Abaküs Yazılım
11. Hukuk Dairesi
Esas No: 2018/5734
Karar No: 2019/6766
Karar Tarihi: 04.11.2019

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2018/5734 Esas 2019/6766 Karar Sayılı İlamı

Özet:


Bu dava, şufa sebebiyle açılan tapu iptali ve tescili davasında verilen ara karar gereği belirlenen şufa bedelinin, davacı adına davalı banka şubesi nezdinde açılacak vadeli bir hesaba aktarılmasına karar verilmesi ve vekil edeni adına birer ay vadeli hesap açılması yönündeki kararın kesinleşmesinden sonra bankanın bu hesaptaki faizi işletmemesi nedeniyle davalı bankanın tazmin sorumluluğunu konu almaktadır. Davalı banka tarafından açık talimat olmaması nedeniyle, mahkeme veznesine yatırılan şufa bedelini, vezne hesabının bulunduğu hesaptan davacı adına açılacak hesaba virman yetkisi bulunmamaktadır. Buna rağmen, mahkemece bu yoldaki işlemlerin ilgili mahkeme tarafından bilinemeyeceği ve davalı bankanın mahkemeyi bu konuda bilgilendirmemesinin davalı bakımından bir kusur kabul edilmesinin yanlış olduğu kanaatinde olan bir daire üyesinin görüşüne karşı, çoğunluğun sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Kanun Maddeleri: Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesi.
11. Hukuk Dairesi         2018/5734 E.  ,  2019/6766 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
    (ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)


    TÜRK MİLLETİ ADINA

    Taraflar arasında görülen davada Bandırma 2. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 25/09/2018 tarih ve 2016/330-2018/306 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
    Davacı vekili, davacı aleyhine açılan şufa sebebi ile tapu iptali ve tescili davasında verilen ara karar gereği 18/06/2012 tarihinde şufa bedeli olarak belirlenen 79.702,00 TL"nin ... adına davalı banka şubesi nezdinde açılacak vadeli bir hesaba aktarılmasına karar verildiğini, vekil edeni adına birer ay vadeli hesap açılması ve dönem sonlarında faiz ana paraya eklenerek birer aylık vadeli hesapta değerlendirilmeye devam edilmesine, karar kesinleştikten sonra mahkemece yazılacak yazı üzerine bloke edilen paranın serbest bırakılarak talebi halinde hesap sahibi müvekkiline ödenmesine karar verildiğini, ancak müvekkilinin bankaya gittiğinde kendisine yalnızca 79.702,00 TL ana para ödendiğini, mahkemenin ara kararı doğrultusunda 18/06/2012 tarihinden paranın çekildiği tarih olan 12/03/2014 tarihine kadar işletilmiş olması gereken faizin ödenmediğini, faiz alacağının tespit edilerek davacıya ödenmesini, talep ve dava etmiştir.
    Davalı vekili, müvekkili banka tarafından vadeli hesap açılabilmesi için öncelikle müzekkereye konu tutarın bankalarına ulaştırılmasının gerektiği yönünde mahkemeye şifahi bilgi verildiğini, ancak Bandırma 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/343 esas numarası ile görülen dava dosyasından bankalarının Bandırma Şubesine gönderilen 18/06/2012 tarihli müzekkerede ifade edildiği gibi 79.702,00 TL tutarın aktarılması konusunda herhangi bir talimatın verilmediğini, paranın talimat gereği ilgilisine ödendiğini, 17/03/2014 tarihi itibari ile söz konusu paranın halen emanet hesapta tutulduğunun mahkemece bilindiğini, haksız ve yersiz açılan davanın reddini istemiştir.
    Mahkemece bozma ilamından sonra yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı bankaya ön alım bedelinin değerlendirilmesi ve davacı adına birer ay vadeli hesabın açılması için mahkememiz tarafından müzekkere yazıldığı, davalı banka tarafından bu müzekkerenin gereğinin yerine getirilmediği ve bu talimata cevap verilmediği, davalı banka tarafından bakiye hesapta bulunmadan vadeli hesap açılamayacağı savunulsa da, mahkemenin uygulanacak prosedürü bilmemesinin olağan olduğu ve bu hususta davalı banka tarafından bilgilendirilmediği, özen yükümlülüğü ve güven ilkesi gereği davalı bankanın yükümlülüklerini yerine getirmediği ve dava konusu zarardan sorumlu olduğu kanaatine varılarak davanın kabulü ile 6.530,33 TL"nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
    Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
    2- 6100 sayılı HMK’nın 26’ıncı maddesi gereğince hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Davacı tarafından 18.06.2012 tarihinden itibaren ana paranın ödendiği 18.03.2014 tarihine kadarki faizi talep edildiği halde mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 26.04.2012 tarihinden itibaren hesaplanan faiz alacağına karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
    SONUÇ:Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle ve yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 04/11/2019 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

    KARŞIOY

    Dava, davalı bankanın kendisine mahkemece tevdi olunan paraya faiz işletmemiş olmasından kaynaklandığı ileri sürülen zararın tazmini istemine ilişkindir. Bu bağlamda ve taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmadığı da gözetildiğinde davanın, davalı bankanın haksız ve hukuka aykırı eyleminden kaynaklanan zararın tazminine yönelik olduğu ortadadır.
    Mahkemece davanın kabulüne dair verilen ilk karara vaki davalının temyiz itirazının kabulü suretiyle verilen ve mahkemece uyulan bozma ilamımızda da belirtildiği üzere, davalı bankanın, bu yolda açık bir talimat söz konusu olmaması halinde, mahkeme veznesine yatırılan şufa bedelini, vezne hesabının bulunduğu hesaptan davacı adına açılacak hesaba virman yetkisi bulunmamaktadır. Bu durumda, davalı bankaya bir kusur izafe edilmesi olanaklı değildir. Mahkemece, bir yandan vezne hesabından virman yapılmasına ilişkin açık bir talimatın var olmadığı kabul edilmiş olmasına rağmen bu yoldaki işlemlerin ilgili mahkeme tarafından bilinemeyeceği, buna bağlı olarak davalı bankanın mahkemeyi bu konuda bilgilendirmemesinin davalı bakımından bir kusur kabul edilmesinin ve davacının uğradığı zarar ile davalının açıklanan fiili arasında illiyet bağı kurulmasının yanlış değerlendirmeye dayalı olduğu kanısındayım.
    Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle yerel mahkeme kararının esastan bozulması görüşünde olduğumdan Daire çoğunluğunun sair temyiz itirazlarının reddine yönelik (1) numaralı bentte belirtilen düşüncesine katılamıyorum.

    ...


    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi