10. Hukuk Dairesi 2014/6461 E. , 2014/12716 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Samsun 2. İş Mahkemesi
Tarihi :21.01.2014
No :2010/313-2014/9
Dava, davacının Kurumun ölüm aylığının iptaline yönelik işleminin iptali ile Kuruma borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 7.maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Kanunun 23. maddesi, 506 sayılı Kanunun 23, 66 ve 92. maddeleri ile 2829 sayılı Kanunun 8. maddesidir.
01.05.1987 tarihinden ölüm tarihi olan 01.07.2000 tarihine kadar kesintisiz olarak 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olan davacının murisinin ölümü sonrası, davacıya anılan Kanunun 23. maddesi gereği ölüm aylığı bağlandığı, Kurumca murisin 20.05.1993-30.06.1993 tarihleri arasında ve 21.01.2000 tarihinden iş kazası tarihine kadar (18.02.2000) 506 sayılı Kanun gereği sigortalı olduğu kabul edilerek iş kazası nedeni ile davacıya gelir bağlandığı, 506 sayılı Kanuna tabi sigortalılığı nedeni ile 2926 sayılı Kanuna tabi sigortalılığının 19.05.1993 tarihi itibariyle sonlandırıldığı, sigortalının ölümünden önceki son sigortalılığının 506 sayılı Kanuna tabi olduğu kabul edilerek 2926 sayılı Kanun gereği bağlanan ölüm aylığı başlangıçtan itibaren iptal edilerek borç kaydedildiği ve halen 506 sayılı Kanun gereği de ölüm aylığı bağlanmamış olduğu anlaşılmaktadır.
Öncelikle, Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkındaki 2829 sayılı Kanunun amacı üzerinde durmakta fayda vardır. Anılan Kanunu amacı, hiçbir Kurumdaki hizmeti tek başına aylık bağlanmasına yeterli olmayan sigortalı ya da hak sahiplerine, değişik Kurumlardaki hizmet süreleri birleştirilmek suretiyle aylık bağlanmasını sağlamak, bu suretle değişik Kurumlardaki hizmetlerin ziyan olmasını önlemek olup, bazı Sosyal Güvenlik Kurumlarında geçen hizmet süreleri toplamının tek başına aylık bağlanmasına yeterli olması halinde, diğer Kurumlarda geçen hizmetlerin birleştirilmesinde, sigortalının ya da hak sahibinin iradesinin de bu yönde olması koşuluyla zorunluluk bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, davacı asil HMK’nın 31. maddesi gereği isticvap edilerek, murisinin 2926 ve 506 sayılı Kanuna tabi hizmetlerinin birleştirilmesini talep edip etmediği ve bu çerçevede hangi yasal düzenlemeye göre ölüm aylığı bağlanmasını istediği sorularak, gerektiğinde davacı asil yada vekiline ilgili Kanunlar gereği bağlanacak ölüm aylıklarından hangisinin lehlerine olduğunu belirlemeleri ve bu konuda Kurum ile görüşmeleri için süre verilerek, hizmet birleştirmesi talep edilmemesi halinde, Kurumun 2926 sayılı Kanun gereği bağlanan aylığın iptali işleminin yerinde olmadığı gözetilmeli, bu durumda, Kurumun murisin sigortalılığını 19.05.1993 tarihinde sonlandırmasının ölüm aylığının tutarı üzerinde etkisi olup olmadığı Kurumdan sorulmalı, ölüm aylığı tutarının başlangıçtan itibaren daha az bağlanması ihtimalinde davacıya, talebi halinde, Kurumun, murisin 20.05.1993-01.07.2000 tarihleri arasındaki 2926 sayılı Kanuna tabi sigortalılığının iptaline yönelik işleminin iptali yönünde dava açması için süre verilmeli ve sonucuna göre davacıya bağlanması gereken ölüm aylığı ile bağlanan ölüm aylıkları arasında fark bulunup bulunmadığı Kurumdan sorularak, davacının Kuruma yersiz ödenen ölüm aylığı nedeni ile borcu olup olmadığı tespit edilmelidir.
Davacının hizmet birleştirmesi talep etmesi ve bu çerçevede 506 sayılı Kanuna göre ölüm aylığı tahsisi istemesi halinde, Kurumdan murisin ihtilaf konusu olmayan tüm sigortalılık süreleri gözetilerek anılan Kanun gereği başlangıçtan itibaren davacıya bağlanması gereken ölüm aylığı tutarı sorularak belirlenmeli, bu çerçevede başlangıçtan itibaren bağlanacak aylık ve gelir tutarlarında anılan Kanunun 92. maddesi hükmü gözetilmeli, sonucuna göre bağlanması gereken aylık ile bağlanan aylık tutarları karşılaştırılarak, davacıya yersiz ödenen aylık tutarı belirlenerek, varılacak sonuca göre karar verilmelidir
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 26.05.2014 gününde oy birliğiyle karar verildi.