10. Hukuk Dairesi 2021/2238 E. , 2021/12851 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
No : 2019/1138-2020/1560
Dava, davacının bir kısım hizmet sürelerinin iptal edilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM :
Davacı; dava dışı ... İnşaat ve Yapı Ür. A.Ş. işyerinden bildirilen hizmetinin Kurum tarafından iptal edildiğini belirterek, çalışmalarının tespiti ile kayıtların düzeltilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP :
Davalı Kurum; davacının dava açmadan önce kuruma başvuru yapması gerektiğini, Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesince; davanın kabulü ile davacının 1061910 sicil numaralı iş yerinden hizmetlerinin iptaline yönelik kurum işleminin iptaline karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince; mahkeme tarafından Belediye"ye yazılan müzekkere cevabında yapı kullanma izin belgesinde yapının başladığı tarihin 09.06.2005, yapının bittiği tarihin 03.08.2009 olarak bildirildiği, dinlenen davacı bordro tanıklarının çalışmayı doğruladığı, Kurum denetim raporunun ayrıntılı inceleme içermediği,mahkeme kararının yerinde olduğu gerekçesi ile davalının istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı Kurum vekili; davanın sırf tanık beyanlarına dayandırıldığını, çalışma iddiasının ispatlanması gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Sahte sigortalılığa dayanan davalar hizmet tespiti içerikli olmakla, davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesi ile 5510 sayılı Yasa’nın 86. maddesinde bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunlu olup mahkemece, tarafların sunduğu deliller ile yetinilmemeli, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri esas alınarak kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmeli, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalı, çalışmanın geçtiği iddia edilen iş yerine dair düzenlenmiş Kurum müfettiş raporu ve dayanak belgeler varsa dosya içerisine getirtilmeli, yine çalışmanın geçtiği iddia edilen işyerinden bildirimi bulunup iptal edilmeyen bordrolu tanıkların yeteri kadarının beyanlarına başvurulmalı, ilgili işyerinin hangi tarihten itibaren faal olduğu ile çalışma ruhsatı alıp almadığı araştırılmalı, işyeri işvereninin vergi kayıtları irdelenerek çalışan sayısı tespit edilmeye çalışılmalı, komşu işyeri bodro tanıkları ve işverenleri tespit edilerek beyanlarına başvurulmak suretiyle uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Eldeki dosyada; ... Mahallesi 1284 Ada 12 parseldeki inşaat için yapı kullanma izni verilmesinin yapı sahibi İbrahim Çetinkaya tarafından 21.12.2005 tarihinde ... Belediyesi İmar Müdürlüğünden talep edildiği, ... Belediye Başkanlığı’nın söz konusu adres için yapı ruhsatı verildiğini bildirmesi üzerine, ... tarafından 29.11.2007 tarihli inceleme raporu ile; ... Belediyesi kayıtları üzerinden çalışma yapılarak, 1061910 sicil numaralı ... İnşaat ve Yapı Ürünleri A.Ş. hakkında yapılan denetimde, 1284 Ada 12 parsel ... adresinde kurulu inşaat işyeri dosyasının 12.07.2005 tarihinde tescil edildiği, ayrıca iş bitirme tutanağının incelenmesinden inşaatın 462 m2 olarak 25.11.2005 tarihinde tamamlandığının tespit edildiği, ruhsat sahibine ait telefonun arandığı,inşaat için ... İnş.Yapı Ür. A.Ş. ile anahtar teslim iş sözleşmesi yapıldığı bilgisi alındığı tespitlerine göre, 26.11.2005 ve sonrası bildirimlerin iptal edilerek asgari işçilik hesabına dahil edilmemesi gerektiğinin belirtildiği, denetim raporu üzerine söz konusu inşaat işi ile ilgili olarak dava dışı ... İnşaat ve Yapı Ürünleri A.Ş. adına tescilli 1061910 nolu işyerinden 2005/11 ay sonrası bildirimi yapılan tüm sigortalıların hizmetinin iptal edildiği, davacının da 2005/11-31.12.2007 arası hizmetlerinin rapora dayalı olarak iptal edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, ... Belediye Başkanlığına müzekkere yazılarak, söz konusu inşaatın yapı kullanma izin belgesi ve tutanakları istenmiş, gelen yazı cevabında, yapının başladığı tarihin 09.06.2005, bittiği tarihin 03.08.2009 olduğu, yapı kullanma izin belgesinin 23.11.2009 tarihli olduğu bilgisi verilmiş, ayrıca ...’nın 11.06.2009 tarihli ilişik kesme belgesinin yapı kullanma izin belgesi verilmek üzere dava dışı ... İnş.ve Yapı Ür.Tic.A.Ş. verildiği ve bu adresteki 462 m2 lik inşaat için düzenlendiği görülmüştür.
Kurumun inceleme raporunun fiili bir tespite dayanmadığı anlaşılmakta ise de; dosyada yapı sahibi İbrahim Çetinkaya tarafından 21.12.2005 tarihinde ... Belediyesi İmar Müdürlüğü kayıtlarına intikal eden yapı kullanma izin belgesi bulunduğu, tanık olarak dinlenen ve kendisinin şantiye sorumlusu olduğunu belirten ...’un 2007 yılına kadar şantiyede peyder pey yapılması gereken işlerin devam ettiği, ancak davacının 2005 yılında yapı kullanma izni alınmasından sonra çalışması bulunmadığını, dava dışı işyerinin başka işyerlerinde çalıştığını bildiğini beyan ettiği, ...’un davacının ayrıldığı tarih konusunda net beyanda bulunmadığı, ...’in bordroda ismi bulunmasına ve davacının çalışmasını doğrulamasına rağmen ifadesinde, kendisinin ...’deki inşaatta çalışması olmadığını, Sultanbeyli’deki işyerinde gece bekçisi olarak çalıştığını belirttiği görülmektedir.
Somut olayda; inşaatın fiili olarak ne zaman tamamlandığı, 2005 yılında yapı kullanma izin belgesinin alınmasından sonra davacının çalışmasının devam etmesini gerektirecek nitelikte bir işi olup olmadığı, çalışmasının devam edip etmediği hususu yeterince araştırılmadan,tanık beyanları arasındaki çelişkiler giderilmeden karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur.
Mahkemece; resen araştırma ilkesi gereğince, dava dışı işyerinden dava konusu dönemde bildirimi bulunan diğer bordro tanıklarının beyanlarına başvurulmalı, davacının çalışmasını bilebilecek, çalışmasının geçtiği iddia edilen işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinin sahipleri ve iş yeri çalışanları, zabıta, emniyet marifetiyle tespit edilerek, bilgi ve görgülerine başvurulmalı, sitede iskan izninin hangi tarihten itibaren alındığı, inşaat faaliyetinin hangi tarihte bittiği, davacının dava dışı işyerindeki çalışmasının kapsamı, ne iş yaptığı, yapı ruhsatı alındıktan sonra çalışmaya devam etmesine yönelik işi olup olmadığı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; tanık beyanlarındaki çelişkiler giderilmeli, deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgulara gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesinin istinaf isteminin esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak, temyiz edilen İlk Derece Mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.10.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.