22. Hukuk Dairesi 2017/21189 E. , 2019/6518 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, 17.03.2006 tarihinde ... ... Ltd.Şir.de kumlamacı olarak işe başladığını, ... ... Ltd.Şirk.’nin 25.09.2009 tarihinde (....) .... devredildiğini ve bu tarihten itibaren çalışmasının 12.07.2014 tarihine kadar kesintisiz ve aralıksız devam ettiğini ve iş akdinin haksız ve yersiz olarak işverence fesih edildiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla mesai ve yıllık izin ücret alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının tüm yasal hak ve alacaklarının ödendiğini ve davacı tarafından imzalı ibranameler bulunduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçeyle fazla mesai ücret talebinin reddi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre; davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacının davalı işyerinde geçen hizmet süresi taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Somut olayda davacı 17.03.2006 tarihinden iş akdinin feshedildiği 12.07.2014 tarihine kadar aralıksız çalıştığını iddia etmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda sigorta sicil dosyası, sigortalı hizmet cetveli ve şahsi sicil dosyasına göre, davacının davalı nezdinde 17.03.2006 -12.07.2014 tarihleri arasında kesintisiz olarak 8 yıl 3 ay 29 gün çalıştığı kabul edilmiştir. Dosya içerisinde yer alan belgeler ve Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre davacının 17.03.2006 - 22.07.2011 ile 11.10.2011 - 12.07.2014 tarihleri arasında çalışmasının kesintisiz olarak davalı bünyesinde geçtiği konusunda isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak çözüme kavuşturulması gereken husus davacının 22.07.2011 tarihinde çıkışı yapıldıktan sonra 26.07.2011 – 20.09.2011 tarihleri arası çalışmalarının bildirildiği 1419989 sicil numaralı ... İnşaat Nak Ve ...Ve Tic Ltd Şti ile davalı arasında bir bağlantı olup olmadığı noktasındadır. Bu itibarla mahkemece adı geçen şirkete ait ticaret sicil kayıtları, Sosyal Güvenlik Kurumu tescil görüntüleme bilgileri, davacının işe giriş ve işten ayrılış bildirgeleri getirtilmeli, taraf tanıkları da yeniden dinlenerek dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilerek dava dışı ... İnşaat Nak Ve ...Ve Tic Ltd Şti ile davalı arasında asıl alt işveren ilişkisi, iş yeri devri , organik bağ veya başkaca bir bağlantı olup olmadığı durumu netleştirilmeli ve sonucuna göre hizmet süresi belirlenmeli iken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozma sebebidir.
3- Taraflar arasında davacının yıllık izinlerini kullanıp kullanmadığı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
6100 sayılı HMK"nun 31. maddesinde hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir, delil gösterilmesini isteyebilir şeklinde düzenleme yapılarak hakime yargılama sonunda doğruya ulaşma görevini yüklemiştir. Anayasamızın 141. maddesine göre, yargı basit, çabuk ve ucuz gerçekleşmelidir. Devlet yargının basit, ucuz ve çabuk gerçekleşmesi için gerekli düzenlemeleri yapmak durumundadır. Zira hakkın tanınması ve korunmasındaki gecikmeler, hukuk devleti ilkesi ile uyumlu değildir, adil yargılanma hakkını ihlâl eder. Bu sebeple yargılama sonucunda ulaşılacak hüküm, doğru, gecikmemiş ve kendisinden beklenen etkiyi gösteren bir niteliğe sahip olmalıdır. Bundan dolayı belirsiz vakıaların açıklattırılmasına, eksikliklerin hâkim tarafından işaret edilerek taraflarca giderilerek yargılamanın uzatılmasının önüne geçilmesine ilişkin hâkimin davayı aydınlatma yükümlülüğü bulunmaktadır. Usul hukuku için haksızlığın önlenmesinin anlamı, doğru hüküm kurulmasıdır. Bu hususta yapılacak bir inceleme içinse, tarafların iddialarını eksiksiz ve zaman, yer gibi somut unsurlarıyla tam bir açıklık içinde yargılamaya getirmeleri gerekmektedir. Doğru hüküm kuramama, bazen ise zayıf olan tarafın bir usuli hakkı bilmiyor olması dolayısıyla söz konusu olmaktadır. Böyle bir durumda, hakkın özünün, usule kurban edilmesi mümkün olmadığından, tarafın bir vakıayı bütün ayrıntılarıyla getirmemiş olması dolayısıyla yargılamanın doğru ve adil bir hüküm kurmaya elverişli olacak şekilde aydınlatılmamış olması durumunda hâkim devreye girecek ve söz konusu usûlî olanağı tarafa hatırlatacaktır.
Somut olayda davacı vekili süre belirtmeksizin davacının yıllık izin haklarının kullandırılmadığını iddia etmiştir. Mahkemece, ispat yükü üzerinde olan işverence imzalı yıllık izin defteri ve eşdeğer belge sunulmadığı gerekçesiyle davacının toplam hizmet süresine göre 8 yıllık dönemde hiç izin kullanmadığı gerekçesiyle 130 gün yıllık izin hakkının bulunduğu kabul edilerek yıllık ücretli izin alacağı hüküm altına alınmıştır.
Mahkemece, davacının davayı somutlaştırma yükü (HMK m.194), hakimin de davayı aydınlatma yükümlülüğü (HMK m. 31) bulunduğu göz önüne alınarak, davacının 8 yıllık çalışma süresi boyunca hiç yıllık izin kullanmadığı hayatın olağan akışına ters olduğundan, davacının beyanı alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Anılan yönler incelenmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.03.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.