10. Hukuk Dairesi 2013/21764 E. , 2014/18183 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi : Merzifon Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Tarihi : 04.06.2013
No : 2012/329-2013/348
Asıl dava, Kuruma karşı borçlu olmadığının tespiti ile kesilen ölüm aylığının yeninden bağlanması, karşı dava ise yersiz ödenen aylıkların iadesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulü ile aylıktan kesme işleminin iptaline ilişkin talebin reddine, davalı Kurumca aylıktan kesme işlemine dayanılarak talep edilen 25.855,26 TL bakımından davacıların davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.
Hükmün, taraflar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacılar-karşı davalılar avukatının, temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Karşı davada davacı-karşı davalı Kurum avukatının temyizi bakımından ise;
Eldeki davada, davacı-karşı davalılar murisi A. Y.’nın 05.07.1991 tarihindeki vefatından sonra 01.08.1991 tarihinden itibaren 1094 gün üzerinden bağlanan ölüm aylığında esas alınan sürelerden, murisin askerlikte geçen borçlanmaya esas sürelerinin 506 Sayılı Yasa kapsamında geçen çalışmaları ile çakıştığından bahisle geçersiz sayılması ile 999 gün sigortalılığı kaldığı ve 1479 sayılı Kanun kapsamında aylığın bağlandığı tarih itibari ile ölüm aylığı tahsis şartlarının kaybedildiği gerekçesi ile davalı karşı davacı Kurumca, kendi işleminden kaynaklanan bu hata nedeniyle hak sahiplerine bağlanan ölüm aylığının 01.04.2007–01.04.2012 tarihleri arasında davacılara yapılan ödemelerin borç çıkartıldığı; Mahkemece, açılan davada davacı-karşı davalılardan Kurumca hatalı olarak bağlandığı tespit edilen aylığın sonradan iadesi isteminin TMK 2’ye aykırı olduğundan bahisle, yazılı şekilde karar verildiği anlşılmakta ise de, verilen kararın yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Davanın Yasal dayanağı olan 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi, “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise, bu süre sonundan itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır…” hükmünü içermektedir.
Konuya ilişkin 5510 sayılı Yasa öncesi mevzuata bakıldığında, 506 sayılı Yasanın "Yersiz ve yanlış ödemelerin tahsilini düzenleyen 121. maddesinde yersiz ödeme halinde iade yükümünün kapsamını belirleyen bir düzenleme bulunmadığı gibi, anılan Yasa içeriğinde konuyu düzenleyen başka bir düzenlemenin de yer almadığı görülmektedir. 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi ile 506 sayılı Yasada yer almayan yeni bir düzenleme getirilmiş, sebepsiz zenginleşmenin kasıtlı kusurlu davranıştan veya Kurumun hatalı işleminden kaynaklanmasına bağlı olarak istirdadı mümkün ödeme miktarları belirlenmiştir. Kapsam belirlendikten sonra, ilgilinin Kurumdan alacağı yoksa geri alma işleminin genel hükümlere göre yapılacağı öngörülmüştür. 5510 sayılı Yasanın geçici maddelerinde ise, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğini öngören herhangi bir kural yer almamaktadır. Dolayısıyla 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi hükmünün, Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacakları konusunda süren uyuşmazlıklara uygulanması gerekmektedir.
Eldeki davada ise; davalı-karşı davacı Kurumun yaptığı hatadan kaynaklanan işlem nedeniyle 5 yıl geriye doğru gidilerek iadesi için başlatılan işlemlerin yasal dayanağının 5510 sayılı Yasanın 96’ncı maddesi olduğu, buna göre, özel hüküm niteliğindeki bu yasal hükmün uygulanması ile davalı Kurumun alacağının belirlenmesi gerektiği dikkate alınarak, asıl davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
Mahkemece 5510 sayılı Yasa dikkate alınarak, asıl alacak, ödeme tarihleri, faizin bitiş tarihi ve dönem dönem uygulanan faiz oranlarını ayrı ayrı gösterir şekilde denetime elverişli hesap raporu aldırılarak, davalı karşı davacı Kurum alacağının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı-karşı davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacılara iadesine, 22.09.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.