13. Hukuk Dairesi 2015/39222 E. , 2018/7635 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalıyı vekil olarak temsil ettiğini, vekillik görevini gerektiği şekilde yerine getirdiği halde davalı tarafından haksız olarak azledildiğini, vekalet ücret alacağının tahsili için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, vekalet sözleşmesinden doğan alacağa ilişkin olup, davacı vekil, davalı tarafından haksız şekilde azledildiğini iddia ederek vekalet ücret alacağı için başlattığı icra takibine itirazın iptalini istemiş, davalı vakıf ise davacının talimatları olmadan aynı borçluya karşı farklı belgeyle ikinci kez icra takibi yaptığını, bunu öğrendiklerinde davacıyı derhal ve haklı olarak azlettiklerini savunmuştur. Mahkemece, davacı tarafça aynı borçluya karşı ikinci kez takip yapılması hususunda davalıdan talimat aldığını ispatlayamaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Davalı tarafından davacıya genel vekaletname verilmiş olup, davacı vekilin davalı lehine olan işlemleri kendiliğinden yerine getirme yükümlülüğü vardır. Somut olayda davalı adına dava dışı borçlu öğretmene senede dayalı takip yapılmış ancak senet teminat senedi olduğundan bir sonuç alınamamış, akabinde davalıdan temin edilen bir başka borç taahhüt belgesi ile aynı borca ilişkin bu kez farklı bir belge ile icra takibi yapılmış, henüz itiraz süresi dolmadan davacı azledilmiştir. Davacı vekil elindeki ve davalıdan temin ettiği borç belgeleri ile davalı lehine icra takibi yapmıştır, her ne kadar bu hususta talimat almadığı kabul edilmiş ise de davacının aslını ibraz edemediği 26.2.2010 tarihli talimat içerir belge altındaki imza davalı tarafından ikrar edilmiştir. O halde böyle bir belgenin varlığı konusunda bir uyuşmazlık yoktur. Davalı sadece belge içeriği yazılardaki son cümle olan "ayrıca davanın aleyhimize sonuçlanması durumunda bayram akgün hakkında 16.8.2008 tarihli belgeden dolayı icra takibi yapılmasını vekilimden talep ediyorum" şeklindeki cümleyi inkar etmekte, bunun sonradan davacı tarafından belgeye eklendiğini savunmaktadır. Bu cümle açıkça davacıya talimat verildiğini göstermektedir ancak bu talimat içeren cümlenin belgeye davalının imza atmasından sonra eklenip eklenmediği konusunda inceleme yapılmadan karar verilmiştir. Mahkemece, belge üzerinde bu doğrultuda bir inceleme yapılıp, davacının sunduğu belge ve tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirme yapılarak ikinci icra takibini yapması için talimat alıp almadığı, almamış ise de davalı lehine yaptığı bu işin azli haklı hale getirip getirmeyeceği üzerinde durulup, gerekirse bu hususlarda bilirkişi incelemesi de yaptırmak suretiyle karar verilmesi gerekmektedir. Ayrıca kabule göre yerleşmiş yargıtay içtihatları ve Avukatlık Kanununun 174. maddesine göre “azil işleminin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkil avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü değildir.”, avukat bu durumda ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp, kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edebileceğinden, bitip kesinleşen işler olup olmadığı üzerinde durulmadan yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 04/07/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.