
Esas No: 2013/12757
Karar No: 2013/30049
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2013/12757 Esas 2013/30049 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Bor Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ :11.02.2013
NUMARASI :Esas no:2013/54 Karar no:2013/52
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dava, davacı ile torunu arasında kişisel ilişki kurulmasına ilişkin olup, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun, üçüncü kısmı hariç, ikinci kitabında (TMK md. 325) yer almaktadır.
Görev, kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun, 5133 sayılı Kanunla değişik 4. maddesi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere (m.118-395) kaynaklanan bütün davaların, aile mahkemeleri kurulan yerlerde bu mahkemelerce bakılacağını; aynı Yasanın 2. maddesi de, aile mahkemesi kurulmayan yerlerde bu kanun kapsamına giren dava ve işlerin asliye hukuk (aile) mahkemelerinde bakılacağını hükme bağlamıştır. Şu halde Aile Mahkemesi kurulmayan yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemelerinde davanın Aile Mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerekir. (H.G.K. 16.11.2005 tarih ve 2/673-617 sayılı kararı) Bu açıklama karşısında; davaya “Aile Mahkemesi” sıfatıyla bakılması gerekirken, bu husus düşünülmeden Asliye Hukuk Mahkemesi olarak yargılamaya devam edilip, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
2-Kabule göre de;
Olağanüstü haller mevcutsa, çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde çocukla kişisel ilişki kurulmasını, isteme hakkı diğer kişilere özellikle hısımlarına da tanınabilir (TMK md. 325/1). Davacı küçüğün babaannesidir. Davacıya kişisel ilişki hakkının tanınmasının çocuğun menfaatine uygun olup olmayacağı, incelemenin duruşmalı olarak yapılmasını ve tarafların delillerinin toplanmasını gerekli kılar. Hukuk Muhakemeleri Kanunu, basit yargılama usulüne tabi dava ve işlerde kanunen mümkün olan hallerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verilmesi imkanını tanımıştır (md. 320/1). Dava, basit yargılama usulüne tabi işlerden değildir. Bu açıdan da incelemenin duruşmalı yapılması gerekir. Bu husus nazara alınmadan dava dilekçesi dayalıya tebliğ edilmeden, cevap ve savunma hakkı tanınmadan hüküm tesisi de doğru olmamıştır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 18.12.2013 (Çrş.)