Abaküs Yazılım
9. Hukuk Dairesi
Esas No: 2011/48560
Karar No: 2013/34830
Karar Tarihi: 24.12.2013

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2011/48560 Esas 2013/34830 Karar Sayılı İlamı

9. Hukuk Dairesi         2011/48560 E.  ,  2013/34830 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

    DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, ücreti alacağı, fazla mesai ücreti, bayram ve genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
    Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
    Hüküm süresi içinde davalı ve ihbar olunan avukatınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

    Y A R G I T A Y K A R A R I
    A) Davacı isteminin özeti:
    Davacı vekili, davalı işverenlikte satış temsilcisi olarak çalışan davacının ücretinin asgari ücrete tekabül eden kısmının bankaya yattığını, bakiyesinin haricen ödendiğini, davacının ücretlerinin bordrolara gerçek meblağları ile yansıtılması talebinin yerine getirilmemesi üzerine iş aktinin davacı tarafından haklı feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ücret, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti ve genel tatil ücreti alacaklarını istemiştir.
    B)Davalı cevabının özeti:
    Davalı vekili, husumet itirazında bulunduklarını, davacının davalının çalışanı olmadığını, aralarında hizmet ilişkisi bulunmadığını, dava ihbar olunan ... San. ve Tic. Ltd. Şti. ile davalı arasında sözleşmeden kaynaklanan ve fatura ilişkisine dayalı bir sözleşme ile davalının bazı mallarının ... San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından pazarlanması ve dağıtılmasına yönelik bir ticari ilişki bulunduğu, işçilik alacaklarına ilişkin yasal sorumlulukların ... San. ve Tic. Ltd. Şti."ne ait olduğu, davacının ... San. ve Tic. Ltd. Şti."nin çalışanı olduğu, ... San. ve Tic. Ltd. Şti."nden aldıkları bilgiye göre davacının iş aktinin görevlerini yapmayı reddetmesi, iş yerini mazeretsiz terketmesi, devamsızlık ve geçerli bir mazeret ve savunma sunmaması nedeni ile feshedildiğini, davacının taleplerinin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
    C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
    Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacının çalışmasının fiilen davalı işyerinde geçtiği, davalı işyerinin irsaliyeli faturalarında davacının isim ve imzasının bulunduğu, ayrıca davalı şirket ortakları ile ihbar olunan davalı şirket ortaklarının aynı kişiler olduğu görüldüğünden davalının husumet itirazının kabul görmediği, taleplerin sübut bulduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
    D)Temyiz:
    Karar süresi içinde davalı ve dava kendisine ihbar olunan vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    E)Gerekçe:
    1- Dava kendisine ihbar olunan ... San. ve Tic. Ltd. Şti."nin temyiz nedenleri açısından, davada taraf sıfatı olmadığından ve aleyhine hüküm kurulmadığından temyiz talebinin REDDİNE, nisbi temyiz harcının isteği halinde ihbar olunana iadesine,
    2-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
    3- Davacının prim aldığı Mahkeme"nin de kabulünde olup, davacının aldığı primlerin fazla mesai ücretini karşılayıp karşılamadığı araştırılarak, karşılamadığının tespiti halinde davacının fazla mesai çalışmasının normal ücretini aldığının kabulü ile % 50 kısmının hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
    Mahkemece yapılacak iş, temyiz edenin sıfatına göre fazla mesai ücreti alacağı hesaplanmasında esas alınan ücret miktarı ve indirim oranı konusunda davalı lehine olan usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak, yukarda açıklanan tespitleri yaparak fazla mesai ücreti alacağı açısından sonuca gitmektir.
    4- Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
    4857 sayılı İş Kanununda 32 nci maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
    Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir.
    İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 323 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
    4857 sayılı Yasanın 8 inci maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı yasanın 37 nci maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece resen araştırılmalıdır. (Yargıtay 9.HD. 23.9.2008 gün 2007/27217 E, 2008/24515 K.).
    Çalışma belgesinde yer alan bilgilerin gerçek dışı olmasının da yaptırıma bağlanmış olması, belgenin ispat gücünü arttıran bir durumdur. Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı Kanunun 8 inci ve 37 nci maddelerinin, bu konuda işveren açısından bazı yükümlülükler getirdiği de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, iş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümlülüğüne yardımcı olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta pirimi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmesi, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında delillerin değerlendirilmesi sırasında, işverence bu konuda belge düzenlenmiş olup olmamasının da araştırılması gerekir.
    Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
    Somut olayda, yukardaki ilkeler göre davacının prim miktarı ve sabit ücret meblağı açısından yukardaki ilkelere uygun olarak Mahkemece yazılacak müzekkerelerle ilgili kurum ve kuruluşlardan emsal ücret ve prim tespitinin yapılmaması yerinde değildir.
    5- Dosyadaki tüm deliller ile bordrolar/hesap pusulaları karşılaştırılarak, hangi delile veya delillere değer verilmesi gerektiği irdelenerek ücret ve prim meblağlarının bu suretle tespit edilmemesi isabetsizdir.
    6- Davacıya atfen imzalı bazı bordrolarda/hesap pusulalarında, hangi fazla çalışma tipine ilişkin olduğu belirtilmeyen "FM1" başlığı ile tahakkuklar olduğu görülmektedir.
    Bu bordrolar/hesap pusulaları taraflardan da sorulmak sureti ile, söz konusu tahakkukların veya ilişkin oldukları dönemlerin hesaplanan alacak miktarından indirilip indirilmeyeceğinin ya da dışlanıp, dışlanmayacağının irdelenmemesi doğru değildir.
    7- Fazla mesai ücreti hesaplanırken, 13 saatlık günlük çalışmadan 1,5 saat ara dinlenmesi düşülmesi gerekirken 30 dakika ara dinlenmesi düşülerek hesaplama yapılması hatalıdır.
    8- Davacıya atfen imzalı bazı bordrolarda/hesap pusulalarında, hangi tatil tipine ilişkin olduğu belirtilmeyen "ÇALIŞILAN TATİL" başlığı ile tahakkuklar olduğu görülmektedir. Bu bordrolar/hesap pusulaları taraflardan da sorulmak sureti ile, söz konusu tahakkukların veya ilişkin oldukları dönemlerin hesaplanan alacak miktarından indirilip indirilmeyeceğinin ya da dışlanıp dışlanmayacağının irdelenmesi gerekir.
    9- Davacıya atfen imzalı bir kısım bordroda/hesap pusulasında, "ÜCRETLİ İZİN" başlığı ile tahakkuk olduğu görülmektedir. Bu bordrolar/hesap pusulaları taraflardan da sorulmak sureti ile, söz konusu tahakkukların veya ilişkin oldukları dönemlerin hesaplanan alacak miktarından yahut döneminden indirilip indirilmeyeceğide değerlendirilmelidir.
    10- Davacı vekilinin ıslah dilekçesinde, kıdem tazminatı haricindeki diğer ıslah edilen alacaklar için temerrüt tarihi olan 17/02/2010 tarihinden itibaren faiz talep edilmesine rağmen, talep de aşılarak söz konusu alacaklar için temerrüt tarihinin 13/02/2010 tarihi olarak kabul edilmesi de hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
    SONUÇ:Açıklanan nedenler ile, temyiz edilen kararın BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 24/12/2013 gününde oybirliği ile karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi