Abaküs Yazılım
13. Hukuk Dairesi
Esas No: 2018/713
Karar No: 2018/6271
Karar Tarihi: 28.05.2018

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2018/713 Esas 2018/6271 Karar Sayılı İlamı

13. Hukuk Dairesi         2018/713 E.  ,  2018/6271 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

    Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

    KARAR

    Davacı, davalı ile 21.05.2008 tarihinde imzalanan taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile 140.000,00 TL bedelle satın alınan dairenin 30.9.2008 tarihinde teslim edilmek üzere anlaşma sağlandığını, satış bedelinin 80.000,00 TL"nın peşin olarak ödendiğini ve yapılan bu peşin ödemeye istinaden davalıdan 30.9.2008 vade tarihli 80.000,00 TL bedelli teminat senedi alındığını, bakiye kalan 60.000,00 TL"nın ise dairenin teslimi aşamasında ödeneceğinin kararlaştırıldığını, dairenin süresinde teslim edilmemesi üzerine davalıya ... 3. Noterliği"nce keşide edilen 5.11.2008 tarihli ihtarname gönderilerek süresi içerisinde edimini yerine getirmemesinden dolayı sözleşmenin fesih edildiği ve ödenen peşinat bedelinin geri ödenmesinin ihtaren bildirildiğini, davalı tarafından gönderilen ... 1.Noterliğince keşide edilen 7.11.2008 tarihli cevabı ihtarda; satışı yapılan taşınmazın 10.11.2008 tarihinde teslim edileceğini bildirdiğini, daireyi sözleşme şartlarına uygun olarak teslim almaya gittiğinde teslime hazır olmadığını gördüğünü ve bunun üzerine davalıya sözleşmeyi fesih ettiğini bildirerek ödenen peşinatın iadesini talep ettiğini ancak peşinatın iade edilmediğini, şahsi borçlarından dolayı davalıdan aldığı senedi kullandığını ancak senet bedelinin ödenmemesi üzerine senet hamili tarafından ... 2. İcra Müdürlüğü"nün 2008/2950 e.sayılı dosyası ile aleyhine başlatılan icra takibi sonucu tüm banka hesaplarına haciz konulduğunu ve senet bedeli olan asıl alacak dışında icra masrafları, faiz ve avukatlık ücreti ile birlikte ödemek zorunda kaldığını, davalının bu tutumu nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını, sonrasında davalı ile sözleşmenin feshine ilişkin 6.4.2009 tarihli protokol imzaladıklarını ancak davalının protokol gereğini tam olarak yerine getirmediğini, 18.8.2009 tarihinde 40.000,00 TL, 15.12.2009 tarihinde 10.000,00 TL ve 11.2.2010 tarihinde 10.000,00 TL olmak üzere sadece toplam 60.000,00 TL ödeme yaptığını ileri sürerek davalıya 21.5.2008 tarihinde ödediği 80.000,00 TL peşinata sözleşme tarihinden itibaren en yüksek ticari reeskont faizi uygulanarak davalı tarafından toplam 60.000,00 TL ödemenin Borçlar Kanunu"nun 84. maddesi gereğince öncelikle faize mahsup edilerek ödenmesine, davalı tarafından verilen 30.9.2008 vade tarihli senetten dolayı faizle beraber dava tarihi itibarı ile davalıdan 76.537,00 TL alacaklı olduğunun tespiti ile bu bedelin ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, taşınmazın sözleşmede belirtilen teslim tarihinden itibaren sözleşmenin feshine ilişkin protokolün yerine getirilmemiş olması ve halen davalıdan alacaklı olması nedeniyle aylık en az 500,00 TL kira alacağının dava tarihine kadar ödenmesine, talebin reddi halinde fesih protokolü tarihine kadar kira alacağının ödenmesine, sözleşmeye konu taşınmaz ile aynı vasıflarda eş değer taşınmaz arasındaki fiyat farkının ödenmesine, 8.000,00 TL maddi tazminat ile 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
    Davalı, davacının sözleşmeye aykırı olarak satın almış olduğu daireyi iş yeri olarak kullanacağını belirterek dairenin muayenehane olarak dizayn edilip teslimini istediğini, şirket tarafından bu talebi kabul edilmeyince davacının daireyi satın almaktan vazgeçtiğini ve 80.000,00 TL ödemeye karşılık aldığı teminat senedini ciro ettiğini ve ... 2. İcra Müdürlüğü"nün 2008/2950 takip sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davacı ile 6.4.2009 tarihinde imzalanan protokol ile sözleşmenin karşılıklı olarak fesih edildiğini, fesih tarihinden sonra şirket tarafından davacıya farklı tarihlerde olmak üzere toplam 60.000,00 TL ödeme yapıldığını, protokol gereğince davacı tarafından teminat senedi iade edilmediğinden kalan 20.000 TL"nın ödenmediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
    Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 50.245,30 TL asıl alacak, 18.880,88 TL işlemiş faiz olarak toplam 69.126,18 TL’nın asıl alacağa dava tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin, maddi ve manevi tazminat isteminin reddine, karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
    1-Davacı, davalı ile haricen imzalanan taşınmaz satış vaadi sözleşmesi gereğince 80.000,00 TL peşinat ödeyerek satın aldığı taşınmazın süresinde teslim edilmemesi üzerine sözleşmeyi fesih ettiğini ve ödenen peşinat bedeli ödenmemesi üzerine ciro ettiği teminat senedine istinaden başlatılan icra takibi sonucu ödeme yapmak zorunda kaldığını ve bu nedenle maddi ve manevi zarara uğradığını, ayrıca sonradan sözleşmenin feshine ilişkin imzalanan protokol gereğinin davalı tarafından yerine getirilmediğini ileri sürerek uğradığı zararların tazmini istemiyle eldeki davayı açmıştır. Davalı, davacının daireyi işyeri olarak dizayn edilmesini istemesi üzerine şirket tarafından bu isteğin kabul edilmemesi nedeniyle daireyi satın almaktan vazgeçtiğini ve ödediği peşinata karşılık verilen teminat senedini ciro ettiğinden icra takibi başlatıldığını ve haciz işlemi uygulandığını, sonrasında sözleşmenin feshine ilişkin 4.6.2009 tarihli protokol imzalandığını, bu protokol gereğince teminat senedi iade edilmediği için ödeme yapılmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, taraflar arasındaki satım sözleşmesine konu tapulu taşınmazın satışının resmi şekilde yapılmadığından geçersiz olduğunu ve taraflar açısından hak ve borç doğurmadığını, tarafların sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince verdiklerini geri isteyebileceği, davacı tarafından 21.5.2008 tarihinde davalıya 80.000,00 TL ödeme yapıldığı ve davalının farklı tarihlerde toplamda 60.000,00 TL ödeme yaptığı, alınan bilirkişi raporunda da davalı tarafından yapılan ödemeler öncelikle faize mahsup edilerek davacının bakiye alacağının 50.245,30 TL asıl alacak, 18.880,88 TL işlemiş faiz olarak toplam 69.126,18 TL alacaklı olduğunun hesaplanması üzerine bu rapor hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında 21.5.2008 tarihinde haricen imzalanan taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile davacının 140.000,00 bedelle 80.000,00 TL peşinat ödeyerek daire satın aldığı, ödenen peşinat bedelinin teminatı olarak ta davalı tarafından davacıya 30.9.2008 vade tarihli 80.000,00 TL bedelli senet verildiği, davacı tarafından bu senedin dava dışı üçüncü kişiye ciro edildiği ve senede istinaden ... 2. İcra Müdürlüğü"nün 2008/2950 e.sayılı dosyası üzerinden davacı ve davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı anlaşılmakta olup, yine davacı ile davalı arasında 4.6.2009 tarihli ‘’protokol’’ başlıklı belgede; taraflar arasında 21.5.2008 tarihinde imzalanan alım satım sözleşmesinin fesih edildiği, davacının daireyi satın almaktan vazgeçtiği ve sözleşmenin teminatı olarak davalı tarafından kendisine verilen 21.5.2008 keşide, 30.9.3008 vade tarihli 80.000 TL bedelli teminat senedini dava dışı üçüncü kişiden alarak davalı şirkete teslim edeceği ve bu senede istinaden başlatılan takip sonucu şirket aleyhine konulan hacizlerin kaldırılacağını taahhüt ettiği, davalının da aldığı 80.000,00 TL ödemeye karşılık teminat senedi iade edildiği ve hacizlerin kaldırıldığı gün 55.000,00 TL ödemenin hemen yapılacağı, kalan kısmının ise iki ayrı tarihli çekle iki kısım halinde ödeyeceğini taahhüt ettiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafından da 18.8.2009 tarihinde 40.000,00 TL, 15.12.2009 tarihinde 10.000,00 TL ve 11.2.2010 tarihinde 10.000,00 TL olmak üzere toplam 60.000,00 TL ödeme yapıldığı taraflar arasında ihtilaf konusu değildir. Mahkemece, taraflar arasında imzalanan sözleşme geçersiz olduğundan protokol hükümlerinin de geçersiz olduğu gerekçesiyle somut uyuşmazlık değerlendirilmiş ise de, olayın gelişimi göz önünde bulundurulduğunda, adi yazılı şekilde düzenlenen 21.5.2008 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesi resmi şekle uygun olmadığı için geçersiz olsa da, bunun dışında tarafların ortak iradesi ile düzenlenmiş olan 6.4.2009 tarihli protokol başlıklı belge ile taraflar arasındaki satış vaadi sözleşmesinin tasfiye edilerek borç ilişkisinin yenilendiği ve tarafların alacak ve borçlarının ayrıntılı olarak açıklandığı, böylece protokoldeki hükümlerle tarafların bağlı olduğu açık olduğu halde bu hususa dikkat edilmeksizin başlangıçtaki geçersiz sözleşmenin esas alınarak sonuca ulaşılması hatalıdır. O halde mahkemece, bu açıklamalar ışığında protokol hükümleri esas alınıp davacının varsa alacak iddiasının toplanan deliller değerlendirilip taraf, mahkeme ve yargıtay denetimine uygun bilirkişi raporu alınarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken değinilen bu yön gözardı edilerek yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
    2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
    SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28/05/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi