11. Hukuk Dairesi 2019/109 E. , 2019/7058 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 28/09/2009 tarih ve 2006/490-2009/731 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin sigorta ettireni Turkuaz Dış Ticaret Ltd. Şti. tarafından ihracatı gerçekleştirilen emtiaları nakliyat sigorta poliçeleri ile sigortaladığını, multimodal taşıma ile Türkiye/Ukrayna/Kazakistan güzergahında gerçekleşen taşımalar sonucunda varış yerinde 45249744 nolu poliçe kapsamındaki emtiada 28.07.2005, 28064056 nolu poliçe kapsamındaki emtiada 10.11.2005 28046426 nolu poliçe kapsamındaki emtiada 27.07.2005 ve 28019977 nolu poliçe kapsamındaki emtiada 10.11.2005 tarihlerinde yapılan incelemeler sonucunda düzenlenen survey raporlarına göre yükleme sırasında kontrol edilerek sağlam olarak vagon/konteynerlere yüklenmesine rağmen taşınan malların hasarlı ve/veya eksik olarak teslim edildiğini, müvekkilinin sigortalının muvafakatıyla sigorta ettirenine her bir poliçe için ayrı ayrı olmak üzere toplamda 15.811 TL ödeme yaparak haklarına halef olduğunu ileri sürerek 15.811 TL"nin sigorta ettirene son ödeme tarihi olan 27.01.2006"dan itibaren işleyecek avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu taşımalarda istiflemenin gönderen sigorta ettiren şirket tarafından yapıldığını ve vagonların mühürlendiğini, varma yerinde düzenlenen raporlarda bu mühürlerin koparıldığı veya hiç olmadığı şeklinde bir tespit yapılmadığını, zararın hatalı istiflemeden kaynaklanıp müvekkilinin sorumluluğunda bulunmadığını, davacının halef olmadığını, her bir poliçe farklı taşıma işlerine istinaden düzenlendiğinden ayrı dava açılması gerektiğini, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporuna göre, davaya konu taşımaların karma (multimodal) taşıma niteliğinde olduğu, bu tip taşımalar Birleşmiş Milletler Cenevre Konvansiyonuna tabi olmasına rağmen bu konvansiyonu Türkiye henüz onaylamadığından, oluşan boşluğa Dünya Taşıma İşleri Aracıları Dernekleri Federasyonun ülkemizde de kabul gören kuralları teamülen uygulanmakta ise de bu kuralların konvansiyon hükmünde olmadığı, dava konusu taşımaya Uluslararası Demiryolu ile Eşya Taşımalarına İlişkin Sözleşme hükümlerinin de uygulanamayacağı, çünkü gerek hasarların muhtemel meydana geldiği güzergah ülkeler, gerekse tespit edilen varma yeri olan Kazakistan’ın konvansiyona üye olmayıp taraflar arasında bu konvansiyon hükümlerinin uygulanacağına dair özel bir anlaşma da bulunmadığı, bu nedenle yabancılık unsuru bulunmayan olayda iç hukuk kurallarının uygulanması gerektiği, emtianın gönderilene teslimine kadar uğradığı ziya ve hasardan TTK’nın 781. maddesi uyarınca taşıyıcı sorumlu ise de, 28046426 no"lu ve 45249744 poliçelere konu emtia hasarlarının istifleme hatasından kaynaklandığı, varma yerinde yapılan incelemede vagon mühürlerinin kırılmadığının tespit edildiği, istif hatasının Kara ve Deniz Taşıması Sigortaları, İnstitüte Cargo Clauses (All Risks) ICC-A 4.3 Kloz hükmünde istisna edildiği ve poliçede belirtildiği, multimodal konteyner taşımalarında gözetim raporu koşulu mevcudiyeti karşısında taşıyıcının istife nezaret borcu anlamlı olmamakla birlikte konşimento notunun da ihtirazı kayıt niteliğinde olduğu bu nedenlerle davalı taşıyıcının anılan poliçeler kapsamında sorumlu olmadığı; 28064056 nolu poliçeye konu emtianın varış yerinde yapılan denetimde 91817031 numaralı vagonun mühürlerinin kırık olduğunun belirtildiği, vagon açıldığında 527 kolinin eksik çıktığı, bu kolilerin çalınması nedeniyle istif bozulduğundan 8 koli malın da hasara uğradığının tespit edildiği, oluşan hasarın bilirkişilerin tespitine göre 3.672,71 TL olarak belirlenmesine rağmen davacının sigorta ettirene 3.670 TL ödeme yaptığı, 28019977 nolu poliçeye konu emtianın varış yerinde yapılan denetimde 91858977 nolu vagonun mühürlerinin kırık olduğunun belirlendiği, vagon açıldığında 487 kolinin eksik olduğu, çalınma nedeniyle istifinin bozulması veya ıslak yüklenen kolilerin dağılması nedeniyle bir kısmının da hasarlı olduğunun tespit edildiği, hasarlanan emtianın hasarlanma nedenin ıslak yüklenen koliler ile bu vagon içinde bırakılan boşluk olduğu anlaşıldığından taşıyıcının bu kısımdan sorumlu olmayacağı, anılan poliçe nedeniyle 3.813,95 TL"lik ödemenin davalıya rücu edilmesinin mümkün olduğu, fazlaya ilişkin istemin yerinde olmadığı, davalıya oluşan hasarın ödenmesine yönelik 26.04.2006 tarihli ihtarın 04.05.2006 tarihinde tebliğ edildiği ve davalının mezkur ihtarda verilen on günlük sürenin bitimini izleyen 15.05.2006 tarihinde temerrüte düştüğü gözetildiğinde faizin bu tarihten başlaması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 7.483,95 TL"nin 3.670 TL"si 28064056 sayılı poliçeye, 3.813,95 TL"si ise 28019977 sayılı poliçeye istinaden olmak üzere, 15.05.2006 tarihinden başlamak üzere 3095 Sayılı Kanunun 2/2 maddesi uyarınca yıllık % 25 ve sonradan değişen oranlarda avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 410,19 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 11/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.