10. Ceza Dairesi 2021/13942 E. , 2021/13714 K.
"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı"nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık ... hakkındaki İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/10/2019 tarihli ve 2019/909 değişik iş sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 15/04/2021 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A-) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Şüpheli ... hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda, 26/04/2018 tarihli, 2018/52941 soruşturma ve 2018/2615 sayılı karar ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2.maddesi gereğince beş yıl süre ile kamu davası açılmasının ertelenmesine, bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, aynı Kanun"un 191/4. maddesi gereğince erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararın 09/07/2018 tarihinde tebliğ edildiği, kararın tebliği ve kesinleşmesi beklenmeden 16/05/2018 tarihinde infazı için İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
2- İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 17/05/2018 tarihli ve 2018/3801 DS sayılı çağrı yazısının tebliğe çıkarıldığı, tebligatın iade edilmesi üzerine 04/06/2018 tarihli ve 2018/3801 DS sayılı çağrı yazısının 7201 sayılı Tebligat Kanunu’ nun 35.maddesine göre 12/06/2018 tarihinde tebliğ edildiği, şüphelinin müdürlüğe başvurmadığı, 05/07/2018 tarihli çağrı yazısının 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35.maddesine göre 17/07/2018 tarihinde tebliğ edildiği, yine müdürlüğe başvurmadığı, bu kez 10/08/2018 tarihli çağrı yazısının sanığın emniyette bildirdiği adresine tebliğe çıkarıldığı, müdürlüğe başvurduğu, 24/09/2018 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın müdürlükte elden tebliğ edildiği, 24/09/2018 tarihinde Yükümlü Ön Bilgilendirme Formu imzalatılarak denetim planı hazırlandığı ve şüphelinin aynı tarihte hastaneye sevkedildiği, hastanenin 27/11/2018 tarihli yazısında 5 işgünü içinde hastaneye gelmediğinin bildirildiği, 07/03/2019 tarihli grup/seminer çalışmasına katılmaması nedeniyle uyarılmasına karar verildiği, uyarı yazısının 04/04/2019 tarihinde müdürlükte elden tebliğ edildiği, 02/05/2019 tarihli grup/seminer çalışmasına katılmaması nedeniyle İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunun 09/05/2019 tarihli kararı ile dosyanın kapatılmasına karar verilerek 18/07/2019 tarihinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,
3- İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca erteleme kararı kaldırılarak 23/09/2019 tarihli, 2018/52941 soruşturma, 2019/35218 esas ve 2019/27180 sayılı iddianame ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1-4-a maddesi yollaması ile 191/1 ve 53.maddeleri uyarınca cezalandırılması için İzmir 42. Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
4- İzmir 42. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/09/2019 tarihli ve 2019/247 iddianame değerlendirme sayılı kararı ile ısrar şartının dolayısıyla kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle iddianamenin iadesine karar verildiği,
5- Cumhuriyet savcısının, iddianamenin iadesi kararına itiraz etmesi üzerine, itirazı inceleyen mercii İzmir 12.Ağır Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 10/10/2019 tarihli ve 2019/909 değişik iş sayılı kararı ile, itirazın reddine kesin olarak karar verildiği,
Anlaşılmıştır.
B-) Kanun Yararına Bozma İstemi:
Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında;
“Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 23/09/2019 tarihli ve 2018/52941 soruşturma, 2019/35218 esas, 2019/27180 sayılı iddianamenin iadesine dair İzmir 42. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/09/2019 tarihli ve 2019/247 iddianame değerlendirme sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/10/2019 tarihli ve 2019/909 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
İzmir 42. Asliye Ceza Mahkemesince, somut olayda ısrar koşullarının oluşmadığından bahisle kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de;
Dosya kapsamına göre, şüpheli hakkında 10/03/2018 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 191/1. maddesi gereğince yürütülen soruşturma sonucunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 26/04/2018 tarihli ve 2018/52941 soruşturma, 2018/2615 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve sanık hakkında 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, anılan kararda itiraz yasa yolunun gösterilmediği, kararın infazı için İzmir Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğüne gönderildiği, İzmir Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğünce tedavi ve denetimli serbestlik kararının infazında uyulması gereken kuralların ve kamu davası açılmasının ertelenmesi kararının şüpheliye 24/09/2018 tarihinde tebliğ edildiği, şüphelinin bu tebligata rağmen tedavi için sevk edildiği sağlık kuruluşuna belirlenen süre içerisinde başvurmadığı, haklı ve belgelendirilebilir geçerli bir mazeret de sunmadığı, şüphelinin 07/03/2019 tarihinde grup çalışması programına katılmaması üzerine, İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce 18/03/2019 tarihli ve 2019/9998 sayılı uyarı kararı verildiği ve bu kararın 04/04/2019 tarihinde şüpheliye elden tebliğ edildiği, uyarı kararında bir sonraki ihlalde tekrar uyarı yapılmayarak dosyanın kapatılacağının bildirilmesine rağmen şüphelinin belgelendirilebilir ve geçerli bir mazereti bulunmaksızın 02/05/2019 tarihindeki grup çalışması ve vaka sorumlu görüşmesine katılmaması üzerine dosyasının kapatılarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiğinin anlaşılması karşısında,
28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilebilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş ise de; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik 5237 sayılı Kanun’un 191/2. maddesinin 2. cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen “tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin
kararların, şüpheliye tebliğ edilmesi ve itiraz hakkının beklenilmesi gerektiği, itiraz hakkı tanınmadan Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 174/4. maddesinde yer alan "(4) Cumhuriyet savcısı, iddianamenin iadesi üzerine, kararda gösterilen eksiklikleri tamamladıktan ve hatalı noktaları düzelttikten sonra, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesini gerektiren bir durumun bulunmaması halinde, yeniden iddianame düzenleyerek dosyayı mahkemeye gönderir. İlk kararda belirtilmeyen sebeplere dayanılarak yeniden iddianamenin iadesi yoluna gidilemez." şeklindeki düzenleme gereği iddianamenin iadesine ilişkin ilk kararda belirtilmeyen sebeplere dayanılarak yeniden iddianamenin iadesi yoluna başvurulamayacağı da dikkate alındığında, somut olayda; İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararında itiraz yasa yolunun gösterilmemesi sebebiyle, şüpheliye itiraz hakkı tanınmadığından kararın kesinleştiğinden söz edilemeyeceği cihetle, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilmesinin ve müdürlükçe yapılan infaza ilişkin işlemlerin hukukî sonuç doğurmayacağı nazara alınmadan, iddianamenin iadesi kararına karşı yapılan itirazın bu nedenle kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/10/2019 tarihli ve 2019/909 değişik iş sayılı kararının 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması istenilmiştir.
C-) Konunun Değerlendirilmesi:
İncelenen dosyada; şüpheli ... hakkında 10/03/2018 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 191/1. maddesi gereğince yürütülen soruşturma sonucunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 26/04/2018 tarihli ve 2018/52941 soruşturma, 2018/2615 sayılı karar ile, kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, kararın infazı için İzmir Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğüne gönderildiği, İzmir Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğünce tedavi ve denetimli serbestlik kararının infazında uyulması gereken kuralların ve kamu davası açılmasının ertelenmesi kararının şüpheliye 24/09/2018 tarihinde tebliğ edildiği, şüphelinin bu tebligata rağmen tedavi için sevk edildiği sağlık kuruluşuna belirlenen süre içerisinde başvurmadığı, haklı ve belgelendirilebilir geçerli bir mazeret de sunmadığı, şüphelinin 07/03/2019 tarihinde grup çalışması programına katılmaması üzerine, İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce 18/03/2019 tarihli ve 2019/9998 sayılı uyarı kararı verildiği ve bu kararın 04/04/2019 tarihinde şüpheliye elden tebliğ edildiği, uyarı kararında bir sonraki ihlalde tekrar uyarı yapılmayarak dosyanın kapatılacağının bildirilmesine rağmen şüphelinin belgelendirilebilir ve geçerli bir mazereti bulunmaksızın 02/05/2019 tarihindeki grup çalışması ve vaka sorumlu görüşmesine katılmaması üzerine dosyasının kapatılarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, anlaşılmıştır.
28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilebilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş ise de; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik TCK"nın 191/2. maddesinin 2. cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen “tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmesi ve itiraz hakkının beklenilmesi gerektiği, itiraz hakkı tanınmadan Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, somut olayda; İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararında itiraz kanun yolunun gösterilmediği, şüpheliye itiraz hakkı tanınmadığından kararın kesinleştiğinden sözedilemeyeceği, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilmesinin ve müdürlükçe yapılan infaza ilişkin işlemlerin hukukî sonuç doğurmayacağı, kararın bu yönüyle kanuna aykırı olduğu,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 174/4. maddesinde yer alan "(4) Cumhuriyet savcısı, iddianamenin iadesi üzerine, kararda gösterilen eksiklikleri tamamladıktan ve hatalı noktaları düzelttikten sonra, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesini gerektiren bir durumun bulunmaması halinde, yeniden iddianame düzenleyerek dosyayı mahkemeye gönderir. İlk kararda belirtilmeyen sebeplere dayanılarak yeniden iddianamenin iadesi yoluna gidilemez." şeklindeki düzenleme gereği iddianamenin iadesine ilişkin ilk kararda belirtilmeyen sebeplere dayanılarak yeniden iddianamenin iadesi yoluna başvurulamayacağı da dikkate alındığında, somut olayda; İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararında itiraz kanun yolunun gösterilmemesi nedeniyle, şüpheliye itiraz hakkı tanınmadığından kararın kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilmesinin ve müdürlükçe yapılan infaza ilişkin işlemlerin hukukî sonuç doğurmayacağı gözetilmeden, iddianamenin iadesi kararına karşı yapılan itirazın bu nedenle kabulü yerine reddine karar verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
D-) Karar:
Açıklanan nedenlerle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/10/2019 tarihli ve 2019/909 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK"nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun"un 309. maddesinin 4. fıkrasının ( a ) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı"na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"na gönderilmesine,
15/12/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.