13. Hukuk Dairesi 2018/2182 E. , 2018/7149 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın davacı yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ...’ın kardeşi, diğer davalı ...’in ise onun kayın biraderi olduğunu, adına kayıtlı taşınmazları davalı ...’a satması için diğer davalı ...’yi ... 10. Noterliğince 10.9.2007 tarihinden düzenlenen vekaletname ile vekil tayin ettiğini, adına kayıtlı taşınmazın davalı ...’a vekaleten geçtiğini ve Hasan tarafından 26.12.2007 tarihinde dava dışı üçüncü kişiye satışı yapılmasına rağmen bedelinin tarafına ödenmediğini, davalıların satış bedelinin ödenmesi hususunda kendisini sürekli oyaladıklarını ileri sürerek taşınmazın değerinin tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalılardan faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Davalılar, zamanaşımının dolduğunu ileri sürmüş, esastan davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, kendisine ait taşınmazın kardeşi olan davalı ...’a satışı için diğer davalı ...’ye vekalet verdiğini, taşınmazın vekaleten davalı ...’a geçtiğini ve Hasan tarafından dava dışı üçüncü kişiye satışı yapılmasına rağmen satış bedelinin ödenmediğini ileri sürerek alacağın tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. Davalılar, satış tarihi itibarı ile alacağın muaccel hale geldiğini ve dava tarihi itibariyle zamanaşımının dolduğunu ileri sürmüştür. Mahkemece, taşınmazın davalı ... tarafından 26.12.2007 tarihinde satış yoluyla dava dışı üçüncü kişiye devredildiği, vekalet sözleşmesinden kaynaklanan davaların 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu ve dava tarihi itibarıyle satış tarihinden itibaren beş yıllık sürenin geçtiği gerekçesiyle zamanaşımından davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı ile davalı ... arasındaki ilişki vekalet sözleşmesine dayanmakta olup, vekalet sözleşmesinin en önemli unsurları arasında; vekilin talimata uygun hareket etme borcu, özen borcu ve hesap verme borcu gelmektedir. Vekalet sözleşmesinde vekilin hesap verme borcu vekalet sözleşmesinin kurulmasıyla birlikte doğup, işin vekil tarafından yürütülmesi sırasında ve sona ermesinde de devam etmektedir. BK.nun 392.maddesi hükmü gereğince vekil, talep üzerine yaptığı işin hesabını vermeye ve müvekkili nam ve hesabına edindiği herşeyi iade etmeye, iade edinceye kadar da almış olduğu şeyleri saklamaya zorunludur. Bu nedenle de vekilin aldıklarını geri verme borcunda zamanaşımı vekalet sözleşmesi sürdükçe işlemez. Bir başka deyişle iade borcunda muacceliyet, vekilin hesap vermesi veya sözleşme ilişkisinin bitmesi ile başlar. Nitekim Hukuk Genel Kurulu"nun 2011 tarih ve 2011/13-161 esas ve 2011/276 karar sayılı ilamı da bu yöndedir. Somut olayda, davalı vekil hesap verme yükümlülüğünü davanın açıldığı 10.12.2013 tarihinden önce yerine getirdiğini ispat edemediğinden zamanaşımının başlangıç tarihinin davanın açıldığı tarih olduğu ve zamanaşımı süresi içerisinde açıldığının kabulü gerekir. Öte yandan diğer davalı ... satış sözleşmesinin tarafı olup bu davalı yönünden 10 yıllık zamanaşımı süresi söz konusudur. Bu durumda, davanın açıldığı tarih itibarıyle her iki davalı yönünden zamanaşımı süresi dolmamış olup, mahkemece taraf delilleri toplanarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/06/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.