10. Hukuk Dairesi 2013/19797 E. , 2014/15516 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İstanbul 10. İş Mahkemesi
Tarihi :17.04.2013
No :2010/119-2013/165
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava; 17.05.2008 tarihli iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler ile yapılan ödemelerden oluşan Kurum zararının tahsili istemine ilişkin olup, 5510 sayılı Kanunun 21. maddesiyle yeniden getirilen “sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı” tazmin hükmünün, 5510 sayılı Kanunun yürürlüğü öncesinde gerçekleşen iş kazalarından kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı gözetildiğinde, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 10 ve 26. maddesidir.
1-1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 74. maddesinde, Medeni Kanun ile belirtilen hükümler saklı olmak üzere, hakimin her iki tarafın iddia ve savunmalarıyla bağlı bulunduğu, ondan fazlası veya başka bir şey hakkında karar veremeyeceği belirtilmiş, 01.10.2011 günü yürürlüğe girerek 1086 sayılı Kanunu yürürlükten kaldıran 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Taleple bağlılık ilkesi” başlığını taşıyan 26. maddesinde de, hakimin, tarafların istem sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği açıklanmış olmakla, hukuk yargılamasına “istemle bağlılık” ilkesi egemen kılınmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulun 16.03.2005 tarih 2005/13-97 Esas, 2005/150 Karar sayılı ilamında ayrıntıları açıklandığı üzere; ıslah, taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini, bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan ve karşı tarafın onayını gerektirmeyen bir yoldur. Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Hukuk Muhakemeleri Kanununun 176. ve ardından gelen maddelerinde ıslah kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiş, 176. maddede, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen
veya tamamen ıslah edebileceği, ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurulabileceği, 177.maddede, ıslahın tahkikatın sona ermesine kadar sözlü veya yazılı olarak yapılabileceği belirtilmiştir. Sonraki hükümler ise, ıslahın şekline ve sonuçlarına ilişkin düzenlemeleri içermektedir.
Eldeki davada, iş kazası sonucu sigortalıya 29.551,38 TL ilk peşin değerli gelir bağlandığı, 971,15 TL hastane masrafı yapıldığı, 2.030,78 TL geçici iş göremezlik ödeneği ödendiği, davacı Kurum vekilinin dava dilekçesi ile Kurum zararından şimdilik 16.276,65 TL’nin tahsilini talep ettiği, yargılama aşamasında alınan kusur raporundan sonra Kurum vekilinin %90 kusur oranına karşılık gelen 29.297,98 TL’nin tahsilini 17.11.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile talep ettiği, anlaşılmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, Mahkemece, davacı Kurumun ıslah ile talep ettiği miktarın hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde dava dilekçesinde yazılı miktar esas alınarak eksik rücu alacağına hükmedilmesi,
2-Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesi uyarınca taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yükletilen borç ve tanınan hakların birer birer, şüphe ve tereddüde mahal bırakmayacak şekilde hüküm fıkrasında gösterilmesi zorunlu olup, zararlandırıcı sigorta olayında kusurları bulunduğu gerekçesiyle ..Kablo San. ve Tic. A.Ş., .. Mad. . Teks. Hab. İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve Türk Telekom A.Ş. hakkında Kartal 2. İş Mahkemesi’nin 2012/379 E. Sayı ile rücuan tazminat davasının açıldığı ve 23.10.2012 tarihinde iş bu dava ile birleştirilmesi karar verildiğinin anlaşılması karşısında, birleşen dava dosyası getirtilip, bu davadaki talep hakkında bir karar verilmemiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmü BOZULMASINA, 24.06.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.