6. Ceza Dairesi 2018/2736 E. , 2018/6071 K.
"İçtihat Metni" Yakınan ..."ye karşı nitelikli yağma suçundan sanıklar ..., ..., ... ve ...’nun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 149/1-c,f,g ve 62/1 maddeleri gereğince 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına dair Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 22/03/2013 tarihli ve 2009/55 esas, 2013/66 sayılı kararının Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 24/12/2015 tarihli ve 2015/4175 esas, 2015/6403 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği,
Hükümlüler Süleyman Yalvaç ve ... müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi taleplerinin reddine ilişkin Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/04/2017 tarihli ve 2009/449 esas, 2013/338 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine dair Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/05/2017 tarihli ve 2017/424 değişik iş sayılı kararına karşı; hükümlü ... müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 01/12/2016 tarihli ve 2016/151 esas, 2016/193 sayılı ek kararına karşı;
Hükümlü ... müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/07/2017 tarihli ve 2009/449 esas, 2013/338 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine dair TARSUS 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/08/2017 tarihli ve 2017/786 değişik iş sayılı kararına karşı; Adalet Bakanlığının 11.07.2018 gün ve 11430-2017/Kyb sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13.07.2018 gün ve KYB/2018/61120 sayılı ihbar yazısı ile;
“Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11/03/2014 tarihli ve 2012/3-909 esas, 2014/121 sayılı kararında, “Delil ve olayların, yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için "yeni" olması gerekmektedir. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi sebebiyle, hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın "yeni" olarak nitelendirilmektedir. Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da "yeni" sayılmalıdır. Bu doğrultuda hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilemeyen her türlü olgu ve delil de "yeni" sayılmaktadır.” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında;
Dosya kapsamına göre, hükümlüler ..., ..., ... ve ...’ın iddianamede belirtilen 23. olay nedeniyle, Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 22/03/2013 tarihli ve 2009/55 esas, 2013/66 sayılı gerekçeli
kararının 232. sayfasında, mağdur ..."ye karşı nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 149/1-c,f,g ve 62/1. maddeleri gereğince 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırıldıkları ancak;
1-) Mağdur ...’nin yaptığı teşhis işlemi neticesinde düzenlenen tutanakta hükümlülerin teşhis edilmediği, sanıklar ..., ... ve ...’nun askerde veya cezaevinde olduklarından dolayı söz konusu olayda bulunmadıklarına dair iddiaların bulunduğu,
2-) Yukarıda bahsi geçen yağma suçunda iş yerinde bulunan ve yalan tanıklık suçundan yürütülen soruşturmada tanık olarak yeniden ifadesine başvurulan ...’ın iş yerinde güvenlik kamera görüntülerinin olduğunu, olay günü taraflar arasında zor kullanma, hakaret ve tehdit olaylarını hatırlamadığını beyan ettiği,
3-) Olayın tanığı olan ...’ın yağma suçuna ilişkin alınan beyanında ""Ben maktulleri müştekileri ve şüphelileri tanımıyorum olay tarihleri olan 2008 yılında ben Tarsus’da değildim yurt dışındaydım olayla ilgili bir bilgi ve görgüm yoktur beni neden çağırdıklarını bilmiyorum benim şüphelilerin kurmuş olduğu suç örgütü ile ilgili bir bilgim yoktur böyle bir suç örgütü olduğundan haberim de yoktu"" dediğinin duruşma tutanaklarından anlaşıldığı; ancak yalan tanıklık suçundan Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılamada, soruşturma aşamasında yazılan yazı üzerine Tarsus İlçe Emniyet Müdürlüğünün 06/04/2016 tarihli yazı cevabında sanığın, 20/12/2007 tarihinde İstanbul Atatürk Hava Limanından yurt dışına çıktığı, 16/01/2008 tarihinde İstanbul Atatürk Hava Limanından ülkeye giriş yaptığının belirlendiği, bunun haricinde 2008 yılı içinde yurt dışında olduğuna dair herhangi bir kaydın bulunmadığının tespit edildiği, yalan tanıklık suçundan Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesince sanık ...’ın mahkemede alınan savunmasında, yağma olayına ilişkin ifadesine başvurulurken kendisine hızlı bir şekilde isimlerin okunduğunu, ancak kendisine tarih söylenmediğini, o tarihlerde eğitim için yurt dışına gidip geldiğini ve kendisine tarih söylenmediği için yurt dışında olduğunu söylediği şeklinde savunmada bulunduğu, dosya kapsamında mevcut Emniyet Müdürlüğü yazısına göre sanığın 2008 yılında sadece Ocak ayının 16"sına kadar yurt dışında olduğunun belirlendiği, oysa sanığın tanık olarak alınan ifadesinde "2008 yılında ben Tarsus"ta değildim, yurt dışındaydım" demek suretiyle 2008 yılının tamamında yurt dışındaymış gibi beyanda bulunduğunun anlaşıldığı, ayrıca sanık savunmasında belirtildiğinin aksine 2008 yılı içerisinde başkaca yurda giriş çıkışının olmadığının yazı cevabından anlaşıldığı, yine talimatla alınan ifadesinde “şüphelileri tanımıyorum” diyen sanığın mahkememizde alınan savunmasında ... ve ..."i tanıdığını beyan ettiği, yapılan yargılama neticesinde yalan tanıklık suçundan sanık Gamze Yaşar’ın Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/02/2018 tarihli ve 2016/471 esas, 2018/181 sayılı kararı ile mahkûmiyetine karar verildiği,
Sonradan ortaya çıkan bu durumlar karşısında, Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/471 esas sayılı dosyası incelenmek suretiyle, yargılamanın yenilenmesi talebi olarak ileri sürülen delillerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 318 ilâ 320. maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesini gerektirecek mahiyette olup olmadığının toplanacak delillerle birlikte değerlendirildikten sonra, yargılamanın yenilenmesinin kabul veya reddine karar verilmesinin uygun olacağı gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca” anılan kararın bozulması istenilmiş ise de;
TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"nın ihbar yazısı ile dosya incelendi;
Yargılamanın yenilenmesi, kesinleşmiş mahkeme kararlarına karşı öngörülen olağanüstü bir kanun yoludur. Kural olarak, mahkeme kararlarına temyiz veya istinaf incelemesinden geçerek ya da geçmeksizin kesinleştikten sonra bir daha el sürülmesi mümkün değildir. Fakat yargılamanın yenilenmesi kurumu bunun istisnasıdır.
Yargılamanın yenilenmesi yoluna hükümlü lehine veya aleyhine başvurulabilir ancak hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi belli şartlar dahilinde mümkündür, bu şartlar 5271 sayılı CMK’nın 311.maddesinde sınırlı olarak sayılmıştır;
a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa.
b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa.
c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise.
d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise;
e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa,
Yukarıda sayılan hallerden birisinin varlığı durumunda sanık lehine yargılamanın yenilenmesi yolunun açılacağı muhakkaktır.
Bu bilgiler ışığında, somut dosyamıza gelince;
Hükümlü ... liderliğindeki suç örgütüne üye hükümlülerin, 2006-2007 yıllarında farklı tarihlerde yakınan ...’nin işyerine gelerek zorla para istemesi, inşaat malzemesi alıp, parasını vermemesi veya eksik vermesi şeklinde gelişen eylemleriyle ilgili olayda;
1-) Yakınan ...’ye yaptırılan teşhis işlemi neticesinde düzenlenen tutanakta, hükümlüler ..., ..., ... ve ...’nun teşhis edilemeyip, hükümlüler ..., ... ve ...’nun askerde veya cezaevinde olduklarından dolayı söz konusu olayda bulunmadıklarına ve tanık ...’ın olay günü taraflar arasında zor kullanma, hakaret ve tehdit olaylarını hatırlamadığına yönelik beyanına dair itiraz konularının yargılama esnasında yerel mahkemece ve temyiz aşamasında Yargıtay 1. Ceza Dairesince incelenerek değerlendirildiği dikkate alındığında;
2-) Yargılama esnasında tanık olarak ifadesine başvurulan ...’ın, olayla ilgili yalan tanık yaptığından bahisle Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/02/2018 tarihli ve 2016/471 esas, 2018/181 sayılı kararı ile mahkûmiyetine karar verilmesine dair itiraz konusuna ilişkin olarak; sanık ... ile daha önceden duygusal arkadaşlığı olan ...’ın, Mersin ili Viranşehir Mahallesinde bir kafede gönül ilişkisi içerisinde bulunduğu yakınan ... ile oturduğu sırada kız meselesi nedeniyle yaşanan kavgaya şahit olduğu, ...’ın tanıklığının, yakınan ...’ye karşı işyerinde gerçekleştirilen yağma olayı ile ilgili bulunmadığı ve daha önceki tarihlerde gerçekleşen anılan yağma olayları yönünden de adı geçen tanığın görgü ve bilgisinin olmadığı anlaşılıp, ayrıca bu tanığın beyanının kararda etkili delil olarak esas alınmadığı nazara alındığında; anılan hususların yargılamanın yenilenmesini gerektirecek yeni delil niteliğinde olmadığı gibi yargılamanın sonucuna da etkili görülmediğinden;
Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 01/12/2016 tarihli, 2016/151 esas, 2016/193 sayılı ek kararı ile Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/05/2017 tarihli, 2017/424 değişik iş sayılı ve 08/08/2017 tarihli, 2017/786 değişik iş sayılı kararlarına yönelik Kanun Yararına Bozulması talebinin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"na İADESİNE, 03.10.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.