20. Hukuk Dairesi 2018/4151 E. , 2019/6106 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ile davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili 12/11/2014 tarihli dilekçesinde özetle; müvekkillerinin.... mevkii, 1656, 1657 ve 1660 sayılı parsellerin maliki iken .... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/345 E. - 2007/326 K. sayılı dosyasında verilen karar ile orman olduğu gerekçesiyle tapusu iptal edilerek Hazine adına tesciline ilişkin verilen kararın kesinleştiği, dava konusu taşınmazın rayiç bedelinin fazlaya dair haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik 75.000,00.-TL"sinin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 04/01/2016 tarihli ıslah dilekçesi ile talep ettikleri tazminat miktarını 476664,81.-TL"ye artırmış, tapu iptal kararının kesinleşme tarihinden işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, tamamlama harcını da yatırmıştır.
Mahkemece; davanın kabulüne, 476.664,81 TL"nin taşınmazların tapu kaydının iptaline ilişkin kararın kesinleşme tarihi olan 27/03/2008 tarihinden itibaren davacı ... bakımından 158.888,81.-TL"nin, diğer dört davacı için ise 79.444,00"er TL"nin yasal faizleri ile birlikte davalı Hazineden tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava,TMK’nın 1007. maddesine dayalı olarak açılan tazminat istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden;.... mevkiinde bulunan 1660 parsel sayılı taşınmazın 541 m2, 1657 parsel sayılı taşınmazın 248 m2, 1656 parsel sayılı taşınmazın 283 m2 yüzölçümü ve müfrez tarla vasfı ile 1960 yılında ....adına ifrazen tescil edildiği, satış ve intikallerden sonra ....ve ... adına eşit payla 11/8/1992 tarihinde tescil edildiği, Orman Yönetimi tarafından açılan dava sonucu .... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/345-2007/326 E.K. sayılı ilamıyla 1656, 1657 ve 1660 parsel sayılı taşınmazların tapusunun iptali ile orman vasfı ile tesciline karar verildiği, hükmün 02/07/2008 tarihinde kesinleştiği, yörede yapılan 2014 yılında yenileme kadastrosu sonucu 1656 parselin 410 ada 3 parsel ve 284 m2, 1657 parselin 410 ada 4 parsel ve 252 m2 yüzölçümü ve orman vasfı ile Hazine adına tescil edildiği, 1660 parsel sayılı taşınmazın yenileme kadastrosuna konu edilmediği 12/11/2014 tarihinde ise eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece TMK’nın 1007. maddesi uyarınca davacıların zararının doğduğu ve bu zararın Hazinece karşılanması gerektiği belirtilerek ve değerlendirme tarihinin .... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/345-2007/326 E.K. sayılı tapu iptal ve tescil ilamının kesinleştiği 02/07/2008 tarih itibari ile taşınmazlara değer belirlenmesinde yöntem olarak bir isabetsizlik yoktur. Ancak mahkemece, dava konusu taşınmazların değerlendirme tarihi itibariyle, bilirkişilerce emsal alınan taşınmazın ise belirtilen satış tarihi itibariyle imar planı içinde bulunup bulunmadıkları, imar parseli olup olmadıkları, DOP kesilip kesilmediği, belediye hizmetlerinden yararlanıp yararlanmadıkları, mücavir alan içinde ve mesun sahada olup olmadıkları araştırılmadan, bilirkişilerce emsal alınan taşınmazın satış akit tablosu getirtilmeden, arsa olarak değer biçilen tek emsale göre kıyaslama yapan bilirkişi raporu hükme dayanak yapılmış ve bilirkişi raporu denetlenmeden hüküm kurulmuştur.
Bu durumda, dava konusu taşınmazların değerlendirme tarihi itibariyle niteliklerinin ve değerleri yönetimine uygun şekilde tespit edildiği söylenemez.
Hal böyle olunca çekişmeli taşınmazların tapu iptali ve tescil davasının kesinleştiği tarihte Bakanlar Kurulunun Yargıtay tarafından benimsenen 28/02/1983 gün ve 1983/6122 sayılı kararı ve Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 17.04.1998 gün ve 1996/3-1998/1 sayılı kararı uyarınca, arsa vasfında olup olmadıkları yeniden araştırılmalı, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile keşif yapılarak taşınmazların bu ilkelere göre arazi niteliğinde olduğunun saptanması halinde tarımsal gelir metoduna göre değerlendirme tarihindeki gerçek değerlerinin, arsa niteliğinde olduklarının belirlenmesi halinde ise emsal incelemesi ve kıyaslaması yöntemiyle, taraflara dava konusu taşınmazlara yakın bölgeden, benzer yüzölçümlü ve yakın tarihli satışları bildirmeleri için imkan tanınarak lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilerek, değerlendirme tarihi 2008 yılında dava konusu taşınmaz ile bilirkişi kurulunca emsal kabul edilecek taşınmazların, Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından belirlenen emlak vergisine esas olan m2 değerleri, ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Vergi Dairesinden istenip, dava konusu taşınmazların, emsal taşınmazlara göre üstünlük oranı yönünden denetlemeye olanak veren bilimsel verileri içeren rapor alınması, emsal alınan taşınmazlara ilişkin resmi satış akit tablolarının tapu müdürlüğünden getirtilmesi, dava konusu taşınmazların ve emsal alınan taşınmaz/taşınmazların değerlendirme tarihi itibariyle imar düzenlemesi sonucu oluşmuş imar parselleri olup olmadıkları, imar parseli iseler düzenleme ortaklık payının düşülüp düşülmediğinin, düşülmüş ise oranının belediye başkanlığı imar ve tapu müdürlüklerinden sorulup, emsalin İmar Kanunu uyarınca imar parseli, dava konusu taşınmazların ise imar uygulaması yapılmamış arsa parseli olduğunun belirlenmesi halinde çekişmeli taşınmazın emsalle karşılaştırma sonucu bulunan değerinden düzenleme ortaklık payına karşılık gelecek oranda indirim yapılması gerektiğinin gözetilmesi ve oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile bilirkişi raporu denetlenmeden hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacılar vekili ve davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 22/10/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.