6. Ceza Dairesi 2015/5016 E. , 2018/6602 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlığa kalkışma, konut ve iş yeri dokunulmazlığını ihlal, mala zarar verme, silahla tehdit
HÜKÜM : Mahkumiyet, temyiz isteminin reddine dair ek karar
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanıklardan ..."ın, nüfus kaydına göre 02.10.1993 doğumlu olup hükmün açıklandığı 28.07.2011 tarihli oturumda henüz 18 yaşını tamamlamamış olduğu anlaşıldığından 5271 sayılı CMK’nın 185. maddesine uygun olarak duruşmanın kapalı yapılmasının usul ve yasaya uygun olup maddi hatta sonucu hüküm kurulmadan önce “Açık duruşmaya son verildi” şeklinde yazımın yerinde düzeltilmesi olanaklı görülmekle, tebliğnamede bu konuda bozma isteyen düşünceye katılınmamıştır.”
I- Sanık ..."un temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosya ve UYAP incelemesine göre; Sanık ... hakkında Bingöl Ağır Ceza Mahkemesince 28.07.2011 gün, 2010/232 esas ve 2011/104 sayılı kararının sanık ve savunmanının yüzüne karşı verildiği, sanığın 03.04.2012 tarihinde temyiz talebinde bulunduğu, Bingöl Ağır Ceza Mahkemesince 20.04.2012 günlü ek kararı ile yasal süre içinde temyiz başvurusunda bulunmadığından, temyiz talebininin reddine karar verilip sanığa 27.04.2012 günü cezaevinde okunmadan tebliğ edildiği, sanığın 22.06.2015 tarihli dilekçesi ile; askerde olması nedeniyle temyiz edemediğini, tebligatın usulsüz olduğunu, bu nedenle eski hale getirme ve temyiz talebinde bulunduğu görülmekle; Bingöl Ağır Ceza Mahkemesince 20.04.2012 günlü ek kararının 5271 sayılı CMK"nın 35. maddesinin 3.fıkrasına uyarınca tebliğ edilmemesi nedeniyle usulsüz olduğundan dilekçenin verildiği 22.06.2015 tarihinin ek kararı öğrenme tarihi kabul edilip yapılan incelemede;
Dosya içeriğine göre; Bingöl Ağır Ceza Mahkemesi 20.04.2012 tarih 2010/232 Esas 2011/104 Sayılı temyiz talebininin süre yönünden reddine dair ek karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan sanık ..."un temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, 20.04.2012 tarihli ek kararın tebliğname gibi ONANMASINA,
II- Sanıklar ... ve ... hakkında mağdurlar ..., ..., ..., ..., ... ile ..., ..., ... ve ..."a yönelik hırsızlığa kalkışma; mağdurlar ..., ..., ... ile ..., .., ... ve ..."a yönelik konut dokunulmazlığı ve mağdur ..."e yönelik işyeri dokunulmazlığını bozma; mağdurlar ..., ..., ..., ... ile ..., ......, ... ve ..."a yönelik mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Sanıkların bizzat pişmanlık göstererek mağdurlar ..., ...ve ..." nin mala zarar verme suçu bakımından uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen giderdiklerine ilişkin bilgi ve/veya beyanın dosyaya yansımadığı halde anılan suçtan koşulları bulunmadığı halde, sanıklar lehine TCK"nın 168. maddesi uygulanmak suretiyle noksan ceza tayini; karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine ilişkin haklardan yoksunluğun 5237 sayılı TCK"nın 53/3. maddesi uyarınca yalnızca kendi altsoyundaki kişiler bakımından koşullu salıverilmeyle sona ereceği gözetilmeden, anılan hakların yönelik olduğu kişiler bakımından bir ayrım yapılmadan, sanıkların aynı Yasanın 53/1-c maddesinde yazılı haklardan koşullu salıverilmesine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi ve 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete"de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren
Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün, 2014/140-2015/85 Esas ve Karar sayılı kararı ile TCK"nın 53/1-b maddesinde yazılı, "seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan" ibaresinin iptal edilmiş olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK"nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “TCK"nın 53. maddenin uygulanmasına” ilişkin bölüm çıkarılarak yerine, "Sanıkların, kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkumiyetinin yasal sonucu olarak, TCK"nın 53/1. maddesinin uygulanması yönünden, (a, c, d ve e) bentleri ile (b) bendinde yazılı seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmalarına; aynı Kanunun 53/2. maddesinin uygulanması açısından, 53/1. maddesinin (a, c, d ve e) bentleri ile (b) bendinde yazılı seçme ve diğer siyasi hakları ve aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca, (c) bendinde yazılı kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerini mahkum oldukları hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar kullanamamalarına" cümlesinin yazılması suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
III- Sanık ... hakkında mağdurlar ..., ..., ..., ..., ..."ye yönelik hırsızlığa kalkışma; mağdurlar ..., ..., ..., ..."ye yönelik konut dokunulmazlığını bozma ve mağdur ... yönelik işyeri dokunulmazlığını bozma suçundan; mağdurlar ..., ..., ..., ... ile ... ve ..."a yönelik mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 62. maddesi ile 5237 sayılı Kanunun 142. maddesinde yapılan değişikten önce ceza miktarının üst haddinin 5 yıl olduğu dikkate alınarak; sanığa yüklenen 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 35, 31/3, 62, 50, 52 maddesinde öngörülen hırsızlık; 5237 sayılı TCK’nın 116/1, 119/1-c, 31/3, 62, 50, 52 maddesinde öngörülen konut dokunulmazlığını bozma; 5237 sayılı TCK’nın 116/2, 119/1-c, 31/3, 62,50, 52 maddesinde öngörülen işyeri dokunulmazlığını bozma; 5237 sayılı TCK’nın 151/1, 31/3, 168/2, 62, 50, 52 maddesinde öngörülen mala zarar verme suçlarının gerektirdiği cezaların türü ve üst
sınırına göre mahkumiyet hükmünün kurulduğu 28.07.2011 tarihi ile inceleme tarihi arasında aynı Yasanın 66/1-e, 66/2 (2. cümle), maddesinde öngörülen 5 yıl 4 aylık sürenin geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
IV- Sanıklar ... ve ... hakkında mağdur ..." e yönelik konut dokunulmazlığını bozma; Sanık ... hakkında mağdurlar ...,... ve ..."a yönelik hırsızlığa kalkışma, konut dokunulmazlığını bozma ve mağdurlar ... ve ..." a yönelik silahla tehdit suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak,
1- Bir suçun işlenmesi anlatılırken başka bir suçtan bahsedilmesinin o suçtan açılmış bir davanın bulunduğunu göstermeyeceği, Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığının 09.12.2010 gün 2010/3085 soruşturma, 2010/1567 esas, 2010/107 sayılı iddianamesinde sanıklar ... ve ... hakkında "mağdur ..."e yönelik konut dokunulmazlığını bozma" suçundan 5271 sayılı CMK’nın 170/3 ve 225/1. maddelerinde öngörülen yönteme ve biçime uygun olarak açılmış dava bulunmadığı düşünülmeden anılan suçtan mahkumiyet kararı verilmesi,
Uygulamaya göre de; Velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine ilişkin haklardan yoksunluğun 5237 sayılı TCK.nın 53/3. maddesi uyarınca yalnızca kendi altsoyundaki kişiler bakımından koşullu salıverilmeyle sona ereceği gözetilmeden, anılan hakların yönelik olduğu kişiler bakımından bir ayrım yapılmadan, sanıkların aynı Yasanın 53/1-c maddesinde yazılı haklardan koşullu salıverilmesine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi ve 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete"de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün, 2014/140-2015/85 Esas ve Karar sayılı kararı ile TCK"nın 53/1-b maddesinde yazılı, "seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan" ibaresinin iptal edilmiş olması,
2- a-) Olay günü gece saat: 18.00 sıralarında suç arkadaşları ... ve ... aracın içerisinde gözcülük yaparken diğer suç arkadaşı Uğur ile birlikte hırsızlık yapmak amacıyla mağdurlar ..., .., .... ve ..."ın ikamet ettiği apartman dairesinin kapı kilidini kırmak suretiyle içeri giren sanık ..., mağdurlara ait fotoğraf makinesi, saat ve emitasyon takılarını çalıp kaçmak isterken apartman boşluğunda mağdurlar ... ve ... ile karşılaşması üzerine bıçak çıkarıp mağdur ..."a doğrultarak “Seni öldürürüm çekil” şeklinde tehdit edip suça konu mal ile birlikte olay yerinden kaçtığı, kendilerini takip eden mağdurlardan kurtulmak için içerisinde emitasyon takıların bulunduğu poşeti yere attığı, daha sonra kolluk tarafından yakalandığı araç içerisinde mağdurlara ait fotoğraf makinesi ve bir adet saatin ele geçmesi şeklinde gelişen eyleminin yağma suçunu oluşturduğu düşünülmeden suçun vasfında yanılgıya düşülerek geceleyin hırsızlık ve silahla tehdit suçundan hüküm kurulması,
b-) (2-a) bendindeki bozma uyarınca, konutta hırsızlık olarak başlayıp konutun eklentisi sayılan apartman boşluğunda silahla yağma suçuna dönüşen sanığın eylemi 18.06.2014 günü kabul edilen 6545 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki düzenlemeye göre 5237 sayılı TCK"nın 149/1-a maddesinde düzenlenen yağma suçunun yanı sıra aynı yasanın 116/1,119/1-c maddelerinde düzenlenen konut dokunulmazlığını bozma suçunu; 18.06.2014 günü kabul edilen 6545 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten sonraki düzenlemeye göre ise konut dokunulmazlığını bozma suçunun yağma suçunun unsuru olması nedeniyle eylemin bir bütün halinde 5237 sayılı TCK"nın 149/1-a-d maddelerinde düzenlenen yağma suçunu oluşturduğu dikkate alınıp, sanık ... hakkında, uygulanacak lehe yasanın tayin ve tespiti lüzumu,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca sanık ..."ın kazanılmış hakkının korunmasına, 06.11.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.