19. Hukuk Dairesi 2016/18831 E. , 2017/4178 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde, davalı vekili Av. ... gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, davalının cari hesap özeti ve hizmet sözleşmesinden doğan 111.320,00 TL alacağı olduğu iddiası ile müvekkili şirket aleyhine icra takibi yaptığını, usulsüz tebligat ile takibin kesinleştiğini, davalının müvekkili şirketin pay sahibi mesul müdürü olarak iki imza ile davacı şirketi temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu üyesi iken şirkette mevcut 60 pay hissesinin tamamını 24.03.2009 tarihinde dava dışı ..."a devrettiğini, davalının diğer yönetim kurulu üyeleri ile birlikte şirketi, şirket kayıtlarında bulunmayan çeşitli belgelerle borçlandırdıklarını, şirketten herhangi bir alacağı olmamasına rağmen kendilerinin alacaklı şirketin borçlu olduğunu gösterir senet düzenlediklerini, müvekkili şirketin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, takip dayanağı belgenin müvekkili şirket yönünden bir bağlayıcılığı olmadığını iddia ederek, davalıya borçlu bulunmadıklarının tespiti ile icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı iddialarının asılsız olduğunu, müvekkilinin, işletme sermayesinin azlığından ve SGK mevzuatındaki değişiklik sonucu şirkete ödemelerin azalmasından dolayı ekonomik sıkıntı içine girdiğinde, hem kredi çekerek hem de tüm nakit parasını zor durumunda şirkete verdiğini, ayrıca şahsına ait olan şirket hisselerini satarak almış olduğu bedeli şirkete verdiğini, tüm bunların şirket kayıtlarında mevcut olduğunu, müvekkilinin davalı şirketten alacağı bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre, davalı alacaklının takip dayanağı alacağın şirkete verdiği borçlardan ve hisselerini satarak bedelini şirkete borç olarak vermesinden kaynaklandığını belirttiği, davalı alacaklının söz konusu borçlandırıcı işlemlerin yapıldığı ve bunların davacı şirket defterlerine işlendiği tarihlerde davacı şirketin yönetim kurulu üyesi olduğu, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK"nun 334. maddesinde yönetim kurulu üyelerinin anonim şirketle işlem yapma yasağının düzenlendiğini, anılan yasa hükmü uyarınca şirket yönetim kurulu üyelerinin şirketle ticari işlem yapma yasağı bulunduğunu, yönetim kurulu üyelerinin şirketle kendi adlarına veya başkaları adına özellikle borçlandırıcı işlem yapamayacakları, gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Bilirkişi incelemesi sonucunda 15.09.2009 tarihi itibariyle davacı şirket defterlerinde davacı şirketin davalıya 171.523 TL borçlu gözüktüğü, davanın temelini oluşturan icra takibinde ise davalı tarafından davacı aleyhine 111.320 TL asıl alacak, 12.062,51 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 123.382,51 TL üzerinden icra takibine girişildiği, takip tarihinin 02.06.2009, dava tarihinin ise 23.07.2009 olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Davacı defterleri kendisi aleyhine delil teşkil ettiğinden dava tarihi itibariyle davacının, davalıya takipte talep edilenden daha fazla borcu bulunduğu görülmektedir. Her ne kadar mahkemece 6762 sayılı TTK"nun 334. maddesi gerekçe yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de anılan yasa hükmünün somut olay bakımından uygulanabilirliği bulunmamaktadır. Zira davalı, davacı şirket ile şirket konusuna giren bir ticari muamele yapmamış aksine şirketin mali yönden zor durumda bulunduğu bir dönemde kendi hisselerini satarak şirket kasasına borç olarak vermiştir. Bu durumda TTK"nun 334. Maddesi hükmünün bir an için somut olay bakımından uygulanabileceği düşünülse bile davalının şirket kasasına borç olarak aktardığı para kadar davacı şirketin sebepsiz zenginleştiğinin kabulü gerekir. Diğer yandan TTK"nun 334. maddesi uyarınca borç verme işleminin batıl olduğu kabul edildiği takdirde geçersiz işlem nedeniyle herkes aldığını iade etmekle yükümlü bulunduğundan davacının kendi defter kayıtlarına göre davalıdan almış olduğu paraları aynen iade etmesi gerekecektir. Mahkemece bu yönler gözetilmeden eksik inceleme ve delillerin yanılgılı değerlendirilmesi sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdiren 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 25/05/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.