13. Hukuk Dairesi 2015/42174 E. , 2018/6930 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 25.10.2008 tanzim, 01.11.2008 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile davalıdan personel ikamet amaçlı otel ve turizm amaçlı restaurant kiraladığını, kiralanan yerin çatısının daha önceki kiracı tarafından yaptırıldığını, çatı nedeni ile önceki kiracının talepte bulunması nedeniyle davalının kendisinden kira sözleşmesinin bitiminde iade edilmek üzere 7.400,00 TL talep ettiğini, anılan tutarın davalıya ödendiğini, ancak davalının ihtara rağmen borcunu ödemediğini ileri sürerek, 7.400,00 TL"nin 01.12.2012 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini tistemiştir.
Davalı, eski kiracısının bahçeye çatı yaptığını, yeni kiracısı olan davacının da bu çatıyı bedelini ödeyerek satın aldığını, eski kiracının kendisine borçlu olması nedeniyle satış bedeli olan 5.050,00 TL nin kendisine ödendiğini, kira sözleşmesinde veya herhangi bir başka belgede bu bedelin geri verilmek üzere verildiği ile ilgili bir ibarenin olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki ilişkinin ödünç para verme ilişkisine dayandığı, davalının imzasının bulunduğu para makbuzunda 5.050,00 TL nin davalı tarafından alındığı hususun sabit olduğu, ancak davacının bakiye 2.350,00 TL yi davalıya ödünç verdiğini ispat edemediği gerekçesiyle 5.050,00 TL nin davalıdan tahsiline fazlaya ve faize ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dava, karz akdine dayanan alacağın tahsili talebine ilişkindir. Davacı davalıya 7.400,00 TL borç para verdiğini ileri sürmüş, davalı ise davacı yanca, eski kiracısının bahçeye çatı yaptığını, yeni kiracısı olan davacının da bu çatıyı bedelini ödeyerek satın aldığını, eski kiracının kendisine borçlu olması nedeniyle satış bedeli olan 5.050,00 TL"nin kendisine ödendiğini, kira sözleşmesinde veya herhangi bir başka belgede bu bedelin geri verilmek üzere verildiği ile ilgili bir ibarenin olmadığını savunarak gerekçeli inkarda bulunmuştur. Böylece davalı, davaya konu paraların kendisine verildiğini (maddi vakıayı) ikrar etmiş, ancak, bunların davacı tarafından ileri sürülen nedenle değil, başka bir nedenle verildiğini savunmak suretiyle, vakıanın hukuksal niteliğinin ileri sürülenden farklı olduğunu bildirmiştir. O halde, somut olayda davalının savunması, vasıflı ikrar (gerekçeli inkâr) niteliğindedir ve bu ikrar bölünemez. Çünkü, vasıflı ikrarda kanıtlama yükümlülüğü, ikrar eden tarafa (davalıya) değil, vakıayı ileri süren tarafa (davacıya) aittir.
Bu durumda, davacı taraf, davaya konu paraların borç olarak verildiği yolundaki iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür; buna bağlı olarak, davalı savunmasını ispat ile yükümlü olmayacaktır. Davacı tarafından delil olarak sunulan para makbuz başlıklı belgede de 5.050,00 TL"nin davalıya borç olarak verildiğine ilişkin bir ibarede yoktur. Bu durumda, mahkemece; ispat yükünün davacıda olduğu, davacının ödünç ilişkisini yasal delillerle ispatlamak zorunda olduğu, miktar itibariyle tanık dinlenemeyeceği gözetilerek taraf delilleri dikkate alınarak sonucuna uygun bir kararın verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 27,70 TL harcın istek halinde davacıya, 87,00 TL harcın davalıya iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 20/06/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.