmadığı birdiğer uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı Kanun"un 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının hizmet süresine göre 42 gün yıllık ücretli izin hakkı bulunduğu ve işverence kullandırıldığının ispatlanamadığı kabulü ile hesaplama yapılmıştır. Ne var ki, dosya içerisinde davacı imzalı yıllık ücretli izin talep formları bulunmaktadır. Mahkemece bu formlar davacıdan sorulmak suretiyle değerlendirilip sonucuna göre hesaplamadan mahsubu gerekip gerekmediği tartışılmadan hüküm kurulması hatalı olup ayrıca bozmayı gerektirmiştir.
4- Kabule göre, mahkemece hüküm altına alınan yıllık ücretli izin, ulusal bayram ve genel tatil, fazla çalışma alacağı miktarlarının, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ""net"" olduğu belirtilmesine karşın, hüküm yerinde bu alacak miktarlarının ""brüt"" oldukları belirtilmek suretiyle infazda tereddüt yaratılması da doğru bulunmamıştır.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 28.03.2019 gününde oybirliği ile karar verildi.