
Esas No: 2017/688
Karar No: 2019/3416
Karar Tarihi: 27.05.2019
Yağma - Yağmaya kalkışma - - Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2017/688 Esas 2019/3416 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi(CMK 250 ile Yetkili)
SUÇ : Yağma, Yağmaya kalkışma, Suç örgütüne üye olmak, Suç örgütü yöneticisi olmak, Örgüte bilerek ve istiyerek yardım etmek,
HÜKÜM : Mahkumiyet, Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına
Yerel Mahkemece verilen hüküm sanıklar ..., ... savunmanı tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25/12/2012 ve 26/12/2016 tarihli tebliğnameleri ile Dairemize gönderilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak suçundan kurulan “Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin kararlara karşı itiraz yolu açık olup, sanık ... savunmanının bu konudaki istemi üzerine Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.07.2012 gün, 2018/410 Değişik İş sayılı; sanık ... savunmanının bu konudaki istemi üzerine Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.08.2012 gün, 2012/433 Değişik İş sayılı; sanık ... ve ... savunmanlarının bu konudaki istemleri üzerine Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.08.2012 gün, 2012/427 Değişik İş sayılı kararları ile “İtirazın reddine” karar verildiği ve itiraz üzerine verilen kararların 5271 sayılı CMK’nin 271/4. maddesi gereğince kesin olduğu anlaşıldığından; sanıklar ..., ..., ... ve ... savunmanlarının bu konudaki vaki talepleri inceleme dışı bırakılıp;
Hükmolunan cezanın miktarına göre sanıklar ... ve ... savunmanının duruşmalı inceleme isteminin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’un 318. maddesi uyarınca REDDİNE,
I-) Sanık ... hakkında suç örgütüne üye olmak; sanıklar ... ve ... hakkında örgüte bilerek ve istiyerek yardım etme suçlarından kurulan kurulan hükmün incelemesinde;
Sanık ... hakkında suç örgütüne üye olmak; sanıklar ... ve ... hakkında örgüte bilerek ve istiyerek yardım etme suçlarından kurulan “Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin kararın, 5271 sayılı CMK’nin 231/12. maddesi gereğince temyizi olanaklı olmayıp itirazı olanaklı kararlardan olması nedeniyle, dosyanın itirazı incelemeye yetkili ve görevli mahkemeye gönderilmesinin sağlanması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE,
II-) Sanık ... hakkında suç örgütü yöneticisi olma; mağdur ..." na yönelik sanık ...; mağdurlar ..., ..."e yönelik sanıklar ... ve ...; mağdur ..."e yönelik sanıklar ... ve ...; mağdur ..."a yönelik sanık ...; mağdur ..."ya yönelik sanıklar ..., ... ve ...; mağdur ..."e yönelik sanık ...; mağdur ..."e yönelik sanıklar ..., ..., ...; mağdur ..."a yönelik sanıklar ... ve ... hakkında yağma ve yağmaya kalkışma suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
1-) Yüklenen yağma suçunun kanun maddesinde öngörülen cezanın alt sınırına göre, hükmün tefhim olunduğu oturumda sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... savunmanları bulundurulmaksızın cezalandırılmalarına karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 150/3 ve 188/1. maddelerine aykırı davranılması,
2-) Sanık ... hakkında mağdur ..." na yönelik; sanık ... hakkında mağdur ..."e yönelik yağma kalkışma suçundan dava açıldığı halde 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmeden, tamamlanmış yağmadan hüküm kurulmak suretiyle yazılı şekilde karar verilerek savunma hakkının kısıtlanması,
3-) 5237 sayılı TCK"nin 220. maddesi kapsamında bir örgütün varlığından bahsedebilmek için en az üç kişinin suç işlemek amacıyla bir araya gelmesi, bu kişiler arasında devamlılık içeren katı veya gevşek bir hiyerarşik bir ilişki bulunması, bu kişilerin örgüt araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye muktedir olması gerekir. Suç işlemek için anlaşmada ise, suç işlemek üzere iradelerin bir araya gelmesi söz konusudur, burada da devamlılık vardır. Ancak örgütlenme yoktur.
Örgüt, soyut bir birleşme olmayıp, bir suç örgütünde organik ve hiyerarşik ilişki hakimdir. Bu ilişki dolayısıyla örgüt mensupları üzerinde hakimiyet teşkil eden bir güç kaynağı niteliğini kazanmalıdır. Örgütün varlığı için suç işleme amacıyla etrafındaki fiili birleşme ve niteliği itibariyle devamlılık aranmalıdır. Üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaçlanan suçları işlemeye elverişli olmalıdır.
Bir suç örgütünün varlığında hiyerarşik ve komplike yapılanma içinde bulunan örgütten ayrılamama ve örgütün istediği şekilde hareket etme ve yaşama zorunluluğu tespit edilmelidir.
Buradan hareketle “Suç örgütü”; tam bir işbirliği ve eylem paylaşımı anlayışı çerçevesinde en az üç kişi tarafından kurulan ve bünyesinde hiyerarşik ilişki taşıyan süreklilik ve devamlılık gösterecek şekilde yapılanan, baskı, yıldırma, sindirme ve zorlama yöntemlerini kullanan korkutucu topluluk olarak tanımlanabilir.
Suç örgütünün varlığının ispatı hususu tartışmalıdır. TCK"nin 220/1. maddesi, suç örgütünün varlığı için aranan amaç suçlar ve elverişli vasıtaların tesbiti yönünden yargılamanın geniş yapılacağı ileri sürülebilir. Suç örgütünün hiyerarşik yapısını çözmek ise, hiyerarşik yapılanmayı gösteren emir komuta zinciri ile altlık- üstlük ilişkisinin, bunun yanında suç işleme ilişkisinin devamlılığının ve bu konudaki kararlılığının anlaşılması ile olanaklıdır.
Bir suç örgütünün varlığı için; hiyerarşik yapılanmanın amaç suçları işlemede devamlılığını gösteren somut delillere, örneğin emir-komuta zincirini ortaya koyan temel yapılanma, buna ilişkin şüpheli sanık ve tanık beyanları ve/veya telefon, ortam dinleme kayıtları ile teknik araçlarla tespit edilen veriler gibi net bulgulara ulaşılmalıdır. Yalnız yasal düzenlemelerin tekrar ve yorumu ile suç örgütünün varlığı kabul edilemez.
Ayrıca işlenen suç ve/veya suçların, örgütün amaç ve faaliyetleri doğrultusunda ve/veya örgüt yönetici veya örgüt üyesi tarafından, şahsi nedenle de olsa, suç örgütünün güç ve imkanlarından yararlanarak işlenip işlenmediği belirlenmelidir.
Hal böyle olunca; suç örgütü kavramının ne olduğu, unsurları ve varlığının tespiti önemli olduğu kadar, hangi suçların örgütün amacı ve faaliyeti kapsamında kabul edileceğinin belirlenmesi gerekir.
Suç örgütü yöneticisi, bizzat veya bir başka örgüt mensubu ile müşterek fail olarak suç işlediğinde, ya da örgüt yöneticisi olmanın sağladığı üstünlük nedeniyle, bir örgüt mensubuna talimat verip suç işlemeye azmettirmek suretiyle (fail) sayılıp cezalandırılması gerektiğinde, asıl fail veya azmettiren olarak ceza alacaktır.
Örgüt yöneticisi bizzat ya da azmettiren olarak katılmadığında dahi, mensuplarınca örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen tüm suçlardan, örgüt mensupları üzerinde kurduğu hakimiyet, kontrol, talimat, hiyerarşi ve emir- komutanın bir sonucu olarak ayrıca fail olarak cezalandırılır. TCK"nin 220/5. maddesinin gerekçesi bu sorumluluğu açıklamaktadır. Bu hükümle farazi bir azmettirme düşünülmüştür. Elbette örgüt yöneticisinin bu kapsamda cezalandırılabilmesi, örgüt üyesi ve işlenecek amaç suç üzerinde hakimiyet, kontrol, bilgi ve yönlendirme güç ve yetkisinin bulunması halinde olanaklı olacaktır, ki bu alanı daraltma değildir. En azından müdahale edip suçun işlenmesinin önüne geçebilecek bilgi ve etkisinin olmasının, veya yönlendirebilme konusunda yeterli hakimiyeti bulunmasının ya da örgütün üzerinde genel bir etki gücünün, bölgesel de olsa (onay makamı) konumunun olması aranmalıdır. Bu husus, kanunun gerekçesinde açıkça vurgulanmıştır. “Suç örgütü”; hiyerarşisi, devamlılığı, disiplini olan ve devlet içinde devlet olmayı hedefleyen, toplumu etkileyen, düzeni geniş çapta bozan, suç işleyen, kendine göre kurumsallaşmış karmaşık bir yapılanma ağını kapsar. “Çete” kavramı ise nispeten küçük, gevşek hiyerarşik yapılanma ve disiplini olan bir veya birkaç suç işlemeye niyetlenen, ancak bu konuda profesyonel taktik ve yöntemler izlemeyen, aracılık yapan, daha ziyade sokak yapılanması niteliği taşıyan, devlet içinde devlet olmaya hareket etmeyen ve mahalli suçlar işleyen yapılanmalar için kullanılabilir. Çete, bağımsız bir suç tipi değildir. Örgüt suçlarında bir başka önemli unsur da, örgüt mensuplarının fikir alış verişinde bulunup paylaştıkları, plan ve program yapıp eylem hazırlığı yaptıkları zeminin de bu özelliği ile yerleri olmalıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.04.2007 gün, 2006/253, 2007/80 sayılı kararında bu husus vurgulanmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında; suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme suçundan hakkında mahkumiyet hükmü kurulan sanık ...’in ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak suçundan haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanıklar ..., ..., ..., ..., ...’in, devamlılık içeren kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacı ile bir araya gelip aralarında sıkı veya gevşek hiyerarşik bir bağın bulunduğuna, hiyerarşik yapılanmayı gösteren emir komuta zinciri ile altlık üstlük ilişkisinin varlığına ve adı geçen sanıkların faaliyetleri ile örgütün doğmasına veya üst pozisyonda kollektif faaliyeti kısmen veya tamamen düzenleyip koordine ederek örgütüne yarar sağlama maksadıyla eylemlerini gerçekleştirdiklerine ilişkin kesin, inandırıcı kanıtlar karar yerinde açıklanıp tartışılmadan, genel, soyut ve geçişli ifadelere yer verilmek suretiyle sanık ... hakkında 220/1. maddesi uyarınca yazılı şekilde hüküm kurulması,
4-) (II-3) bendinde açıklanan bozma nedenine göre; sanıklar hakkında uygulanan TCK"nin 149. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendine ilişkin olarak yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu;
5-) Sanık ... hakkında yağma suçundan kurulan hükmün, sanıklar ... ve ... hakkında mağdur ..."e yönelik; sanık ... hakkında yağma suçundan kurulan hükmün ise sanıklar ... ve ... hakkında mağdur ..."ya yönelik yağma suçundan kurulan hüküm ile bağlantılı olması nedeniyle (II-1) bendinde açıklanan bozma içeriğine göre sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümlerin yeniden değerlendirilmesi lüzumu,
6-) Sanık ... hakkında mağdurlar ... ve ..."e yönelik yağma suçu bakımından; Kardeş olan mağdurlar ... ve ..."in sanıklardan ..."ın yanında çalıştıkları, alacaklarını alamamaları nedeniyle işyerini borçları ile birlikte devraldıkları ve aralarında yaptıkları anlaşmaya göre, sanık ..."ın eniştesi olan ..."e senet verdikleri, senedin tahsili için avukata verildiği, senedin ödenmediğini bir şekilde öğrenen sanık ..."in mağdurları telefonla arayarak “İşi yokuşa sürdüklerini ve fiyatın arttığını belirtip 7500 YTL para hazırlayıp Kayseri terminaline gelmelerini” isteyerek randevulaştıkları, sanık ..."in yanında diğer sanık ... ile gelerek müştekilere hitaben "Beni ... gönderdi ancak bana yanlış yaptı, siz bana 2500 YTL ödeyin ben size senedinizi vereyim" dediği, ancak mağdurların paraları olmadığını 10-15 gün süre istemeleri üzerine sanık ... ben sizden 6000 TL olarak almasını bilirim" diyerek müştekilere gözdağı verip tehdit ettiği, sanıktan korkan mağdurların iki günlük süre aldıkları, 27.07.2007 günü mağdurlar 2500 TL parayı hazırlayıp Halk Bankasının önünde bekleyen sanık ..."e teslim edip senetlerini istediklerinde sanık ..."in "Senedinizi ben 2-3 güne kadar getiririm hiç kafanızı ağrıtacak konu yok" diyerek gittiği, daha sonra sanık ... "un bu arada mağdurları arayarak "Mağdurlar için canını ortaya koyduğunu, ... ile görüşmeye gittiğini belirtip ..."in payını aldığını kendisine de 500 TL borçları olduğunu" söyleyip para istemesi üzerine mağdurların, sanık ..."a da 175 TL para ödemesi yaptıkları, ancak ... 85 TL daha para istediği, mağdurların bu parayı vermeyeceğini söylemesi üzerine sanık ..."ın, "Tamam o zaman siz yolunuza ben yoluma beni bir daha arayıp sormayın alıp size vermeyeceğim" demesi şeklinde gelişen olayda; sanıklar ... ve ..."un özgülenen kastı toplam 7500 TL parayı mağdurlardan almaya yönelik olması karşısında; sanıkların eyleminin tek bir tamamlanmış yağma suçunu oluşturduğunun düşünülmemesi;
Uygulamaya göre de; 27.07.2007 tarihinde sanıkların mağdurlardan zorla 2500 TL parayı aldıktan sonra sanık ..."a 175 TL parayı vermeleri eylemine, sanık ..."in bir katkısının olmadığı, sanık ..."un ise mevcut eyleminin yağma suçunda aranan tehditteki nicelik ve/veya nitelikteki cebir, şiddet boyutuna vardığının kabulünün olanaklı olmadığı dikkate alınmadan, sanıkların 2. kez tamamlanmış yağma suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesi,
7-) Mağdur ..."e yönelik yağma suçunda, sanık ..."ün doğrudan katıldığı halde, hakkında TCK"nin 37/1. maddesi yerine, aynı Yasanın 38. maddesi ile uygulama yapılması,
8-) Mağdur ..."e yönelik yağma suçu bakımından; 2007 yılı Mart ayı içerisinde müşteki, ... Park içerisinde bulunan ... isimli mağazaya giderek, bu işyerinin müdürü olarak görev yapan ve daha önceden tanımış olduğu sanık ... isimli şahısla konuşup, giyim eşyası alacağını ancak parasını bir ay sonra ödeyeceğini söylediği, ...’nun da kabul etmesi üzerine 2500 TL’lik alış veriş yaptığı ve borcuna karşılık 2500 TL’lik senet imzaladığı, bir hafta geçtikten sonra ...’na 500 TL ödeme yaptığı, ancak daha sonra kalan borcunu ödeyemediği, bunun üzerine ..."nun kendisini arayarak “Parayı ödeyip ödeyemeyeceğini” sorduğu, mağdurun ise “Sıkışık olduğunu parayı ödeyeceğini ancak zamana ihtiyacı olduğunu” söyleyerek zaman istediğini bir kaç ay sonra sanık ... isimli şahsın mağduru arayarak “...’ye olan borcunu ödemesini, kendisinin de ...’den alacağının olduğunu” söylediğini bu konularla ilgili olarak ... ile birkaç kez görüşme yaptığı, sanık ... ile görüştükten bir hafta sonra da bu defa sanık ..."in amcasının oğlu olan sanık ..."in mağduru arayarak ... Cad. arkasında bulunan bir çay ocağında görüştükleri ve sanık ..., mağdura ...’na olan borcunu ödeyip ödemeyeceğini sorması üzerine mağdurun bir hafta süre istediği ve daha sonra ...’in yanından ayrıldığı, aradan geçen bir hafta içerisinde ... isimli şahsa, 2000 YTL kalan borcunu ...’in de bulunduğu bir ortamda ödemesi şeklinde gelişen eylemde; sanıklar ..., ... ve ..."in mağdura yönelik yağma suçunun kanuni tanımında yer alan tehdit ve/veya cebir unsurunun ne şekilde gerçekleştiğine ilişkin kanıtların denetime olanak verecek şekilde karar yerinde açıklanıp tartışılmadan genel geçişli ifadelere yer verilerek, duruşmaya devamla yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
9-) Mağdur ..."a yönelik yağma suçu bakımından; mağdurun ... Pastanesinde tezgahtar olarak çalıştığını aynı zamanda ... Yapı Kooperatifinin yönetim kurulunda üye olduğu, yönetim kurulu toplantısı sırasında karşı muhalif grup arasında bulunan sanık ..."in, 2006 yılı içerisinde mağdurun çalışmış olduğu ... Pastanesine gelerek kendisine bağırıp çağırdığı ve tokat atmaya çalıştığı, aralarında arbede çıktığı, daha sonra sanık ..."i içeriden çalışanlar ve vatandaşların çıkarttığı, bu olaydan sonra iş yerine sanık ..."ın gelerek “Kendisini ...’in gönderdiğini ...’in olay sırasında telefonunu yere düşerek kırıldığını bu şahsa telefon alarak sizleri barıştırayım” dediği, ancak mağdurun bu teklifini kabul etmediği, bundan sonra sanık ...’in kendisini telefon ile arayarak "Ben ...’ı göndermedim ben bir telefonun peşine düşecek adam değilim, ben alacak olursam cep telefonunu da alırım, elindeki arabanı da alırım" diyerek gözdağı vermeye çalıştığı, sanık ..."in bir iki kez de işyerine gelerek oturup imalı imalı kendisine bakması şeklinde gelişen eylemde; sanık ..."in, mağdurdan nispetsiz ve haksız mal edinme eylem ve/veya söylemlerine, sanık ..."ın yağma suçunda aranan tehditteki nicelik ve/veya nitelikteki cebir, şiddet boyutuna varan hangi eylem ve/veya söylemleriyle katıldığına ilişkin kanıtların denetime olanak verecek şekilde karar yerinde açıklanıp tartışılmadan genel geçişli ifadelere yer verilerek, duruşmaya devamla yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
10-) Kabule göre de;
a- Mağdurlar ... ve ..."e yönelik yağma suçunu, birlikte gerçekleştiren sanıklar ... ve ... hakkında TCK"nin 149. maddesinin 1. fıkrasının (f) bentleri yanısıra (c) bendi ile de uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
b- Mağdur ..."ya yönelik yağma suçunu, işyerinde birlikte gerçekleştiren sanıklar ..., ... ve ... hakkında TCK"nin 149. maddesinin 1. fıkrasının (f) bentleri yanısıra (c) ve (d) bendi ile de uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
c- Mağdur ..."a yönelik yağma suçunu birlikte gerçekleştiren sanıklar ... ve ... hakkında TCK"nin 149. maddesinin 1. fıkrasının (f) bentleri yanısıra (c) bendi ile de uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
d- Mağdur ..."e yönelik yağma suçu bakımından, sanık ..."nun olay tarihinde mağdurun alışveriş yaptığı mağazanın işletme müdürü, sanık ..."in ise mağaza sahibi ve sanık ..."in sanık ..."in amca oğlu olduğu iddialarına ilişkin tüm duraksamalar ortadan kaldırıldıktan sonra sonucuna göre, sanıklar ..., ... ve ... hakkında yağmanın daha az cezayı gerektiren hali olan 5237 sayılı TCK"nin 150/1. maddesinde düzenlenen hukuki alacağı tahsil amacıyla tehdit suçununun uygulama koşullarının takdiri gerektiğinin düşünülmemesi,
11-) Mahkumiyet hükmünün yasal sonucu olan 5237 sayılı TCK’nin 53/1. maddesinde öngörülen belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma tedbirlerinin, 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün, 2014/140- 2015/85 Esas ve Karar sayılı kararına göre yapılan değişikliğin karar yerinde yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye kısmen aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanıkların kazanılmış hakkının korunmasına, 27.05.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu alandan sadece bu kararla ilintili POST üretebilirsiniz. Bu karardan bağımsız tamamen kendinize özel POST üretmek için TIKLAYINIZ
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.