12. Ceza Dairesi 2019/13298 E. , 2020/548 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Sulh Ceza Hakimliği
Karar Tarihi :23.10.2018
Taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan şüpheliler ... ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda Çaycuma Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 31/07/2018 tarihli ve 2016/3657 soruşturma, 2018/1622 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Zonguldak Sulh Ceza Hâkimliğinin 23/10/218 tarihli ve 2018/3388 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi:
5271 sayılı Kanunun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanunun 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanunun 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanunun kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanunun 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Somut olayda, müştekinin 07/04/2015 tarihinde muayene için gittiği Özel Sevgi Tıp Merkezinde şüphelilerin sol kalçasından yaptıkları iğne sebebiyle ayağa kalkamaz hale geldiği, ağrısının geçmemesi üzerine yeniden müracaatta bulunduğu, kendisini muayene eden başka bir doktorun ayağındaki ağrının yapılan iğneden dolayı olduğunu ve tam teşekküllü bir hastaneye gitmesi gerektiğini söylemesi üzerine, Zonguldak Atatürk Hastanesinde yapılan muayene sonucu ayağının %50 oranında kullanılamaz hale geldiği söylenerek rapor düzenlendiği, olayda şüphelilerin kusurlu olabilecekleri nedeniyle başlatılan soruşturma kapsamında kusur durumuna ilişkin Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Dairesinden rapor talep edildiği, talep üzerine düzenlenen 06/07/2018 tarihli ve 2018/52976/2648 sayılı raporda, şüphelilere atfı kabil kusur bulunmadığının belirtilmesi üzerine de Çaycuma Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmış ise de, rapor içeriğinde enjekte edilen ilacın doku içi yayılımı ile sinir hasarına neden olabileceğinin tıbben bilindiğinin belirtilmesi karşısında, sağlık personelinin bu durumu dikkate alması gerektiği anlaşılarak Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan bu duruma ilişkin alınacak rapor doğrultusunda şüphelilerin hukukî durumlarının tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 16/10/2019 gün ve 94660652-105-67-15860-2018-Kyb sayılı yazılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.10.2019 gün ve 2019/101961 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Rıza Kocayamak’ın 07.04.2015 tarihinde Özel Sevgi Tıp Merkezi’ne yaygın vücut ağrısı şikayetiyle başvurduğu, yapılan muayene sonucu ...’nın yönlendirmesi ile ... tarafından kendisine iğne vurulduğu, iğneden sonra ayağında ağrı olduğu, bu ağrının geçmemesi üzerine ertesi gün yeniden aynı hastanede başka doktora muayene olduğu, burada kendisine daha teşekküllü bir hastaneye gitmesi gerektiğinin söylenmesi üzerine Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi’ne gittiği, burada kendisine ayağının yüzde 50 kullanılamaz hale geldiğinin belirtilmesi üzerine şikayetçi olduğu olayda; Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Dairesinden rapor talep edildiği, talep üzerine düzenlenen 06/07/2018 tarihli ve 2018/52976/2648 sayılı raporda; 07/04/2015 tarihinde intramuskuler enjeksiyon (Voltaren im 75 mg/3 ml 3 ml amp., Muscoril 4 mg 2 ml amp., Diprospan 1 ml amp.) uygulandığının anlaşıldığı, kişinin ifadesinde söz konusu enjeksiyon uygulamasından sonra ayakta güçsüzlük geliştiğinin bildirildiği, enjekte edilen ilaçların doku içi yayılımı ile sinir hasarına neden olabileceklerinin tıbben bilindiği, bu durumun enjeksiyonların tekniğine uygun yapılması durumunda da nörolojik arazlara sebep olabildiği, bu durumun her türlü özene rağmen oluşabilecek herhangi bir kusur ve ihmalden kaynaklanmayan komplikasyon olarak nitelendirildiği, enjeksiyonun yapılış tekniği ve uygulanan bölgenin uyumsuzluğu yönünden de tıbbi bir delil tanımlanmadığından, tüm bulgular bir bütün olarak değerlendirildiğinde, enjeksiyonu uygulayan sağlık personelinin ve enjeksiyon yapılma talimatı veren ilgili hekimin uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğunun belirtilmesi karşısında, enjeksiyon uygulamasını yapan doktor ve hemşireye atfı kabil kusur bulunmadığı anlaşıldığından Çaycuma Cumhuriyet Başsavcılığının 31.07.2018 tarihli kararı ile anılan karara ilişkin itirazın reddine dair Zonguldak Sulh Ceza Hakimliğinin 23.10.2018 tarihli kararında bir isabetsizlik görülmemiş olup,
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görülmediğinden, Zonguldak Sulh Ceza Hakimliğinin 23.10.2018 gün ve 2018/3388 değişik iş sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma talebinin CMK"nın 309. maddesi uyarınca REDDİNE, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE; 15.01.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.