Abaküs Yazılım
9. Hukuk Dairesi
Esas No: 2011/49272
Karar No: 2013/34351
Karar Tarihi: 23.12.2013

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2011/49272 Esas 2013/34351 Karar Sayılı İlamı

9. Hukuk Dairesi         2011/49272 E.  ,  2013/34351 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

    DAVA :Davacı, kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
    Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
    Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

    Y A R G I T A Y K A R A R I

    A) Davacı İsteminin Özeti:
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 08.09.2003 tarihinden itibaren davalı işyerinde çalıştığını, işyerinin 01.09.2010 tarihi itibariyle Gebze/...’ye taşınacağının bildirildiğini, bu hususun çalışma şartlarında aleyhe değişiklik meydana getirdiğini, 23.08.2010 tarihli ihtarname ile iş sözleşmesinin İş Kanunu’nun 22. maddesi uyarınca haklı nedenle feshettiğini iddia ederek kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
    B) Davalı Cevabının Özeti:
    Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili bankada davalı işyerinde 8.9.2003 çalışmaya başladığını, 23.8.2010 tarihinde işverene gönderdiği ihtarname ile... Operasyon Binası"nın Gebze"ye taşınacağından dolayı iş akdini feshettiğini bildirdiğini, müvekkili bankanın operasyon çağrı merkezi, kart operasyonları, kredi takip, mimari işler, satın alma gibi birimlerini daha hızlı ve etkili hizmet sunulması ve çalışanlara da daha iyi imkânlar sağlamak amacıyla ... Bankacılık Merkezi"ni inşa ettiği ve söz konusu birimleri tek çatı altında topladığını, davacıya 26.8.2010 tarihinde yapılan bildirimde Gebze"ye taşınma sebebiyle yaşam şartlarının olumsuz etkileneceği gerekçesi ile çalışmaktan imtina etme ve haklarının verilmesi suretiyle iş akdinin feshedilemeyeceğinin ve yeni işyerinde çalışmayan personelin istifa etmiş sayılacağının bildirildiğini, ... "ta çalışan her personelin kabul ettiği ... İnsan Kaynakları Yönetmeliği"nin 1/11 maddesinde “bankaca gerekli görüldüğünde memur ve hizmetliler, aynı ildeki veya diğer illerdeki şubelere ve görevlere asaleten veya nakledilebilir veya atanabilir” hükmünün bulunduğunu, ..."da bulunan işyerindeki 3.500 personelin yeni bölümlerin taşındığı Gebze"de işe başladığını, davacının da aralarında olduğu 13 kişinin işyeri değişikliği sebebiyle hizmet akdini haksız olarak feshettiğini, taşınmadan sonra tüm çalışanlara servis hizmeti sağlandığı, ... Bankacılık Merkezi"nde bulunan yemekhane ve kafeterya hizmetlerinin de sağlandığını, bu şekilde çalışma şartlarının iyileştirme gayretlerine dayanan değişiklik yapıldığını, işverenin işyeri değişikliği hakkını saklı tutmasına ilişkin Yargıtay Kararları bulunduğunu savunarak davanın reddini talep edilmiştir.
    C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
    Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    D) Temyiz:
    Kararı taraflar yasal süresi içerisinde temyiz etmiştir.
    E) Gerekçe:
    1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
    2- Taraflar arasında işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
    4857 sayılı İş Kanununun 59 uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
    İşçinin işe iade davası açması durumunda, izin ücretinin talep edilip edilemeyeceği davanın sonucuna göre belirlenmelidir. Gerçekten işçinin dava sonucu işe başlatılması durumunda, önceki fesih ortadan kalkmış olmakla ve iş ilişkisi devam ettiğinde 4857 sayılı Yasanın 59 uncu maddesi uyarınca izin ücreti istenemez. İşçinin işe başvurusuna rağmen yasal bir aylık işe başlatma süresi içinde işe alınmaması halinde ise, işe başlatmama anı fesih tarihi olarak kabul edildiğinden, izin alacağı bu tarihte muaccel olur.
    Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
    Aktin feshi halinde kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret, işçinin kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Böylece, iş sözleşmesinin feshinde kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkı izin alacağına dönüşür. Bu nedenle zamanaşımı da iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar.
    4857 sayılı Kanunun 54 üncü maddesinde, yıllık ücretli izine hak kazanmak için gerekli sürenin hesabında, işçinin aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde çalıştığı sürelerin birleştirilerek göz önüne alınacağı hükme bağlanmıştır. Bu durumda, işçinin daha önce aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerinde geçen hizmetlerinin yıllık izne hak kazanma ve izin süreleri hesabı yönlerinden dikkate alınması gerekir. Kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmetlerin de aynı gerekçeyle izin hesabı yönünden birleştirilmesi zorunludur. Bununla birlikte, işçiye önceki feshe bağlı olarak kullanmadığı izin ücretleri tam olarak ödenmişse, bu dönemin sonraki çalışma sürelerine eklenerek izin hesabı mümkün değildir. Önceki çalışma döneminde izin kullandırılmak veya fesihte karşılığı ödenmek suretiyle tasfiye edilmeyen çalışma süreleri, aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerindeki çalışmalara eklenir. İşçinin aralıklı olarak aynı işverene ait işyerinde çalışması halinde, önceki dönemin kıdem tazminatı ödenerek feshedilmiş olması, izin yönünden sürelerin birleştirilmesine engel oluşturmaz. Yine, önceki çalışılan sürede bir yılı doldurmadığı için izne hak kazanılmayan süreler de, işçinin aynı işverene ait işyeri ya da işyerlerindeki sonraki çalışmalarına eklenerek yıllık izin hakkı belirlenmelidir. Yıllık izin, özde bir dinlenme hakkı olup, aralıklı çalışmalarda önceki dönem zamanaşımına uğramaz.
    İş sözleşmesinin işverence feshedilmesi halinde, 4857 sayılı Kanunun 17 nci maddesinde belirtilen yasal ya da arttırılmış bildirim önelleri ile 27 nci madde uyarınca işçiye verilmesi gereken iş arama izinleri, yıllık ücretli izin süreleri ile iç içe giremez. Kanundaki bu düzenleme karşısında, işçi tarafından ihbar önelli fesih halinde bildirim öneli ile yıllık izin süresinin iç içe girebileceği kabul edilmelidir.
    Kanunda, iş sözleşmesinin feshinde ödenmesi gereken izin ücreti için kesin bir ödeme günü belirlenmiş değildir. Yasada, sözleşmenin feshi anı yıllık ücretli izin hakkının ücrete dönüşmesi, bir başka anlatımla izin ücretine hak kazanma zamanı olarak kabul edilmiştir. İş sözleşmesinin feshedildiği tarihte izin ücreti muaccel olur, ancak faiz başlangıcı bakımından işverenin ayrıca temerrüde düşürülmesi gerekir.
    Dairemizce, iş sözleşmesinin feshinde ödenmesi gereken izin ücreti, geniş anlamda ücret içinde değerlendirilmemiş ve İş Kanununun 34 üncü maddesinde sözü edilen bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilemeyeceği kabul edilmiştir (Yargıtay 9.HD. 24.10.2008 gün 2007/30158 E, 2008/28418 K.). Bu itibarla, izin ücreti için yasal faiz uygulanmalıdır.
    Sözleşmenin feshi üzerine ödenmesi gereken izin ücretinden takdiri indirim yapılması doğru değildir.
    İşe iade davası sonunda işçinin işe başlatılmadığı tarihte iş sözleşmesi feshedilmiş sayıldığından, izin ücreti hesabında işçinin işe başlatılmadığı tarihte alması gereken ücret dikkate alınmalıdır.
    İşverenin işçiyi işe başlatması durumunda, iş ilişkisi kesintisiz devam ettiğinden, kullandırılmayan izin ücretine de hak kazanılması söz konusu olmaz. Daha önce işçiye kullandırılmayan izinler karşılığı olarak ödenmiş olan izin ücretleri de işverence geri istenebilir. 4857 sayılı Yasanın 53 üncü maddesinde işçinin yıllık ücretli izin hakkından vazgeçemeyeceği kurala bağlandığına göre, işçinin daha önce ödenen izin ücretinin, işe iade sonunda işçinin işe başlaması halinde işçinin kullanmadığı izin hakkına sayılması da doğru olmaz.
    Yıllık izin hakkı Anayasal temeli olan bir dinlenme hakkı olup, işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında ücrete dönüşmez ve bu haktan vazgeçilemez. İşçinin iş sözleşmesinin devamı süresinde kullanmadığı yıllık izinlere ait ücreti istemesi mümkün değildir. Bu nedenle, işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında izin hakkının bulunduğunun tespitini istemesinde hukuki menfaati vardır.
    Somut olayda; davacı dava dilekçesi ile kaç gün yıllık ücretli izin alacağı olduğunu ileri sürmeksizin dilekçe ekinde yer alan imzasız ve kimden sadır olduğu belli olmayan belgeye göre yıllık izin ücreti talep etmiştir. Davalı ise davaya cevabında ve aşamalardaki savunmalarında yıllık izin alacağı talebine karşı açıkça savunmada bulunmamış ve davanın reddini talep etmiştir.
    Davalı; hükme karşı temyiz itirazında, davacının ilk 5 yıl için 18x5= 90 gün ve son yıl olan 6. yıl için 24 gün izin hakkına sahip olduğunu, bunun 108 gününü kullandığını, 6 gün karşılığı yıllık izin ücretine hak kazanabileceğini beyan etmiştir.
    Dosyadaki imzalı yıllık izin kullanım belgelerine göre davacı 19.07.2004-02.08.2004 tarihleri arasında 12 gün, 28.02.2005-07.03.2005 tarihleri arasında 6 gün, 08.08.2005-22.08.2005 tarihleri arasında 12 gün, 12.12.2005-19.12.2005 tarihleri arasında 6 gün, 21.08.2006-28.08.2006 tarihleri arasında 6 gün, 05.02.2007-12.02.2007 tarihleri arasında 6 gün, 23.07.2007-06.08.2007 tarihleri arasında 12 gün, 28.01.2008-02.02.2008 tarihleri arasında 6 gün, 07.07.2008-18.07.2008 tarihleri arasında 12 gün, 26.01.2009-31.01.2009 tarihleri arasında 6 gün, 20.07.2009-31.07.2009 tarihleri arasında 12 gün, 14.06.2010-19.06.2010 tarihleri arasında 6 gün yıllık izin kullanmıştır. Kullanıldığı anlaşılan yıllık izinlerin toplamı 102 gün etmektedir. Hizmet süresine göre; davalının da kabulünde olduğu üzere ilk 5 yıl için 18 gün yıllık ücretli izin hakkı vardır. Takip eden 6. yıl için ise 24 gün yıllık ücretli izin hakkı vardır. Toplamda ise davacının 114 gün yıllık izin hakkı olup, kullandırıldığı ispat olunan 102 günün mahsubu ile davacının 12 gün karşılığı yıllık ücretli izin alacağı kaldığı gözetilmeden 30 gün karşılığı yıllık ücretli izin alacağına hükmedilmesi hatalıdır.
    F) Sonuç:
    Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 23.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi