13. Hukuk Dairesi 2016/22577 E. , 2018/5681 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı/karşı davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı-karşı davalı ... Başkanlığı vekili avukat ... ile davalı-karşı davacı Asil ..."ın gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının davacı kurumun sözleşmeli avukatı iken takip ettiği ... 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2006/1583 esas sayılı dosyasından verilen 2008/1762 karar sayılı ilamında belirtilen kurum alacağının tahsili amacıyla ... 3.İcra Müdürlüğünün 2009/4457 esas sayılı dosyasında icra takibi başlattığını, takip borçlusunun davalının Vakıflar Bankasındaki şahsi hesabına 10.000.00-TL yatırdığını ve davalının kurum hesaplarına bu parayı intikal ettirmediğini, taraflar arasında yapılan avukatlık sözleşmesine göre davalının tahsil yetkisi olmadığını belirterek fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL alacağın 5.000,00 TL sinin 29.05.2009 tarihinden 5.000,00 TL sinin ise 10.06.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiş ve açtığı karşı dava ile; kurum ile arasında avukatlık hizmet sözleşmesinin bulunduğunu, bu sözleşmeye göre avukata tevdii edilen dava dosyalarındaki karşı taraf vekalet ücretlerinin tevdi edilen avukata ait olduğunu, haksız azledildiğini, vekalet ücreti alacağının kendisine ödenmediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL vekalet ücretinin sözleşmenin fesih tarihi itibariyle en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş ve ıslah dilekçesiyle talebini 220.659,04 TL’ye yükseltmiştir.
Mahkemece, davacı-karşı davalının davasının kısmen kabulü ile, 1.902,68-TL nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalı- karşı davacıdan tahsili ile davacı-karşı davalıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Davalı-karşı davacının davasının ıslah edilmiş hali ile kabulü ile, 220.659,04 TL nin sözleşmenin feshi tarihi itibariyle isleyecek faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan tahsili ile davalı-karşı davacıya ödenmesine, faiz oranına yönelik fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş; hüküm davacı-karşı davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı-karşı davalı, eldeki davada davalı-karşı davacı ile imzalanan sözleşmede tahsil yetkisi olmamasına rağmen icra dosyasında şahsi hesabına yatırılan 10.000,00 TL nin davalı karşı davacıdan tahsilini istemiştir. Davalı-karşı davacı, davanın reddi ile davacı-karşı davacının haksız azli nedeniyle ödenmeyen vekalet ücreti alacağının tahsilini istemiştir; Mahkemece, davacı-karşı davalının davasının kısmen kabulüne ve davalı-karşı davacının davasının ıslah edilmiş hali ile kabulüne karar verilmiştir.
Avukatın vekil olarak borçları dava tarihi itibari ile yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunun 389. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 505.) ve devamı maddelerinde gösterilmiş olup, vekil, müvekkiline karşı vekaleti sadakat ve özenle ifa etmekte yükümlüdür. Vekil, sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak zorunluluğundadır.
“Özen borcu” ile ilgili Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesinde mevcut olan, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde hareket etmekle yükümlüdürler.” şeklindeki hüküm ise, avukatlık mesleğinin bir kamu hizmeti olması nedeniyle, Borçlar Kanunu’nun 390. ( Türk Borçlar Kanununun 506.) maddesinde düzenlenen vekilin özen borcuna göre çok daha kapsamlı ve özel bir düzenlemedir.
Buna göre avukat, üzerine aldığı işi özenle ve müvekkili yararına yürütüp sonuçlandırmakla görevli olduğu gibi, müvekkilinin kendisi hakkındaki güveninin sarsılmasına neden olacak tutum ve davranışlardan da titizlikle kaçınmak zorundadır. Aksi halde avukatına güveni kalmayan müvekkilin avukatını azletmesi halinde azlin haklı olduğunun kabulü gerekir. Gerçekten de avukat, görevini yerine getirirken gerekli özen ve dikkati göstermemiş, sadakatle vekaleti ifa etmemiş ise, müvekkilinin vekilini azli haklıdır.
Avukatlık Kanununun, 174. maddesinde, “Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.” hükmü mevcut olup, bu hükme göre azil işleminin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkil avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü değildir. Dairemizin kökleşmiş içtihatlarına göre haklı azil halinde ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp, kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebilir. Zira vekalet ilişkisi bir bütün olup azil, taraflar arasındaki tüm dava ve takiplere sirayet edeceğinden, azlin haklı olduğunun kabul edilmesi halinde, davacının azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşmeyen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edebilmesi mümkün değildir. Buna karşılık haksız azil halinde ise avukat, hangi aşamada olursa olsun, üstlendiği işin tüm vekalet ücretini talep etme hakkına sahiptir.
Bu açıklamalardan sonra dava konusu olaya bakılacak olursa; Davacı-karşı davalı ve davalı-karşı davacı arasında imzalanan avukatlık ücret sözleşmesi 28.05.2009 tarihli yazı ile feshedilmiş olup, ilgili yazıda Sigortalı Ahmet Yıldız’ın 18.09.2003 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu uğranılan kurum zararının rücuen tahsili davası olan ... 8. İş Mahkemesinin 2008/127 E. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ve kabul kararının temyiz edilmemesi fesih nedeni olarak gösterilmiştir. Davacı-karşı davalının fesih sebebi olarak gösterdiği söz konusu yazı, davacı-karşı davalının cevap dilekçesinde belirttiği diğer sebepler ve davalı-karşı davacı ile imzalanan sözleşme hükümleri değerlendirilerek öncelikle azlin haklı olup olmadığının tespiti gerekir. Dairemizin kökleşmiş içtihatlarına göre haklı azil ve fesih halinde ancak fesih tarihi itibariyle sonuçlanıp, kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebilir. Zira vekalet ilişkisi bir bütün olup azil ve fesih, taraflar arasındaki tüm dava ve takiplere sirayet eder. Azil ve fesih haksız ise, taraflar arasında imzalanan Avukatlık Sözleşmesine göre vekalet ücretlerinin her bir dosya için tek tek hesaplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir. O halde Mahkemece, öncelikle azlin haklı olup olmadığı sözleşme hükümleri ve azil gerekçeleri dikkate alınarak konusunda uzman üçlü bilirkişiden taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp belirlenmesi ve bu husus aşıldıktan sonra davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacı karşı davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın davacı karşı davalı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davacı karşı davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 1.630,00 TL duruşma avukatlık parasının davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya ödenmesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10/05/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.