13. Hukuk Dairesi 2015/37427 E. , 2018/6206 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ile davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalılardan ..."ın diğer davalı ..."ın davası nedeniyle ondan almış olduğu vekaletnameye dayalı olarak kendisine yetki belgesi çıkardığını, buna istinaden kendisinin ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/771 esas sayılı dosyasını avukat olarak takip ettiğini, davalı Avukat ..."ın dava dilekçesini yazması dışında tüm işlerin kendisi tarafından yürütüldüğünü, yürüttüğü dava dosyasında davanın kabulüne yönelik kararın verildiğini, yasal faizin başlangıç tarihi bakımından kararı tebliğe çıkartıp temyiz ederek kararı da ... 4. İcra Müdürlüğü’nün 2012/12370 esas sayılı dosyasında takibe koyduğunu ve bu durumu e-posta ile davalı Avukata bildirdiğini, davalı Avukat tarafından da kendilerine hakaret edilerek yetkinin kaldırıldığını ve bunun 30/07/2012 tarihinde tebliğ edildiğini, avukatlık ücretine hak kazandığını belirterek vekalet ücreti olarak 5.750,00 TL, icra vekaleti olarak 15.104,00 TL olmak üzere toplam 20.854,00 TL nin ve yaptığı masraf giderleri olarak 864,65 TL nin 30/08/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı ..., işlerinin çokluğu ve davacı Avukatın yeterli dosyası olmadığı için ona yardımcı olmak amacıyla toplam 3 adet dava dosyasını takip etmesi ve ücretinin yarısının verileceği yönünden şifahi anlaşma yapıp, yetki belgesi verdiğini, davacı Avukatın dava dosyasını takip ettiğini, lehine karar çıktığını haber vermeden kararı temyiz edip, yetki belgesinin fotokopisini aslı gibi yapıp icraya verdiğini ve kötü niyetle tüm parayı tahsil etmeyi amaçladığını, verilen yetkinin sadece davaları takip yetkisi olup icra yetkisi olmadığını, davacının buna rağmen icra takibinde bulunduğunu, haklı olarak davacıyı azlettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, açılan davanın kısmen kabulüne, davacının toplam 15.992,00 TL olan alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınıp davacıya verilemesine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı ve davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, davalı ...’ın, davalı ...’dan ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/771 esas sayılı dosyası için aldığı vekaletname gereğince davacıyı yetki belgesi ile yetkilendirmesine haksız olarak son verdiği iddiasına dayalı mahkeme ve icra dosyaları yasal ve akdi vekalet ücretleri ile dava ve icra dosyalarında yapılmış yol masraflarının davalılardan tahsili talebine ilişkindir. Davalı ... davacıya sadece dava dosyasını takip etmesi için yetki belgesi verdiğini, ancak onun gizlice icra takibi başlatarak ve mahkeme kararını temyiz ederek kusurlu davranması üzerine haklı olarak yetkisine son verdiklerini savunarak, açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece davacıyı azlin haksız olduğu, davacının vekil olarak takip ettiği dava dosyasında akdi ve karşı yan vekalet ücretinin ½ sini talep edebileceği, icra takibi nedeniyle akdi vekalet isteyebileceği kanaatine varılmıştır.
Avukatlık Kanunu’na göre kural olarak avukat yüklendiği işi bizzat takip etme ve sonuçlandırmakla yükümlüdür. Ne var ki, Avukatlık Kanunu’nun 171. maddesi gereğince, avukata verilen vekaletnamede başkasını tevkile yetkili kılınmışsa ve yazılı sözleşmede aksine açık bir hüküm olmadıkça, avukat işi başka bir avukatla birlikte veya başka bir avukata vererek takip ettirebilir. Vekaletnamede, düzenleme tarihinden sonra açılacak veya takip edilecek bütün dava ve işlerde vekalete ve başkasını tevkile genel şekilde yetki verilmişse, avukat bu tarihten sonraki dava ve işlerde müvekkilinden ayrıca vekalet almaya lüzum kalmaksızın işi başka bir avukatla birlikte veya başka bir avukata vererek takip ettirebilir. Yine Avukatlık Kanununun 171/3.maddesi gereğince, avukat tarafından işe başka avukatlar teşrik edilmiş ise avukat bundan dolayı ayrı bir ücret isteyemeyeceği gibi işi birlikte takip eden avukat da müvekkilinden herhangi bir ücret isteyemez. Ne var ki iş tamamen başka bir avukata bırakılmış ise, tevkil eden ve tevkil olunan avukatlar ücret sözleşmesindeki miktarı aşmamak şartıyla harcadıkları mesaiye karşılık olan ücreti müvekkilden isteyebilirler. Ancak tevkil eden avukat müvekkilden peşin ücret almışsa harcadığı mesaiye karşılık olan miktarın fazlasını tevkil ettiği avukata ödemekle yükümlüdür.
Hemen belirtmek gerekir ki, davalının vekili olan Avukat ..., tevkil yetkisi içeren vekaletname ile davacı avukatı vekil tayin etmesi üzerine davacı avukat, birinci vekil ...’ın değil, müvekkili olan davalı ... ’ın vekili sıfatını kazanmıştır. Başka bir ifade ile, tevkille birlikte iş bu davanın tarafları arasında vekalet ilişkisi kurulmuştur. Davacı, tevkil eden avukatın yetki belgesindeki yetkilerini geri alması üzerine, vekillik görevi son bulmuştur. Yetkisi habersiz icra takibi başlatması gerekçesi ile kaldırılmışsa da kendisine verilen yetki belgesi vekaletnamedeki tüm yetkileri kapsadığı için icra takibi başlatması yasaya uygundur. Bu durumda davacının yetkileri haksız olarak kaldırıldığı için emek ve mesaisine karşılık vekalet ücretine hak kazanmış olduğunun kabulü gerekir. Ne var ki Avukatlık Kanunu’nun 171/son maddesi gereğince, tevkil eden ve tevkil olunan avukatlar, ayrı ayrı değil, harcadıkları mesai oranında tek bir ücret talep edebileceklerinden, davacının hak ettiği vekalet ücretinin buna göre belirlenmesi gerekir. Nitekim mahkemenin hak kazanılan vekalet ücretlerinin ½ sinin davacıya ait olduğuna karar vermesi yerinde olmuştur. Ancak davacı lehine başlatmış olduğu icra takibi nedeniyle akdi vekalet ücretine ve icra dosyasından tahsilat yapılmışsa karşı yan vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken sadece karşı yan vekalet ücretine hükmedilmesi hatalıdır. Açıklanan hususlar göz ardı edilerek, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Borçlar Kanunu gereğince muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Davacı, davalılara 20.07.2012 tarihli taahhütlü mektup göndererek alacağının tebliğden itibaren 30 gün içerisinde ödenmesini isteyerek 30.08.2012 tarihinde onları temerrüde düşürmüştür. Mahkemece, faiz başlangıcı yönünden ihtarnamede verilen sürenin dikkate alınması gerekirken, dava tarihinin esas alınması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle davacı ve davalının ikinci ve üçüncü bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı ve davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 273,00 TL harcın istek halinde davalılara, 27,70 TL harcın davacıya iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24/05/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.