Abaküs Yazılım
9. Hukuk Dairesi
Esas No: 2011/17765
Karar No: 2013/19648
Karar Tarihi: 26.06.2013

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2011/17765 Esas 2013/19648 Karar Sayılı İlamı

9. Hukuk Dairesi         2011/17765 E.  ,  2013/19648 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ


    DAVA :Davacı, cezai şart alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
    Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
    Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

    Y A R G I T A Y K A R A R I

    A) Davacı isteminin özeti:
    Davacı vekili, davalı işçinin müvekkili şirkette 08.04.2005 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi ile akıllı bina sistemleri bölümünde sistem, ürün ve proje satış görevlisi olarak çalışmaya başladığını, davalının 17.02.2006 tarihli istifa dilekçesi ile müvekkili şirketteki işinden kendi isteği ile ayrıldığını ve ayrıldıktan hemen sonra müvekkili şirket ile faaliyet konuları aynı olan ve aynı sektörde faaliyet gösteren dava dışı ... ELEKTRIC San ve Tic AŞ’de çalışmaya başladığını, davalı işçinin yeni işyerinde adına bastırılmış kartvizitte konut pazarı pazarlama departmanı ürün müdürü olarak tanıtıldığını, kartvizitte yer alan görev tanımı ile müvekkili şirketteki görevinin tamamen örtüştüğünü, böylece davalı işçinin yeni işyerinde yaptığı işte eski işyerinde öğrendiği iş sırlarını kullanabilecek durumda olduğunun da aşikar olduğunu, davalının müvekkili şirketin sistem, proje ve ürün satış sorumlusu olarak çalışmasından dolayı, meslek sırrı olarak nitelendirilen üretim yönetim ve süreçlerine, satış organizasyonu ve müşteri listeleri gibi her türlü ticari bilgilere ve işverenin mali durumuna vakıf olduğunu, müvekkili şirketin iştigal konusu, davalının yeni işyerinde çalıştığı bölüm ve yaptığı iş birlikte değerlendirildiğinde, davalı işçinin işverenin müşteri çevresine veya iş ve üretim sırlarına ait bilgileri kullanarak işverene önemli bir zarar verebilme ihtimalini açıkça ortaya koyduğunu, bu ihtimalden dolayı davalının iş sözleşmesine iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra da devam edecek nitelikte bir rekabet şartı ve bu şart ihlal edildiğinde ödenecek bir cezai şart eklendiğini, sözleşmenin 5/d maddesinde, “İşten hangi sebeple ayrılmış olursa olsun, işçi 2 yıl süreyle aynı sektörde faaliyet gösteren kişi veya kurumlarda çalışmayacağını, danışmanlık, dışarıdan tasarım vb. çalışmalar yapamayacağını taahhüt eder. Aksi halde son brüt maaşının 12 aylık tutarında tazminat ödemeyi kabul eder” denildiğini, iş sözleşmesinin 5/d hükmü ile birlikte BK madde 348 hükmünde rekabet yapmama borcunun açıkça düzenlendiğini, dava konusu olayda rekabet etmeme borcunu ortadan kaldıran ve BK madde 352’de belirtilen hallerin de gerçekleşmediğini iddia ederek işçiden cezai şart miktarı olarak son brüt maaşının 12 katı olan 21.772,38 TL’nin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
    B) Davalı Cevabının Özeti:
    Davalı vekili, davacı ile müvekkili arasında imzalanmış herhangi bir sözleşme bulunmadığını, kendisini davacı olarak gösteren şirketin söz konusu davayı açma yetkisi
    olmadığını, davanın taraf ehliyeti yönünden reddi gerektiğini, davanın dayanağı olan iş sözleşmesinin dosyada bulunmadığını, davacının iş sözleşmesinin tarihinden emin olmadığını, müvekkilinin, ... Elektrik Limited Şirketi ile iş sözleşmesi imzalandığını, ancak anılan şirketin hem ticaret unvanını hem de faaliyet konusunu 10 Ekim 2005 tarihinde değiştirdiğini, fakat yeni kurulan davacı şirketin müvekkili ile yeni bir sözleşme akdetmediğini, şirketin faaliyet konusu değişikliğinin çalışanlara ve müvekkiline tebliğ edilmediğini, bu nedenle davacının söz konusu davayı açma hak ve ehliyetinin olmadığını, davacının iş sözleşmesi tarihi olarak iki tarih belirttiğini, yani davacının sözleşmenin tarihinden bile emin olmadığını, kaldı ki, iki tarih de sözleşme tarihi olarak kabul edilse bile bu tarihlerde ... Elektronik ve Teknolojik Çözümler San. Tic. A.Ş. adında bir firmanın faaliyette olmadığını, davanın taraf ehliyeti yönünden reddi gerektiğini, müvekkilinin davacı işyerinde proje satış sorumlusu olarak çalıştığını, şu an çalıştığı işyerine ise ürün müdürü olarak girdiğini, iki firmadaki görev tanımlarının farklı olduğunu, birbiri ile örtüşmediğini, davacı firma ile müvekkilinin halen çalıştığı firmanın aynı statüdeki rakip firmalar olmadığını, davacı firmanın yeni kurulan bir firma olduğunu, müvekkilinin halen çalıştığı firmanın uzun yıllardır faaliyet gösteren bir firma olduğunu, müvekkilinin davacı şirkette üretim yöntem ve süreçlerine vakıf olması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, müvekkilinin elektrik yüksek mühendisi olduğunu, davacı firmanın oldukça geniş bir faaliyet alanı seçtiği ve rakip firma göstermediği için piyasada müvekkilinin mesleği dahilindeki tüm firmaların davacı firmaca rakip olarak gösterilebileceğini ve müvekkilinin iktisadi geleceği, çalışma hayatının tehlikeye gireceğini, rekabet etmeme yükümlülüğünü düzenleyen madde ve yaptırımının sınır ve kapsam belirtilmediğinden muteber olmadığını, davacının müvekkilinden çalışma koşullarını yerine getirmesini istediğini, ancak kendisinin işverene ait yükümlülükleri yerine getirmediğini, çalışma koşullarının işçi aleyhine dönüştürüldüğünü, bu konuda açıklama yapma ve örneklendirme için davacı gerekli bilgi ve belgeleri dava dilekçesinde sunmadığından saklı tuttuklarını, bu örneklerin müvekkilinin iş akdini haklı feshettiğine delil olacağını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
    C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
    Mahkemece, cezai şart alacağından % 60 oranında indirim yapılarak 8.709,00 TL cezai şart alacağının tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
    D) Temyiz:
    Karar taraflarca temyiz edilmiştir.
    E) Gerekçe:
    Taraflar arasındaki uyuşmazlık, rekabet yasağının ihlalinden doğduğu ileri sürülen cezai şart ücretinin tahsili istemine ilişkin olup, öncelikle dikkate alınması gereken husus uyuşmazlığın 4857 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
    5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu"nun 1. maddesine göre, iş mahkemelerinin görevi “İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş sözleşmesinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi”dir.
    Davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 348. maddesi “İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir hizmet akdinde her iki taraf, akdin hitamından sonra, işçinin kendi namına iş sahibi ile rekabet edecek bir iş yapamamasını ve rakip bir müessesede çalışamamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olamamasını şart edebilirler. Rekabet memnuiyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet verebilecek ise, caizdir. İşçi, akdin yapıldığı zamanda reşit değil ise rekabet memnuiyetine dair olan şart batıldır.” hükmünü haiz olup, madde metninden de anlaşılacağı üzere bu madde sözü edilen sırlara vakıf işçinin sözleşme yapmak şartıyla işten
    ayrılması halinde aynı işi kendi adına yapmamasını, rakip bir müessesede çalışmamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olmamasını düzenlemektedir. Düzenleme, hizmet sözleşmesi içinde yer almakla birlikte hizmet sözleşmesi süresi içinde yapılmaması gereken bir hususta değil, hizmet sözleşmesinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir.
    İş sözleşmesinin devamı sırasında rekabet yasağının ihlali şeklindeki sadakatsizlik iş mahkemesinde görülecek bir davanın konusunu oluşturur. Bu rekabet yasağının sözleşmeden veya kanundan kaynaklanmasının hukuki sonuçları ile aynıdır.
    Oysa somut uyuşmazlıkta davacı taraf, davalının sözleşmenin sona ermesinden sonra gerçekleşen eylemi sebebiyle cezai şart istemektedir. Rekabet yasağının iş sözleşmesinin bitiminden sonraki bir tarihte ihlal edilmesi iş mahkemelerini görevli olmaktan çıkarmaktadır. Ayrıca rekabet yasağının belirlenmesinde ticari sırrın ne olduğu uzman mahkemelerce değerlendirilmesi gereken ve piyasa şartlarıyla sıkı sıkıya bağlı bulunan ticari bir konudur. Kaldı ki, davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu"nun 4. maddesiyle kanun koyucu çok açık bir şekilde 818 sayılı Kanun"un 348. maddesinden kaynaklanan davaların mutlak ticari davalardan olduğunu öngörmüştür. Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticari niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardandır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 29.02.2012 Tarih 2011/11-781 Esas- 2012/109 Karar sayılı ilamında da hizmet sözleşmesinin sona ermesinden sonra gerçekleşen rekabet yasağına aykırılığı düzenleyen 818 sayılı Kanun’un 348. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken uyuşmazlıklara ilişkin davaların 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1-3. maddesi gereğince mutlak ticari dava niteliği taşıdığı ve mutlak ticari davaların görülme yerinin ise, açık biçimde ticaret mahkemeleri olduğu belirtilmiştir.
    Açıklanan nedenlerle, mahkemece mutlak şekilde ticaret mahkemelerinin görevine giren davada görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
    F) SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.






    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi