10. Hukuk Dairesi 2014/12151 E. , 2014/15406 K.
"İçtihat Metni"
... adına Av. ... ile ... Başkanlığı adına Av. ... arasındaki dava hakkında ... İş Mahkemesinden verilen 26.09.2013 gün ve 208/405 sayılı hükmün, Dairemizin 27.01.2014 gün 24455/1310 sayılı ilamı ile BOZULMASINA karar verilmiştir. Bozma sonrası, Mahkemenin verdiği 21.03.2014 gün ve 2014/111-2014/148 sayılı karar ile önceki kararında 6100 sayılı HMK’nın 373/(5). maddesi uyarınca direndiği anlaşılmış olmakla ve Direnme üzerine yapılacak işlemlerin neler olduğu 6100 sayılı HMK’nın 373’ncü maddesinin (5). fıkrasında; “İlk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesi kararında direnirse, bu kararın temyiz edilmesi durumunda inceleme, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır. (6) fıkrasında da; “(6) Hukuk Genel Kurulunun verdiği karara uymak zorunludur.” şeklinde ifade edilmiş olmakla birlikte 5 Temmuz 2012 gün ve 28344 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 40. maddesi ile 5521 sayılı Kanuna eklenen Geçici 2’nci maddedeki;“ Bölge adliye mahkemelerinin, 5235 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, Yargıtayın bozma kararlarına karşı verilen direnme kararının temyizi halinde dava dosyası, önce kararı veren daireye gönderilir. Direnme kararları daireler tarafından öncelikle incelenir. Kararı veren daire, direnmeyi yerinde görürse kararı düzeltir; yerinde görmezse talebi on gün içinde Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna iletir.” şeklindeki düzenleme karşısında, direnme kararının süresi içinde temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından talep edilmesi üzerine Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Dava, 1479 sayılı Kanunun 35 ve Geçici 10. maddesi kapsamında bağlanan aylıkların iptaline yönelik Kurum işleminin iptaline ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, hükmün Dairemizce “20.03.1937 doğumlu olan davacıya, anılan yasal düzenlemeler çerçevesinde Kurumca 01.05.1995 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, 30.05.1983-31.05.1985 tarihleri arasındaki prim ödemelerinin, yapılan denetim sonucu gerçeğe aykırı olarak, bilgisayar programı sayesinde ödenmiş gibi Kurum kayıtlarına işlendiğinin belirlenmesi nedeni ile, bağlanan aylığın başlangıçtan itibaren iptal edildiği, yargılama aşamasında ise Kurum tarafından, iptal edilen prim ödemeleri nazara alınmaksızın davacının prim borcunun bulunmadığı belirlenerek yaşlılık aylığının yeniden bağlandığının bildirildiği
anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, Kurumdan, davacının yaşlılık aylıklarının başlangıçtan itibaren yeniden bağlanıp bağlanmadığı ve ödenmeyen yaşlılık aylıklarının toplu olarak yasal faizleri ile birlikte ödenip ödenmediği sorularak, talebe göre, davanın kısmen veya tamamen konusunun kalmadığı hususu irdelenerek, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekir” gerekçesi ile bozulduğu, Mahkemece, “Yüksek Mahkeme"nin görüşü aksine, davacı dava dilekçesi talep sonucu kısmında birden fazla talepte bulunmuştur. Hüküm fıkrası, dava dilekçesi talep sonucu karşılığıdır. 26/04/2007 kayıt tarihinden itibaren devam eden huzurdaki davada davalı kurum nihayet 17/09/2013 tarihli cevabi yazısında hayali primler çıkarıldıktan sonra davacının yaşlılık aylığı talep tarihi olan 27/04/1995 tarihi itibarıyla prim borcunun çıkmadığını, iptali tarihi itibarıyla yeniden aylık bağlanıp ödenmeyen aylıkların ödendiğini belirtmiş olup; söz konusu yazı kurumu bağlar.
Kurumun 22/03/2007 tarihli yazısı ile davacının yaşlılık aylığının iptaline ve yersiz ödendiği belirtilen yaşlılık aylıkları ve faizi borcuna ilişkin kararı halen yürürlükte olup; kurum söz konusu kararı iptal etmemiştir. Dava dilekçesi talep sonucunda geçen "kurum işleminin iptali istemi" aynı zamanda anılan kurum iptal kararında yersiz ödendiği belirtilen yaşlılık aylıkları ile faizi borcu bulunmadığının tespitini de içerir.
Öte yandan, davalı kurum infaz aşamasında ödenmeyen yaşlılık aylıklarını iptal edildiği tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte ödediğini ileri sürebilir. Her halde davanın birden fazla konusu vardır. Bu nedenle kurum ile yeniden yazışma yapılması, usul ekonomisi ilkesine ( HMK, m.30 ) uygun görülmemiş”tir gerekçesi ile direnme kararı verildiği anlaşılmakla, bozma ilamı gerekçesindeki açıklamalar ve Kurumun yargılama aşamasında davacıya başlangıçtan itibaren aylıklarının bağlanıp ödenmeyen tutarın da toplu olarak ödendiğini bildirmesi karşısında, Mahkemenin direnme kararı yerinde görülmediğinden talebin on gün içinde Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna iletilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı sebepten ötürü Yargıtay incelemesine konu olan karar, eski hükümde direnmeye ilişkin olup direnme Dairemizce yerinde görülmediğinden ve bu durumda kararın inceleme yeri Yargıtay Hukuk Genel Kurulu olduğundan dava dosyasının Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna sunulmak üzere Yargıtay Birinci Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE, 23.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.