13. Hukuk Dairesi 2016/24141 E. , 2018/6662 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar ve davalılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı ... ve vekili avukat ... ile davacılar vekili avukat ..."un gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacılar, kızları 22.07.2002 doğumlu ... nin 27.11.2002 tarihinde solunum rahatsızlığı (bronşiolit başlangıcı) nedeniyle ... ... Hastanesi"ne yatırıldığını, daha iyi hizmet almak için 02.12.2002 tarihinde davalı şirkete ait ... .... Hastanesi"ne yatırdıklarını ve davalı Dr...."un doktor olarak kızlarının tedavisini üstlendiğini, bu arada ... ’de ishal başladığını, davalı doktorun ishal nedeniyle doğabilecek sıvı kayıplarını mama vermek suretiyle telafi edebileceğini belirttiğini, ancak ... nin solunum rahatsızlığı nedeniyle beslenmesinin güçlükle olduğunu ve aldığı sıvıların genzine kaçtığını, sıvı alımında sorun olmasına rağmen bu konuda gereğinin yapılmadığını, 04.12.2002 tarihinde kızlarının vefat ettiğini ileri sürerek, uğradıkları zararlar nedeniyle her bir davacı için 150.000,00 TL olmak üzere toplam 300.000,00 TL manevi tazminat ile destekten yoksun kalacaklarından şimdilik her bir davacı için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen; hastahaneye ödenen 1.950,00 TL"nin ise davalı hastaneden tahsilini istemişler; 29.03.2013 tarihli ıslah dilekçeleri ile destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin taleplerini her bir davacı için 8.581,17TL olacak şekilde artırmışlardır.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davacılar tarafından davalılar aleyhine açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile her bir davacı için ayrı ayrı 50.000,00"er TL manevi tazminat olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın 04/02/2002 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminatının isteminin reddine, davacı ... ve ... tarafından davalılar aleyhine açılan destekten yoksun kalma tazminatının kabulü ile; her bir davacı için 500,00"er TL maddi tazminat olmak üzere toplam 1.000,00TL maddi tazminatın 04/02/2002 tarihinden itibaren 29/03/2013 tarihli ıslah dilekçesi dikkate alınarak davacı baba ... için 4.290,59TL maddi tazminat, davacı anne Özgün Kandemir için 6.630,60TL maddi tazminat olmak üzere toplam 10.921,18TL maddi tazminatın 29/03/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacılar tarafından davalı ... Hizmetleri ve Tic. AŞ. aleyhine açılan tedavi giderlerinden kaynaklanan alacak isteminin kabulü ile 1.950,00TL tutarındaki tedavi giderinin dava tarihi olan 01/12/2003 itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Sağlık Hizmetleri ve Tic. AŞ."den alınarak davacılara verilmesine, karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyize gelen davacıların tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, davalı doktorun yeterli özen ve ihtimamı göstermemesi nedeniyle kızlarının vefatına neden olunduğu iddiasına dayalı maddi-manevi tazminat istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki ilişki vekalet sözleşmesidir. Vekil, vekalet görevini yerine getirirken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışlarının özenli olmayışından doğan zararlardan sorumludur. O nedenle, vekil konumunda olan doktorların bilim ve teknolojinin getirdiği bütün imkanları kullanmak suretiyle özen borcunu yerine getirmeleri gerekir.
Mahkemece, dosyaya kazandırılan ATK 1. İhtisas Kurulu"nun 03.11.2006 tarihli raporunda, "otopsi yapılmadığından solunum sıkıntısı kliniği ile hastaneye başvuran çocuğun ölüm sebebinin belirlenemediği" belirtilmiş; ATK 3. İhtisas Kurulu"nun 10.01.2007 tarihli raporunda; " 22.07.2002 doğumlu ... ... "in ... ... Hastanesinde 2.12.2002 tarihinde Uz.Dr. Gökhan Nesim Mamur tarafından Bronşiolit tanısıyla yatırılışı sonrasında Bronşiolit tedavisi amacıyla uygulanan antibiyotik ve bronkodilatatör tedavisinin tıp kurallarına uygun olduğu fakat 4.12.2002 günü saat 02.30 da ortaya çıkan hızlı nabzın (sinüs taşikardi) tesbiti sonrasında ... damla başlanmasının uygun olduğu, daha sonra taşikardi sürmesine rağmen ... tedavisinin kesildiği ve tıbben verilmesi gereken süreçte hastanın kustuğu genel durumunun bozularak kardiyak arrest geliştiğinin göz önünde bulundurulması gerektiği, ayrıca pediatrik kardiyoloji konsültasyonu istenmediği cihetle taşikardinin nedeninin tesbitinde yetersiz kalındığı,
Ancak 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu"nun 3 Kasım 2006 tarih ve 2971 sayılı kararında; otopsi yapılmaması nedeniyle ölüm sebebinin bilinemedği bildirildiğinden doktorun bu eksik eyleminin ölüme katkısı yönünde görüş bildirilemeyeceği oy birliği ile mütalaa olunur." denilmiştir. ... Tabip Odası Onur Kurulu"nun 06.11.2007 tarihli kararında da, "Gökçe Defne Kandemir"e teşhis ve tedavi amaçla yapılan uygulamaların var olan klinik durum ile uyumlu olduğu, tedavinin tıp kurallarına uygun olarak yürütüldüğü, takipte ihmal olmadığı ve özensizlik gösterilmediği..." belirtilmiştir.
Hükme esas alınan ATK Genel Kurulu"nun 07.02.2008 tarihli raporunda ise; "02.12.2002 tarihinde solunum sıkıntısı nedeniyle ... Hastanesi"ne getirilen ve Dr.... tarafından bronşiolit tanısıyla tedavisine başlanan ... Kandemir"in 04.12.2002 tarihinde ortaya çıkan taşikardi ve taşipnesi nedeniyle ağızdan beslenmesinin aspirasyon riski nedeniyle kesilmesi gerektiği, ishali olan ve hipopotasemi oluşturabilecek ilaçların bir arada kullanıldığı hastada elektrolit takibinin de yapılmadığı, ayrıca taşıkardisi sürmesine rağmen ... tedavisinin kesildiği, kusma sonrası kardiyak arrest geliştiği hususları dikkate alındığında: 1-Bebeğin ölümünün bronşiolit komplikasyonları sonucu meydana gelmiş olduğu. 2-Dr. ... un bebeğin tedavisi ile takibindeki tedbirsizlik ve dikkatsizliği nedeniyle ölüme yol açan komplikasyonların ortaya çıktığı, bu nedenle kusurlu bulunduğu, kusur oranının 4/8 (sekizde dört) olduğu, 3-Diğer davalı ... Hastanesi ne atfedilebilecek kusur bulunmadığı oy çokluğu ile mütalaa olunur." denilmiştir. Yine dosyaya kazandırılan 01-02.10.2009 tarihli Yüksek Sağlık Şurası kararında; "Dosyadaki bilgi, belge ve bulgular değerlendirildiğinde; hastaya bronşiolit tanısıyla uygulanan antibiotik ve bronkodilatatör tedavisi ile yapılan takiplerin tıp kurallarına uygun olduğu dolayısıyla Dr. ... un (Çocuk Hastalıkları Uzmanı) kusursuz olduğuna, şuramızca oy birliği ile karar verildi." denilmiştir.
Mahkemece, "yüksek sağlık şurası raporuyla adli tıp kurulu raporlarının çelişmesi halinde adli tıp kurulu raporuna sonraki tarihli ve geniş katılımlı olması nedeniyle değer verilmesi gerekeceği açık olmakla," gerekçesiyle ATK Genel Kurulu"nun 07.02.2008 tarihli raporu hükme esas alınmıştır. Oysa, gerekçede belirtilenin aksine Yüksek Sağlık Şurası Kararı"nın daha sonraki tarihli ve oybirliği ile alındığı, ATK Genel Kurulu"nun 07.02.2008 tarihli raporunun ise daha önce ve oyçokluğu ile alındığı görülmektedir. Hal böyleyken, hükme esas alınan ATK Genel Kurulu"nun 07.02.2008 tarihli raporunun, dosyaya kazandırılan raporlar arasındaki çelişkiyi gidermediği açıktır. O halde, mahkemece, bu konuda rapor düzenlemeye ehil ve donanımlı bir Üniversiteden, dava konusu olayda uzmanlığı bulunan, akademik kariyere sahip 3 kişilik bilirkişi kurulundan, tüm dosya kapsamı değerlendirilmek suretiyle, özellikle raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde, dava konusu olayda davalılara atfı kabil bir kusur olup olmadığı hususunda, nedenlerini açıklayıcı, taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli, taraf itirazlarına açıklayıcı cevap verir nitelikte rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirdi.
Açıklanan bu durum ile birlikte, davacının ıslah talebinin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı, davalılara tebliğ edilip edilmediği hususlarının incelenmesi; yapıldığı iddia olunan hastane masrafına ait faturanın bulunup bulunmadığının araştırılması veya ödemenin ispatlanması ile tüm bunların sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu yönler gözardı edilerek, eksik incelemeye dayalı, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda l. bentte açıklanan nedenlerle, temyize gelen davacıların tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. bentte açıklanan nedenlerle, hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, 1.630,00 TL duruşma avukatlık parasının davacılardan alınarak davalı ... ... "a ödenmesine, aşağıda dökümü yazılı 6,70 TL kalan harcın davacılardan alınmasına, peşin alınan 1.950,00 TL harcın istek halinde davalı ... Sağ. Hiz. Tic. A.Ş."ye, 1.927,56 TL harcın davalı ... ... "a iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06/06/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.