10. Hukuk Dairesi 2021/2240 E. , 2021/12854 K.
"İçtihat Metni"Bölge Adliye Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
No :
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı ile fer"i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı ile fer"i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili; davacının 15.04.2003-15.07.2006 tarihleri arasındaki çalışmalarının davalı tarafından bildirilmediğini, son net 1.750,00-TL ücret aldığını ancak prime esas kazancının asgari ücret üzerinden gösterildiğini belirterek, davacının 15.04.2003 tarihinden 15.07.2006 tarihine kadar çalışmalarının tespitini, kurum kayıtlarının düzeltilmesini istemiştir.
II-CEVAP
Davalı işveren vekili; davacının müvekkili şirkette bagaj emanet görevlisi olarak 08.05.2015 tarihine kadar çalıştığını iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Feri müdahil SGK Başkanlığı vekili davanın reddini savunmuştur.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacı ..."ın davalı 1054805 sicil nolu iş yerinde (... nezdinde) 15/04/2003 - 15/07/2006 tarihleri arasında kesintisiz ve asgari ücretle çalıştığının tespitine,fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince; davalı işveren ve feri müdahil vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Feri müdahil SGK vekili, davacının 2006 öncesinde çalıştığına dair tanık beyanı bulunmadığını, hak düşürücü sürenin araştırılmadığını belirterek kararı temyiz etmiştir.
İşveren vekili hak düşürücü sürenin değerlendirilmediğini,dinlenen tanıklar ile davalı şirket arasında derdest davalar nedeniyle husumet bulunduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21-43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını ya da kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değer de delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez. Bu halde ise hak düşürücü sürenin kesinti tarihleri dikkate alınarak her bir dönem bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir.
Eldeki dosyada, davacının 15.04.2003-15.07.2006 tarihleri arasındaki hizmetinin tespitini talep ettiği, davacı adına 15.07.2006-31.01.2009 tarihleri arasında 1054805 sicil numaralı davalı ... Sey. Tur. Tic. A.Ş. işyerinden, 01.02.2009-28.05.2013 tarihleri arasında 1044228 sicil numaralı Aleyna Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti. işyerinden, 01.06.2013-08.05.2015 tarihleri arasında davalı adına tescilli 1144889 sicil numaralı işyerinden hizmet bildiriminde bulunulduğu,davanın 22.02.2018 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacının, kuruma 01.02.2009-28.05.2013 tarihleri arasında çalışmalarının bildirildiği 1044228 sicil numaralı işyerinin, sigorta acenteliği mahiyetinde Aleyna Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti. adına tescilli olduğu dosyada bulunan işyeri tescil bilgileri belgesinden anlaşılmakla; işyerinin davalı ... Seyahat Tur. Ltd. Şti. ile aynı adreste olduğu görülmekte ise de, dosya kapsamında bu işyerine ait ticaret sicil kayıtları,vergi kayıtları,işyeri tescil dosyası bulunmadığından, Aleyna Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd.Şti. ile davalı şirket arasında organik bağ olup olmadığını denetlemek mümkün olmamıştır.
Mahkemece; davacının 01.02.2009-28.05.2013 tarihleri arasında çalışmalarının bildirildiği 1044228 sicil numaralı Aleyna Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti. ile davalı şirket arasında organik bağ bulunup bulunmadığı araştırılmalı, organik bağ bulunmadığının tespiti halinde yukarıda yapılan açıklamalar ışığında hak düşürücü sürenin geçip geçmediği irdelenmelidir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı işveren ve fer"i müdahil Kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 25.10.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.