10. Hukuk Dairesi 2020/396 E. , 2021/11814 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi : Ankara 27. İş Mahkemesi
Dava, 3201 sayılı Yasa kapsamında yapılan borçlanmanın 4/1-a kapsamında olduğunun, 4/1-a kapsamında yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I- İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının yurtdışında geçen sürelerini 3201 sayılı Yasaya göre borçlanmak için kuruma başvurduğunu ve 4/1-a statüde borç tahakkuk ettirildiğini, borç bedeline mahsuben 50.150,00 TL ödeme yapıldığını, tahsis talebinde bulunduğunda ise borçlanmanın 4/1-b statüde kabul edilerek talebinin red edildiğini, davacının 16.06.2012-10.07.2012 arasında 4/1-a statüde hizmeti bulunduğunu, aynı zamanda şirket ortağı olarak 01.10.2008 den itibaren resen 4/1-b statüde tescil edildiğini, 17.07.2012 de 4/1-b sigortalılığının sona erdirilmesi için talepte bulunduğunu, 5510 sayılı Yasanın geçici 63.maddesi gereği de hiç prim ödemesi olmadığından 4/1-b sigortalılığının başlangıç tarihi itibariyle durdurulduğunu, bu durumda borçlanma yapmadan önce son sigortalılığın 4/1-a statüsünde olduğunu, borçlanmasının 4/1-a kapsamında kabulü gerektiğini, tahsise de hak kazanacağını ileri sürerek davacının yurtdışı borçlanma sürelerinin 4/1-a statüde geçerli olduğunun ve 01/07/2014 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, aksine kurum işlemlerinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II- CEVAP:
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; 3201 sayılı Yasanın 5.maddesine göre borçlanmanın statüsünün belirleneceğini, kurum işlemlerinin yerinde olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
III- MAHKEME KARARI:
A- İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince; "Davanın kabulü ile; davacının yurtdışı çalışmasına ilişkin borçlanmanın 5510 sayılı Yasanın 4/1-a kapsamında olduğu, aksi yöndeki kurum işleminin iptali ve davacıya 01/07/2014 tarihinden itibaren 506 sayılı Yasa kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine" şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı Kurum vekili, Kurumun, davacının yurtdışındaki sigortalılık süresinin bitiminden sonraki 1 yıllık sürenin Türkiye’de geçen kısmına yönelik borçlandırma yapmamasının yasaya uygun olduğunu, davacının 01.10.2016 tarihi itibariyle kesin dönüş şartının yerine getirip getirilmediği yönünde yeterli inceleme yapılmadığını, beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
B- BAM KARARI
Davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir
IV- TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulduğunu, kararının usul ve yasa hükümlerine aykırı olduğunu, kurum işleminin doğru olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
V- İLGİLİ HUKUK KURALLARI ve ESASIN İNCELENMESİ :
1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Yurtdışında çalışan Türk vatandaşlarının yurtdışında geçen hizmetlerinin borçlandırılarak, ülkemiz sosyal güvenlik mevzuatında malullük, yaşlılık ve ölüm hallerinde Türkiye’de geçmiş hizmet gibi değerlendirilmesini sağlamak amacıyla kabul edilen 3201 sayılı Yasa hükümleri uyarınca borçlandırılan sürelere dayalı olarak hangi şartlarda aylık bağlanacağı anılan Kanunun 6. maddesinde belirlenmiştir. Tahsis yapılabilmesi için aranan koşullardan birisi, yurda kesin dönülmüş olmasıdır.
Kesin dönüşün, aylık tahsis talebinde bulunanların yurtdışındaki çalışmalarının sona ermesini, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği almamaları durumunu ifade ettiği; “sosyal sigorta ödeneği” deyiminden, çalışma yaşamı süresince karşılaşılan hastalık, iş kazası, meslek hastalığı veya işsizlik gibi riskler nedeniyle iş göremezlik veya işsizlik gibi adlar altında yapılan ödeneklerin amaçlandığı; “sosyal yardım ödeneği” ibaresinin ise bulunulan ülke mevzuatı kapsamında, geçimlerini sağlayacak hiçbir gelirleri olmayan veya mevcut gelirleriyle geçimlerini sağlamakta güçlük çeken kişilerin asgari geçim düzeyi ile sınırlı olmak üzere geçimlerinin sağlanması amacıyla kamu kurum ve kuruluşları tarafından muhtaçlık durumuna ve süresine göre ödenen, ikamet şartına bağlı nakdi yardımlar anlamını taşıdığı kabul olunmaktadır. Ne var ki, “kesin dönüş” ifadesi, mutlak anlamda, yurtdışında bulunduğu ülkeden Türkiye’ye döndükten sonra tekrar yurtdışına çıkış yapmama şeklinde değerlendirilemez. İkamet şartına bağlı olmayan nitelikte sosyal sigorta veya sosyal yardım ödeneği alanlara, anılan koşulun gerçekleştiğinin kabulü ile aylık bağlanabilecektir. Aksi yöndeki düşünce, Anayasamızın 23. maddesi ile güvence altına alınmış olan “Yerleşme ve seyahat hürriyeti”nin; İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine) ek 4 nolu Protokolün 2. maddesi ile tanınmış “Serbest dolaşım özgürlüğü”nün ihlali sonucunu doğuracaktır. 3201 sayılı Kanunun 6. maddesinin B bendi ile tekrar yurtdışına gitmek değil, yabancı ülke mevzuatına tabi olarak çalışmak ve ikamete dayalı sosyal sigorta veya sosyal yardım ödeneği almak, aylığın kesme nedeni olduğu belirtilmiş; 3201 sayılı Kanuna göre yaşlılık aylığı bağlanıp altı aydan daha uzun süre yurtdışında bulunmuş olanların, yurtdışında çalışıp çalışmadıklarını ve ikamete dayalı bir sosyal sigorta veya sosyal yardım ödeneği alıp almadıklarını “3201 sayılı Kanuna göre aylık alanlara mahsus yoklama belgesi” vererek, aylıklarını almaya devam edebilecekleri, Yurtdışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 14. maddesi ile hüküm altına alınmış olup, yurtdışında uzun süre kalmak, tek başına bir aylık kesme nedeni teşkil etmemektedir.
Ayrıca, yurtdışında geçen çalışmalar sonucu o ülkenin sosyal güvenlik sisteminden hak kazanılan yaşlılık ya da malûllük aylığının bir sonucu olan ve ikamete dayalı bulunmayan sosyal sigorta veya sosyal yardım niteliğindeki edimlerden yararlanmak, yurtdışından kazanılmış olan sosyal güvenlik hakkının en doğal sonucu olup, bu haktan feragat anlamı çıkacak şekilde bir “kesin dönüş” tanımı yapılması, sosyal güvenlik hakkından feragat edilemeyeceği olgusunun göz ardı edilmesi sonucunu da doğuracaktır.
Somut olayda; davacıya ait 18.11.2019 tarihli TR-4 belgesine göre, davacının tahsis talebinin 10.6.2014 tarihi olmasına rağmen, 1.1.2014-31.12.2018 tarihleri arası “zorunlu prime tabi çalışması” bulunduğu, 3201 sayılı Kanunun 6. maddesi gereğince, borçlanılan süreler gözetilerek yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için, yurtdışındaki çalışma veya çalışmaya dayalı yardım ilişkisinin sona ermesi gerektiğinden kesin dönüş şartı araştırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırıdır.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereği kaldırılarak, temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 07.10.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.