13. Hukuk Dairesi 2018/1951 E. , 2018/7620 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, asıl ve birleşen davalar ile, davalıdan gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca aldıkları taşınmazların, teslim süresi ve taahhüt edilen inşai faaliyetler bakımından, ayıplı ve eksik ifalar nedeniyle maddi-manevi tazminat ve gecikme bedeli talebinde bulunmuşlardır.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 1-a-2014/3 dava dosyasında 2010/86E sayılı, 2009/1014E sayılı, 2009/1018E sayılı dava dosyaları ile ilgili davanın kısmen kabulü ile 8.585,00TL’nin davalıdan alınarak davacılara dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, b-Birleşen 2009/1012E sayılı dava dosyası ile ilgili davanın kısmen kabulü ile 8.282,00TL’nin davalıdan alınarak davacılara dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, c-Birleşen 2009/1013 E sayılı dava dosyası ile ilgili davanın kısmen kabulü ile 8.484,00TL’nin davalıdan alınarak davacılara dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, d-Birleşen 2009/1015E sayılı dava dosyası ile ilgili davanın kısmen kabulü ile 8.282,00TL’nin davalıdan alınarak davacılara dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, e-Birleşen 2009/1016E sayılı dava dosyası ile ilgili davanın kısmen kabulü ile 8.686,00TL’nin davalıdan alınarak davacılara dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, f-Birleşen 2009/1017E sayılı dava dosyası ile ilgili davanın kısmen kabulü ile 8.787,00TL’nin davalıdan alınarak davacılara dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, g-Birleşen 2009/1140E sayılı dava dosyası ile ilgili davanın kısmen kabulü ile 8.686,00TL’nin davalıdan alınarak davacılara dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, 2-Davacıların manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.
Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Ayrıca 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 294. ve 297. (Eski HUMK 381, 388. ve 389. mad.) maddelerinde düzenlenmiş olup, hüküm fıkrasında nelerin yer alacağı açıklanmış; 297. maddesinin son fıkrası(eski HUMK 388/son) ile "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." hükmü getirilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, 26.02.2015 tarihinde yapılan son celse zaptı ile birlikte kısa karar tefhim edilmiş; bu zaptın bir çıktısının davacı vekiline verildiği aynı gün mahkemece tutulan tutanakla tespit edilmiş ancak hakim imzasına sunulan kısa kararın eksik olduğu anlaşılmakla imzalanmamış; kısa karar tamamlanarak yeniden oluşturulan son celse zaptı ve kısa karar imzalanarak, buna uyumlu gerekçeli karar yazıldığı anlaşılmıştır. Bu şekilde tefhim edilen kısa kararla, gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulduğu açıktır. Benzer durum, Hukuk Genel Kurulu’nun 2015/22-548E-2017/133K. sayılı ilamı ile de bozma nedeni sayılmıştır. O halde, açıklanan bu durum, HMK"nun 297/son(eski HUMK 388/son) madde ve fıkrası gereğince hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre, tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, 2.bent gereğince tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan 1.341,98 TL harcın istek halinde davalıya iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 04/07/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.