10. Hukuk Dairesi 2013/18346 E. , 2014/15294 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi : Ankara 17. İş Mahkemesi
Tarihi : 28.05.2013
No : 2011/1659-2013/406
Dava, Kuruma prim borcu bulunmadığının tespiti, ve 06.11.1990-15.10.2010 tarihleri arasında düzenli prim ödediğinden bahisle 12.11.2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile aksi yöndeki Kurum işlemlerinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
İncelenen dava dosyasında; davalı Kurumun ihtilaf konusu 30.06.2011 tarih ve 13.830.135 sayılı yazısında, 20.11.1990 tarihli giriş bildirgesi ile 06.11.1990-19.07.1991 tarihleri arasında zorunlu, prim ödemelerine bağlı olarak da, 19.07.1991-14.04.1995 tarihleri arasında isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalısı, 15.04.1995-01.05.2006 tarihleri arasında ticari faaliyette bulunması sebebi ile isteğe bağlı sigortalılığının 14.04.1995 tarihine durdurulduğu ve 15.04.1995-01.05.2006 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil edildiği, 5960,87 TL prim borcu hesaplandığı ve bu borcun 22.06.2011 tarihinde ödendiğinin bildirildiği anlaşılmış olup; 07.11.1990-19.07.1991 ve 15.04.1995-01.05.2006 tarihleri arasında vergi kaydı, 29.11.1996-03.04.2008 tarihleri arasında oda kaydı bulunan davacının 01.05.2006-15.10.2010 tarihleri arasında da düzenli prim ödemesi bulunduğundan bu dönemler itibariyle Bağ-Kur sigortalılığının tescilinin yapılıp yapılmaması hususunda ihtilafın oluştuğu anlaşılmaktadır.
Belirtmek gerekir ki, vergi, kanunla kurulu meslek kuruluşu, esnaf ve sanatkârlar sicil memurluğu kayıtları zorunlu sigortalılığın dayanak belgeleri niteliğinde olup anılan kayıtlara sahip kişiler yönünden ancak, “(diğer) sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalma” ve “herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma” olgularının birlikte gerçekleşmesi durumunda zorunlu sigortalılık söz konusu olabilir. Belirtilen kayıtların yokluğunda zorunlu sigortalılıktan söz edilemeyeceği gibi, anılan sigortalılık niteliğine sahip olunmadığı döneme/sürelere ait prim borçlarının daha sonraki
tarihlerde Kurumca hatalı olarak geriye dönük tahsil edilmesi, ödemeler icra takibi sonucu gerçekleşmediği sürece ilgili yararına usulü kazanılmış hak olgusunu da oluşturmaz.
Bununla birlikte 1479 sayılı Kanunun 79. maddesi, zorunlu sigortalı sayılmayanların isteğe bağlı sigortalı olabileceklerini öngörmüş bulunmakla, bu yönde tescil istemi olmamasına karşın zamanında ödenen primlere karşılık gelen sürenin isteğe bağlı sigortalılık olarak değerlendirilmesi sosyal güvenlik ilkelerine uygun düşmektedir. Bu gibi durumlarda, ödenen primlerin karşılığı olan süre yöntemince saptanmalı ve ilk ödeme tarihleri esas alınarak anılan süre kadar isteğe bağlı sigortalılığa karar verilmelidir.
Eldeki davaya ilişkin olarak açıklanması gereken diğer bir konu da, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu"nun 01.10.1997 gün ve 1997/10-578 Esas, 1997/758 Karar; 24.09.2003 gün ve 2003/10-489 Esas, 2003/490 Karar; 14.07.2010 gün ve 2010/21-369 Esas, 2010/391 Karar sayılı ilamlarında benimsendiği üzere; davalı Kurum"un geçmişe yönelik (uyuşmazlık konusu dönemi de kapsar şekilde) prim tahsil ederek kullanıp sigortalılığa ilişkin güven vermesinden uzun süre sonra sigortalılığı iptal etmesi Medeni Kanun"un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyiniyet kurallarıyla bağdaşmayacaktır.
Açıklamalar ışığında incelenen dava dosyasında davacının 01.05.2006-15.10.2010 tarihleri arasında düzenli prim ödemesi bulunduğu anlaşılmakla bu dönemler açısından sigortalı olarak tescilinin kabulü ile 1479 sayılı kanunun Geçici 10. maddesi uyarınca yaşlılık aylığı şartları irdelendikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 19.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.