Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti: Davacı, davalıya ait iş yerinde 08.06.2004 - 06.11.2007 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin işveren vekilinin güvenini kötüye kullandığı gerekçesiyle haksız olarak feshedildiğini, işyerinde altı ayda bir maaş tutarında ikramiye uygulaması bulunduğunu, 2007 yılı ikinci altı aylık döneme ilişkin ikramiyesinin ödenmediğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı, davacının doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması sebebi ile iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu"nun 25. maddesinin II bendini ( e ) alt bendi gereğince haklı sebebe dayalı feshedildiğini, işyerinde ikramiye uygulaması bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu, işyerinde altı ayda bir maaş tutarında ikramiye uygulaması bulunduğu, işçinin 2007 yılı ikinci altı aylık döneme ilişkin ikramiyesinin ödenmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Temyiz: Kararı davalı taraf temyiz etmiştir. Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir . 2- Taraflar arasında uyuşmazlık, ikramiye ödetilmesi noktasında toplanmaktadır. İkramiye 4857 sayılı Kanun’nda açıkça düzenlenmemiş olsa da, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 405. maddesinde, karşılıklı anlaşma veya çalışma şartları ya da işverenin tek taraflı taahhüdü ile ikramiye hakkının doğabileceği öngörülmüştür. İkramiye bireysel ya da toplu iş sözleşmeleri ile kararlaştırılabilir. İş sözleşmesinde kararlaştırılmamış olsa dahi, işverence tek taraflı olarak düzenli şekilde yapılan ikramiye ödemesinin “işyeri koşulu” olduğu kabul edilmelidir. Somut olayda, taraflar arasındaki iş sözleşmesinde ikramiye uygulamasına ilişkin düzenleme bulunmamakla birlikte, işverence düzenli şekilde yapılan ikramiye ödemesinin bulunduğu davacı ve davalı şahitlerinin beyanı ile sabittir. Mahkemece bu husustaki işyeri şartının altı ayda bir maaş tutarında ikramiye ödenmesi şeklinde olduğu kabul edilmiş ise de, dosya içerisinde mevcut banka hesap ekstresi içeriğinden 2007 yılının ilk yarısında davacıya yarım maaş tutarında ikramiye ödendiği görülmektedir. Davalı şahitlerinin bu husustaki beyanları ayrıntılı şekilde belirlenmemiştir şahit M.. M.., dini bayramlarda yarım maaş tutarında ikramiye verildiğini beyan etmiştir. Diğer şahit Çağırhan Atmaca ise ikramiye ödemeleri yılda iki kez olurdu bir maaş tutarında verilirdi şeklinde beyanda bulunmuştur. Bu durumda şahitler yeniden dinlenerek altı ayda bir ne miktarda ikramiye ödemesi yapıldığı tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmeli ve tüm deliller bir arada değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Eksik incelemeye dayalı karar verilmesi isabetsiz olup bu husus bozmayı gerektirmiştir. Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 20.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.