Abaküs Yazılım
10. Hukuk Dairesi
Esas No: 2014/11220
Karar No: 2014/13523
Karar Tarihi: 02.06.2014

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2014/11220 Esas 2014/13523 Karar Sayılı İlamı

10. Hukuk Dairesi         2014/11220 E.  ,  2014/13523 K.

    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi : İstanbul Anadolu 8. İş Mahkemesi
    Tarihi : 27.02.2014
    No : 2012/367-2014/97

    Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
    Mahkemece, uyulan bozma ilamı sonrasında ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    Mahkemece yapılan yargılama sonunda verilen ilk hüküm, Dairemizce yapılan temyiz denetimi üzerine bozulmuş olup, 16.01.2012 gün ve 2010/10840 E., 2012/243 K. sayılı anılan ilama uyulmasına karşın bozma gereklerinin tam anlamıyla yerine getirilmediği belirgindir. Davacının; davalıya ait işyerinde 20.02.2000 – 08.10.2007 tarihleri arasında sürekli çalışmasına karşın eksik bildirilen hizmetlerinin tespitine karar verilmesini istediği, mahkemece, davacının Kuruma bildirilen hizmet sürelerinin dışında 26.03.2004 - 25.08.2005 tarihleri arasında 590 gün, 29.07.2006 -20.06.2007 tarihleri arasında 321 gün olmak üzere toplam 830 gün süreyle prime esas tavan ücretler üzerinden davalı ..Tekstil Turizm Ltd. Şti"nde çalışmış olduğunun tespitine, şeklinde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
    Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Yasanın geçici 7. maddesi kapsamında uygulama alanı bulan 506 sayılı Yasanın 79/10 maddesidir. 506 sayılı Yasanın 6. maddesinde ifade edildiği üzere “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve feragat edilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi karşısında, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğunun gözetilmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla
    yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
    Somut dosya kapsamı incelendiğinde, işveren tarafından Kuruma intikal ettirilen 08.05.2003, 26.08.2005 ve 20.06.2007 tarihli işe giriş bildirgelerine istinaden, davacının 08.05.2003 – 25.03.2004 tarihleri arasında 319 gün, 26.08.2005 – 28.07.2006 tarihleri arasında 334 gün, 20.06.2007 – 08.10.2007 tarihleri arasında 109 gün olmak üzere toplam 762 günlük hizmetinin Kuruma bildirildiği, davacının; davalıya ait işyerinde 20.02.2000 – 08.10.2007 tarihleri arasında sürekli çalışmasına karşın eksik bildirilen hizmetlerinin tespitine karar verilmesini istediği, davalı işverenin ise; şirketin geleneksel giyim-kuşam, takı ve aksesuar dizayn ve imalatı ile uğraşması, götürü usulle sipariş üzerine çalışması nedeniyle, davacının çalışmalarının kesintili olduğu, çalıştığı sürelerde tam olarak bildiriminin yapıldığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesini istediği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davalı işverence son iki işe giriş bildirgesinin internet üzerinden gönderilmesi nedeniyle imza incelemesi yapılamadığı, ilk işe giriş bildirgesindeki imzanın ise davacı eli ürünü olmadığının tespit edildiği, bordro tanıklarının beyanlarına göre, 26.03.2004 - 25.08.2005 tarihleri arasında 590 gün, 29.07.2006 -20.06.2007 tarihleri arasında 321 gün olmak üzere toplam 830 gün süreyle prime esas tavan ücretler üzerinden eksik bildirilen çalışmasının tespitine karar verilmiş olduğu görülmektedir. Dosya içeriğinden davacı tanıklarının, işyerindeki işleyişin ne şekilde olduğuna ilişkin bilgi verdikleri davalı işverenlikte çalışmanın kesintisiz olduğunu sipariş alınmadığı dönemde stok yaptıklarını belirttikleri ancak davacının hangi tarihler arasında çalıştığı, çalışmasının kesintisiz olup olmadığı yönünde açık ve net bir beyanlarının bulunmadığı, davalı işveren tanıklarının ise, davacının davalı işveren şirketin ortaklarının akrabası olması nedeniyle çalışmalarının süreklilik arzetmediğini, sık sık işten çıkarak sonrasında tekrar işe başladığını belirttikleri görülmektedir. Mahkemece bozma sonrasında, dinlenen F. D.." ın beyanında davacının kendisinin çalıştığını beyan ettiği 1999-2000 yıllarında davalı işyerinde çalıştığını beyan ettiği hususu dikkate alınmadan hatalı bilirkişi raporuna göre kabule göre çalışılan gün sayıları, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 26.03.2004 - 25.08.2005 tarihleri arasında 509 gün yazmasına rağmen sehven 590 gün ve yine kurum taban ücreti yerine kurum tavan ücreti yazılmak suretiyle karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
    Mahkemece yapılacak iş, davacının davalı şirkete karşı açtığı işçilik alacaklarına ilişkin 2007/752 E. sayılı dosyasının dosya arasına alınıp incelenemesi ve tespiti istenen sürede çalışan bordro tanıklarının resen tespiti ile, davacının çalışmasının devamlı mı, kesintili mi olduğu, işyerinde çalışmaların sipariş üzerine yapıldığına ilişkin savunma doğrultusunda, işyerinin kapsam ve niteliği, sürekli faaliyette olup olmadığı, davacının işyerinde ne işle uğraştığı, çalışmasının devamlılık arzedip arzetmediği, bildirilmeyen sürelerin ne sebeple bildirilmediği üzerinde durularak tüm tanık beyanlarının değerlendirilmesi, davacının yönetici pozisyonunda
    çalıştığı belirtilmesine göre, sürekli çalışmaya ilişkin varsa yazılı delillerin celbi ile tespitine karar verilen süre içindeki kesintisiz çalışmanın hiçbir kuşku ve duraksamaya yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekir.
    Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece bozma gerekleri yerine getirilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kısmen kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
    O hâlde, taraflar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacı ve davalı şirkete iadesine, 02.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi