10. Hukuk Dairesi 2014/10064 E. , 2014/15657 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İstanbul 10. İş Mahkemesi
Tarihi :06.02.2014
No :2006/549-2014/100
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, davalı işverenlere ait işyerinde 04.10.1993-19.03.2004 tarihleri arasında tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak gerçekleşen ve Kuruma bildirilmeyen çalışma sürelerinin tespitini talep etmiş, mahkemece, davacının 04.10.1993-31.12.1999 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilerek istem kısmen hüküm altına alınmıştır.
1-) Mahkemece, işveren olmadığı belirgin olan M..T.. A.l Konfeksiyon İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın husumetten reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu, anılan davalı yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması,
2-) Dava 5510 sayılı Kanunun geçici 7/1’inci maddesi uyarınca uygulama alanı bulan, mülga 506 sayılı Kanunun 79/10 hükmü uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re"sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
506 sayılı Kanunun 4. maddesinde “sigortalıları çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler” işveren olarak tanımlanmıştır. ”Çalıştıran” olgusu, tespiti istenen sürelere ilişkin hizmet akdinin tarafı konumunda olan ve hizmet akdini düzenleyen “işvereni”
ifade etmektedir. Sigortalının taraf olduğu hizmet akdinin hangi işverenler tarafından düzenlenmiş olduğu tespit edilip, hizmet tespitine yönelik davanın, anılan Yasanın 79/10. maddesine göre, sigortalıyı fiilen çalıştıran işverenlere yöneltmesi gerekir.
Husumet konusu, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 187. maddesinde yer alan ilk itirazlardan olmadığından davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Taraflarca ileri sürülmese dahi gerek mahkemece, gerekse Yargıtay’ca tarafların bu yönde bir savunmasının olup olmadığına bakılmaksızın kendiliğinden göz önünde tutulur.
Davaya konu edilen hak birden fazla kişi arasında iştirak olup da, bu hukuki ilişki hakkında mahkemece bütün ilgililer için aynı şekilde ve tek bir karar verilmesi gereken hallerde, dava arkadaşlığı zorunludur. Dosya içeriğinde yer alan Kurum kayıtlarından, çalışmaların geçtiği iddia edilen işyerinin mahkemece tespit kararı verilen 04.10.1993-31.12.1999 tarihleri arasındaki dönemde 728598.34 sicil nosu ile T..A. ve Ort. adına kayıtlı olduğu ve adi ortaklık olarak işletildiği anlaşılmakta olup; tüzel kişiliği bulunmayan adi ortaklığın taraf ehliyetinin bulunmaması; Borçlar Kanununun 534. maddesine göre, ortakların, adi ortaklığın malları üzerinde iştirak halinde ortak olduğu, buna göre adi ortaklıkta ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığının bulunduğu hususu gözetildiğinde; Mahkemece, 04.10.1993-31.12.1999 tarihleri arasındaki dönemde asıl işveren olan adi ortaklığı oluşturan gerçek kişiler belirlenmeli, davalı T..Al"dan başka ortak veya ortaklar olup olmadığı ilgili vergi dairesinden ve Kurumdan sorularak tespit edilmeli; HMK. 124. maddesi dikkate alınmak suretiyle, T..A.dışındaki işyeri ortak veya ortaklarına karşı husumet yöneltmesi için davacıya mehil verilmeli, husumet yöneltildiğinde, gösterecekleri bütün deliller toplandıktan sonra, yapılacak değerlendirme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde Kurum haricindeki davalılara iadesine, 25.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.